Mecelle’ye saygı

1 Aralık 2016 20:24
A
a
Elektronik postama zaman zaman (DPT) Devlet Planlama Teşkilatı eski mensuplarından CHP’li ömrü asrı doldurmak üzere olduğu halde, muazzam birikimi, cedel’e daima hazır bir zat olan Ali Nejat Ölçen Bey’in, Erbakan Hocamızın kurduğu Gümüş Motor fabrikası ürünü motorlarının bir projede kullanıldığında arızaların husule gelmesi üzerine yaptığı tenkit yazısına, ben de kendilerine nezaketle olmakla beraber mukni ifadeler içeren itirazlara imalat hatalarında bir genel müdürün, hele hele olayın yıllar sonra vuku bulması üzerine muhatap alınmasının doğru sayılmayacağı şeklinde hitaben ifadatımda benim de haklı olduğumu, kalite kontrolün gözden kaçırmasından vücut bulan sakatlığın genel müdürden sorulmasının doğru bir tutum olmadığına dair mütalaama hak vermek nezaketini göstermişlerdi. Buna zamimeten “Türkiye Sorunları” başlığıyla kendi imkanlarıyla tab ettirmiş, 6016 sayfayı bulan 64 sayfadan meydana gelmiş 94 risaleyi göndermek lütfunda bulunmuşlardı. Sayın Ölçen 4 Haziran 1922 Amasya doğumlu, İstanbul Teknik Üniversitesi “Su Kolu” mezunudur. Sayın Ölçen; 1928-1946 arası öğrenci, 1946-1950 arası mühendis, 1960-1973 arası iktisatçı, 1973-1980 arası politikacı olup, pederi ise bir Osmanlı subayı olarak esir düşmüş, Moskof esaretinden sağ dönmeye muvaffak olmuş, cumhuriyetimiz ordusunda albay rütbesine irtika etmiş o rütbeden tekaüt olmuştur. Gönderdiği yazısını Ahmet Cevdet Paşa’nın değerli eseri Mecelle’nin değerini takdir eden ifadatıyla siz okurlarımı baş başa bırakıyorum. Fiemanillah.
YARGIDA AHLAK SORUNU...
Ali Nejat Ölçen
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin paylaşımında Adaletsiz ve Kalkınmasız Parti (AKP) iktidarı ile Cemaat arasında husumete (düşmanlığa) dönüşen sorunlarının en çirkin ve ahlak dışı olanını yargı erkinde yaşamaya başladık. Böylesi paylaşımda AKP yanlısı yargı erkinin Cemaat yanlısı olanını cezalandırmasını uygun bulmak da, o ölçüde yanlıştır ve zararlıdır. Aslında iki taraf da hukuku kendi çıkarı için kullanmış, iktidar gücüne dönüştürmeyi amaç almışlardı. Cemaat yanlısı yargıç ve savcı ne ölçüde suçlu ise, AKP yanlısı yargıç ve savcı da o denli suçludur, adaletin eşitlik ve ahlak ilkelerinden sapmışlar, görevlerini kötüye kullanmışlardır. Bu konuda yan tutmak böylesi hukuk cinayetinden yana olmakla eş anlamlıdır. 
Yargı erkininin bağımsız ve siyaset dışı olmasını savunmaktır gerekli olan. Bu gereklilik hukukun adalet ve eşitlik ilkesiyle bütünleşmesini koşul görür ve o nedenledir ki AKP’den ya da Cemaat’ten yana hangi yargı ve savcı işlevini hukuk dışına kaydırmışsa suçludur, görevlerini kötüye kullanmış, hukuka ihanet etmiştir. Bu son tümcenin yanlış anlaşılmaması için belirtelim ki, hukuka ihanet, AKP iktidarının uzmanlık alanına dönüşmüştür. Toplumun ahlakını, toplumun dürüstlüğünü, toplumun adaletini sağlayacak ön koşul ‘yargı ahlâkı’dır ve yargı ahlâkının temelinde güvenilir olmak, haksızlığa yol açmamak koşulu gelir. Bugün AKP’nin güdümündeki yargının, Cemaat yanlısı yargıç ve savcılarını cezalandırmasından yana olmak (ya da tersi) yargının paylaşımını onaylamakla eş anlamlıdır; yargı erkinde ahlâk sorununun yok edilişine göz yummak demektir. 
Çağımızda “adalet mülkün temelidir” deyimi dahi gerekli olsa bile eksiktir, tamamlanması gerekir. Yani mülk de (devlet de) adalete temel olmalıdır. AKP iktidarında devlet, adalete temel olmak yerine adalete engel olmayı üstlenmiş görünüyor. Her şeyden önce devletin de adalete temel olmasını sağlamayı koşul görmemiz ve böylesi adalet sorumluluğunu ve kültürünü yaratmamız gerekmektedir. Çünkü ulus kadar devletin de adalete gereksinimi var. Ve her şeyden önce adalet hukuk ile yeniden bütünleşebilmelidir. Bunun için hukukun kendine özgü ahlakını yapılandırmamız gerekecek. 
Hukuk fakültelerinde “yargı ahlâkı” türünde bir öğrenime yer verilmiş midir bilemiyorum. Fakat şimdi böylesi bir eğitime gereksinim olduğu gerçeği ile karşı karşıyayız. Yargı ahlâkının en belirgin örneklerini Mecelle’de görmekteyiz. Aslında Mecelle Osmanlı Devleti’nin 1850’li yıllarda giriştiği devrimlerin en önemlisiydi. Birbiriyle çelişen mezhepsel hukuk (fıkıh) yok edilerek tümünü bütünleşik hukuka dönüştürmüştür. Ayrıca padişahın ve şeyhülislamın dudakları arasından dökülen sözlerin yasa hükmündeki etkinliğini ortadan kaldırmış ve bunlar kadar önemli olan hukukun nasıl bir hukuk olması gerektiği koşullarını betimlemiştir. 
Örneğin: 1. Mecelle’nin 74. maddesi “tevehhüme itibar yoktur” koşulunu öngörmüştü. Yani yargıda, “vehim, kuruntu geçerli olmayacak”. Ergenekon, Hasdal davaları vehim ve kuruntu üzerine yargı kararıyla zindanların oluşumuna yol açtı. 
2. kişinin ikrarı ile muaheze olunacağını öngören Mecelle’nin 79. maddesi, yani kişinin suçunu kabul etmemesi özgürlüğü, AKP’nin hukukunda söz konusu olabildi mi? Aslında, yargı suçu kanıtlamak zorunda iken, kişinin suçsuz olmasını kanıtlaması zorunluluğu getirildi. 
3. Mecelle’nin 72. maddesi bugün AKP’nin hukukunda keşke geçerli olabilseydi. O madde “hatası zahir olan zanna itibar yoktur” diyor. Yanlışı olduğu görünen zannın geçersiz olacağını vurguluyor. 21. yüzyılda AKP’nin hukukunda yanlış, düzmece, bilgisayarlara kimin yapıştırdığı bilinmeyen sanal, yazılı ve sözlü zanlar binlerce seçkin aydınımızın zindanlara tıkılmasına neden oldu. Hitler’in Almanyası’nı, Mussolini’nin İtalyası’nı 21. yüzyılda yaşamaya başladık. 
4. Mecelle’nin 1687’nci maddesi keşke bugün geçerli olabilseydi. “Meclis-i muhakemenin haricinde olan şehadet muteber değildir” diyor. Gizli tanığın nerede, ne zaman alındığı bilinmeyen ifadelerinin, imzasız mektupların, bilgisayara yapıştırılan bilgilerin suç kanıtı sayıldığı AKP hukukunun, Mecelle’nin ne denli gerilerinde kaldığını göstermektedir Mecelle’nin bu çağcıl maddesi. AKP iktidarı Osmanlı’ya özenerek yeniçerilerinin giysilerine bürünen konu mankenlerini törenlerde kullanırken, Mecelle’nin bu maddesini öngören hükmüne de gereksinim duymalı. 
5. Mecelle’nin bir üstün yanını yargıcın nasıl bir kişi olması gerektiğine ilişkin hükümlerinde görüyoruz: Yargıç ahlakının nasıl bir ahlak olması gerektiğini betimliyor. Örneğin 1795. maddesi “hakim iki hasımdan hiçbirisinin hediyesini kabul etmez, 1797. maddesi de “hiçbirisinin ziyafetine gitmez” koşullarını öngörüyor. 1792. maddesi de “hakim, hakîm, fehim, müstakim ve emîn, mekin, metin olmalıdır” diyor. Cemaatin yargıcı ile AKP’nin yargıcı, müstakim (doğru), emin (güvenilir) fehim (anlayışlı) mekin (onurlu) olabilirler mi? Bir yargıcın kararı için öteki yargıç “hükümsüzdür” diyebiliyor, yargı kararını bir savcı kabul edilemez buluyorsa, hangi tencere ötekisine “dibin kara” diyebilir!
6. Mecelle 1794. maddesi ile “hakimin temyiz-i tammeye muktedir olması lâzımdır” diyor. İyiyi kötüden ayıran yargıç gereğini koşul görüyor. AKP ile Cemaat arasında paylaşılmış olan hangi yargıç iyi ile kötüyü birbirinden ayırabilmektedir!
7. Bugün AKP’nin hukukunda acaba Mecelle’nin 1802. maddesi geçerli mi? Keşke geçerli olabilseydi. Siyasallaşan din, AKP iktidarında din olmaktan çıkmışsa, siyasallaştırılan hukuk da hukuk olmaktan çıkmıştır. Bakınız Mecelle’nin 1802. maddesi çağcıl hukukta iki yargıçtan birinin “ol davayı istimâ ve hükm edemez, ederse hükmü nâfiz olmaz” diyor. Yani bir davaya iki yargıcın bakması söz konusu olduğunda, yargıçlardan biri o davaya bakamaz ve karar veremez, karar verirse o karar geçerli olamaz, diyor. AKP’nin oluşturduğu hukuksuzluğun hukukunda aynı konudaki yargı birbirinden farklı; farklı olması bir yana çelişkili de olabilmekte! Neden? Çünkü, karar suçun türüne göre değil, kişiye göre değişebilmektedir. 
8. Özetle AKP iktidarında hukuk yalnız adaletin, eşitliğin, hakkaniyetin ve yansızlığın dışına çıkmakla kalmamış, ahlakın da dışına çıkabilmiştir. Yalnız yargı erkini değil, yasama erkini ve yönetim erkini de halktan yana, halkın uzun erimli yararını gözeten, bunu koşul kabul eden siyasal iktidarı yaratabilmek zorundayız. Eğer bu topraklarda var olabileceksek. 
29.4.2015 öyle, biline-çare buluna.
Dr. Ölçen
Asırlık çınar günümüzde nadir olan bir şahsiyet. Az bulunur bir kıymet, Mecelle’ye cart-curt etmeyen saygıdeğer ve milletine hala bir şeyler hatırlatmayı vazife bilmiş bir fanidir. Ömrünüze bereket. Fiemanillah.
1000
icon
HİKMET ALB 3 Aralık 2016 13:00

DEĞERLİ HOCAM ÖNCE SAYGILARIMI SUNUYORUM BÖYLE GÜZEL BİR YAZINIZI HERKESİN OKUMASINA FIRSAT TANIMAK İÇİN ÖNCELİKLE DEVLETİ YÖNETMEYE SOYUNANLARIN OKUMASINI SAĞLAMAK İÇİN SIK SIK YAYINLAMANIZI ARZU EDİYORUM BU MİLLETİN GEÇMİŞİNDEKİ BU VE BUNA BENZER O KADAR ÇOK GÜZELLİKLER VAR Kİ BUNLARI KENDİ BENLİĞİNİ KAYBETMEK ÜZERE OLAN MİLLETİMİZE HATIRLATMAYI AKLI BAŞINDA VATANINI VE MİLLETİNİ SEVENLERİN ASIL GÖREVİ OLMALIDIR

0 0 Cevap Yaz
Metin Hasırcı

Muhterem Hikmet Bey,iltifatınıza teşekkür edersizin temenninize uymayı bana verilmiş bir görev addediyorum. Sağlık dolu uzun ömürler efendim. Fiemanillah

0 0
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat