Muhafazakârlık üzerine….

22 Ağustos 2016 22:17
A
a
Gerilere gitmeyelim. Osmanlı Devleti, geçim ve pazar için üretmeye pek açılmadan daha önceleri, harcama, yaşama ve kazanmada atalarının kullandıkları usul ve alışkanlıklarını terk etmeye yönelmek istediğinde, bu yönelişe karşı ayak diretenler oldu. Bu arada idari sistemde de bir değişiklik olsun isteniliyordu. Bu alanda da yönetenlerle beraber yönetilenlerin içinden, idari sistem ve siyasette farklılaşmaya ayak diretenler görüldü...
       Umur görmüş bürokrasi, maddi servet sahipliği bakımından, değişim isteyenlerin başında geliyordu…
       İki gününü gelişmeksizin farksız geçirenlerin hüsranda oluşundan söz eden Peygamber bildirisine pek kulak asılmadığından, Batı dünyasındaki askeri gelişme karşısında kendine yeterlilik kaybına uğrayan Osmanlı Devleti,  iktisadi yapısının yanında yavaştan yavaşa askeri anlamda da gerilemeye başladı…
      Kayıpların telafisi, yenilgilerin bitirilmesi ve iktisadi çöküntünün giderilmesi amacıyla yönetim,  mecburiyetten değişim isteklerine ayak uydurmak zorunda kaldı.. Bu arada eski moda alışkanlıklarla usul ve esaslara karşı ayak diretenlerin de  yavaştan  yavaşa değişmeye yöneldikleri görüldü…
       Bir şartla, Moderleşmek mi, İslamda kalmak şartıyla evet…
        Oysa modernleşmek, şirketleşmeyi de gerekli ve kaçınılamaz görüyordu…
        Bu günlere kadar olanı “muhafaza mı edelim, değiştirelim mi” tartışmaları sürdürülürken, düşman da, Bakırköy sınırlarına kadar içimize girdi ve İstanbul ile İzmir’in işgalleri sonucu, Kurtuluş Savaşı da, damdan düşerek  mutfaklardaki yağsız aşın üzerine tuz serpti…
       Kısacası,
       Memleketimizi erkeksiz bıraktı…
       Kadın erkek dengesinin erkeklerin aleyhine bozulması pahasına da olsa, neticede düşman püskürtüldü…
                                   Xxxxxxxxx
       Osmanlı’nın ve Türk’ün has vatanında girişilen yeni  teşkilatlanma hareketi, koca imparatorluğun küçümencik Anadolu’da sıkışıp kalmasını, değişime ayak diretilmesinde gördü..
       Siyasi ve idari teşkilat bütünüyle değiştirilmeliydi. Ele güne muhtaçlıktan paçayı sıyırabilmek için, iktisadi alanda birbirleri ardınca şirketler kurulmaya başladı...
        Osmanlı toplumu bir tarım toplumu olduğudan üretim  yoğunlukla geçimlik yapılırdı. Bundan ötürü kadınlar da aile işletmelerinde tarım işçiliği yapar, Batı dünyasının piyasa için üretim yapan ülkelerin iki dirhem bir çekirdek modern kadınlarına benzemezdi…
       Yeni Cumhuriyet Yönetimi, ekonomiyi, pazar için üretime programlayınca, tarımda olsun çarşı pazarda olsun kadınlara da, “Haydin iş başına” emri çekildi…
        Tabii, yönetilen halk, Müslümanlığının yanında üretim sistemi de geçimlik olduğundan, hükümetin ve devletin bu emrine olumsuz tavır takındı. Bu olumsuzluk işten meşke, oturup kalkmaktan giyinip kuşanmaya, yiyip içmeden, okuyup yazmaya ve  mirasın paylaşılmasına kadar hayatın her alanına yayıldı…
       Mirasta kadının payının erkek kardeşine nisbet yarım oluşunun sebeb-i hikmeti, kadının bakımı ve ihtiyaçlarının giderilmesindeki yükün evvela kendi ailesinin, olmadı sokak komşularının ya da mahallesindeki Müslümanların, velhasılı kelam, hükümetle belediyelerin mutlak anlamda boyunlarına borç düşülmesiydi.
       Bu borcu yüklenmeyi reddedenler, tutucu oldular ve tarımda geçimlik sistemin yarattığı yoksulluktan paçalarını kurtaramadılar. Mantıken kabullenenelere de, muhafazakar denilip çıkıldı.
                               Xxxxxxxxx
       Muhafazakarlarla tutucular arasında bir ara katman bulunuyor...
        Protestaniler…
        Bunlar, Ötedeki mutluluk cennetini  buradaki iktisadi başarılarının helalinden dini bir karşılığı olarak görürler. “Allah’ın kullarına verdiği zenginliği, onların sırtlarında görmesini istediği” havasından giderler. Hali  vakitleri pek iyidir. Umursamazlar dünyayı. İslamın şartı da beştir, protestanilerce…
      Satın almak için aradıkları konutların, behemehal yüzme havuzlu olması isteyerek, her yıl hak ettikleri yaz tatillerini de denize sıfır içkisiz İslami otellerde geçirmeyi adet haline getirirler…
       Bunların nazarında bankalarla ilişki kurmak, çağdaş dünyanın geçerli ekonomik şartlarının gereğidir…
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat