MUHARREM ve HİCRET

3 Ekim 2016 21:41
A
a
Türkiye de gündem ve olaylar o kadar hızlı gelişiyor ki insan bu hızlı değişim karşısında kendisi için çok önemli olan mukaddes gün ve gecelerimizi bile unutturuyor. Çoğumuz içinde bulunduğumuz bu kaos ortamında Pazar günü idrak ettiğimiz ve bizim Müslümanlar olarak yılbaşı kabul ettiğimiz Hicri Takvimin        1438 başlangıcını unutup gittik, anmaya dahi vakit bulamadık. 
                        Hâlbuki Müslümanlar bu günü ve gecesini nefis muhasebesi yaparak geçirdiler. Bir önceki yılda yaptıkları iyi veya kötü amellerini, İslam masası üzerine yatırdılar. Yeni girecek yılda da bu eksilerini artıya çevirmek için yapılması gerekenleri tespit ettiler. Zira yaşadığı hayatın ve ömrün hesabını kitabını yapmayan, sonunda ipin ucunu kaybederek müflis tüccar durumuna düşer. Peygamberimize müflis kimdir? Diye sorduklarında “Kıyamet günü nizam kurulduğunda sevabından çok günahı” olan kimseye denir. Buyurdu. Onun için her Müslüman kıyamet günü müflis duruma düşmemesi için hicri yılbaşının başladığı 1 muharrem gününde dünyadaki mizan terazisini kurarak, ibreyi artıya çekmesi gerekir. Bunun teşekkülü içinde gelecekteki yaşantısını daha hayırlı ve islamın istediği şekilde bir mecraya sokma gayreti içine girer.
                        İslam dini en son ve en mükemmel kuralları içeren, insan fıtratına uygun son dindir. Zaten cenabı Hak ayetinde “Ben size en son din olarak İslami seçtim.” buyurmuştur. Bu dinin peygamberi Hz. Muhammed (SAV) de en son peygamberdir. En son olmak beraberinde mükemmellikleri de getirir. Onun içindir ki Medine İslam Devleti’nin ilk günlerinde Müslümanların kullandığı bir takvim yoktu. Miladi takvim Hıristiyan dünyasına has bir takvim olduğundan, onlara benzememek ve taklit etmemek açısından kullanılmamış ve zaten de ihtiyaç hissedilmemiştir.
                        Peygamberimizin vefatından sonra 4 halifeler devrinde topraklar genişlemiş, hele hele Hz. Ömer(RA) zamanında İslamiyet çok uzak şehir ve beldelere kadar ulaşmıştır. Bu büyüme ile birlikte teknik sorunlarda baş göstermeye başlamıştır. Örneğin bizzat Hz. Ömer (RA)’a çözüm için getirilen alacak borç senedindeki ödeme tarihi muharrem ayı yazmakta, alacaklı bu muharremi içinde bulundukları muharrem ayı olduğunu iddia etmekte, borçlu da gelecek senenin muharrem ayı olduğunu iddia etmiş, sonuç da çözümsüzlük doğmuştur. Yine yeni fethedilen şehirlere gönderilen valilere giden emirnamelerde talimatlarda sene yazılmadığı için, hangisi önce, hangi talimatın sonra geldiği hususlarında anlaşmazlıklar baş göstermiştir. Bunun üzerine Hz. Ömer (RA)’ın hilafeti zamanında Medine’de meclis toplandı. Hz. Ali (RA)’IN teklifi üzerine peygamberimizin (SAV) Mekke’den Medine’ye hicret ettiği Muharrem ayının biri hicri takvimin başlangıcı olarak kabul edildi.
                        Hicret hadisesinin 16. yılından itibaren de tüm İslam âleminde Hicri takvim kullanılmaya başlandı. Hicri takvimin başlangıcı Muharrem ayının biride yılbaşı olarak bugüne kadar kutlana geldi.
                        Günümüz İslam Dünyasında Muharrem ayını kendilerine her türlü eziyet ederek vücutlarını yaralayarak ve 1 ay boyunca karalar giyip feryadı figan çığlıkları atarak kutladığını iddia edenler Şia dünyasıdır. Bu kutlamanın sebebi de ehli beyt sevgisine bağlamışlardır. Ancak Hz. Hüseyin (RA)’ın şehadetini hazırlayanlar da maalesef onu zahiren sevdiklerini iddia edenler olmuştur.  Hz. Ali’yi (KV) çağıranlar sonra yalnız bırakanlar, Şia yani onu sevdiğini iddia edenlerdi. Sonra Hz. Hüseyin’i Küfeye yanlarına çağırmışlar ama kerbela da yalnızlığa terk etmişlerdi.  O gün Hz. Hüseyin’i Yezidin ordusuna terk edenler, bugün Hz Hüseyin’in davasını sürdürdüklerini iddia ediyorlar ve bunu yaparken de bugünün Yezitlerinin yanında yer alıyorlar.
                        İslam tarihine şöyle bir göz atacak olursak Şia dediğimiz grup ve onu temsil eden devletler hiçbir zaman küfre ve kafire karşı savaşmamışlardır.  Onların bütün işi gücü ve mücadelesi ehli sünnet Müslümanlarına karşı olmuştur. Bütün faaliyetleri mezhep taassubu ile İslam ülkeleri içinde şia misyonerliği ile uğraşmışlardır. İslam’ın mukaddes beldeleri olan Mekke-Medine Kudüs gibi şehirlere karşı haçlı ordularının önlerinde dimdik duran ehli sünnet itikadını ön planda tutan Anadolu Selçukluları ve Osmanlı İmparatorluğu olmuştur. Ehli salibin kaldırdığı her kılıç darbesineehli sünnet göğsünü siper etmiştir.
                        Dünyanın her yerinde Müslümanlar, öldürülüyor, zulme uğruyor. Siyonist güçler ve onlara hizmet eden emperyalist şer odakları, tüm dünyada Müslümanları kirli emellerine malzeme yapıyor. İslam coğrafyasının, yeraltı ve yer üstü kaynaklarını sömürmek için aralarında paktlar kuruyor, Allah-Kuran-İslam gibi en üstün değerlerimize ve inançlarımıza hâşâ kelepçe vurmaya çalışıyor. Doğu Türkistan da Çin’in katliamları sürüyor, 10 yaşındaki kız çocuklarının dahi ırzına geçiliyor, İslam namına ibadetlerde dâhil ne varsa yasaklanıyor.  İslam âleminin ilk kabesi olan Mescid-i aksa Yahudi çizmeleri altında kirletiliyor, Irak ve Suriye de artık binlerce Müslüman’ın kanı akıyor ve yüzbinlercesi de vatanlarını terk ederek batılı ülkelere hicret etmek zorunda bırakılıyor. Memleketimiz de ise iç ve dış odaklar yerli ihanet şebekelerini kullanarak İslam’ın son kalesi olan Türkiye Cumhuriyetini yıkmak ve aciz bir duruma getirmek için bombaları patlatılıyor. Masum insanlarımız ve güvenlik kuvvetlerimiz şehit ediliyor. Bu misalleri çoğaltmak mümkün. Geçen 1437 senesini büyük zorluklar ile atlattık, büyük badirelerden geçtik. İnşallah Çarşamba gününden itibaren idrak ettiğimiz hicri 1438 senesinde bu makûs talihimizi hayırlara Tebdil eder düşüncesindeyiz.  Bütün bu olaylar olurken ve sıranın bize de geleceğini bile bile, birbirimizle boğuşuyoruz. Tarihimizi ve kültürümüzü inkâr ediyoruz. İslam ve insanlık algımızı yitiriyoruz.
                                                Velhasıl birbirimizi yiyoruz! Afiyet olsun…
 
1000
icon
Hikmet alb 5 Ekim 2016 01:03

KUR AN AYETLERİ DIŞINDAKİ HADİSLERİN YORUMU VEYA İSLAMI YAŞAMA ŞARTLARINI YORUMLAMAK KONUSU BENİM BİLGİM DIŞINDA BU KONUYU İNCELEMEYENLER DE YAPACAKLARI YORUMLAR DA HATA YAPABİLİR DİYE DÜŞÜNÜYORUM O YÜZDEN YORUM GETİREMİYORUM KUR ANNIN EN SON GÖNDERİLEN PEYGAMBERİMİZE GÖNDERİLMİŞ OLMASI BİZLERİN ŞANSIDIR ÇÜNKİ AKIL VE MANTIĞIMIZA EN UYGUN OLMASIDIR BAZI DİN LARI DİN ADAMI GÖRÜNTÜSÜ İÇİNDE YANLIŞ BİLGİLENDİRMELER YAPARAK DİNİMİZİ BOZMAKTALAR GELECEĞİ ALLAHTAN BAŞKA KİMSE BİLEMEZ AMA ŞİRK KOŞAN KİMSELER SON ZAMANLAR DA ÇOĞALMAKTADIR

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat