Ne Donald, ne Hillary ben Bernie Sanders’i sevmiştim

10 Kasım 2016 21:55
A
a
Benim başkan adayım Bernie Sanders’di.
Kendini ‘’ Sosyalist Demokrat’’ olarak tanımlayan Sanders ABD tarihinde senatoya giren ilk sosyalistti.
Sanders devlet üniversitelerinin ücretsiz hale getirilmesi, sağlık sisteminin devletleştirilmesi gibi öneriler sunuyordu.
Demokrat Parti’deki yarışa renk getirdi Sanders ve onun söylemleri gösterdi ki aslında ABD halkı sosyalizme öyle çok katı bakmıyordu. Bernie Sanders rakibi Hillary Clinton'a karşı New Hampshire ve Michigan'da ön seçimi kazanmıştı ama Hillary Clinton oldu sonuçta Demokratların başkan adayı.
Demokratlar, Sanders gibi bir sosyalisti başkan adayı yapacak kadar da demokrat değillerdi yani.
**********************
Bernie Sanders'in, 1965’te Alabama’nın Selma kentinde oy kullanma hakkı için düzenlenen, Martin Luther King önderliğindeki ünlü Washington yürüyüşüne katıldığı da ortaya çıkıyordu seçim sürecinde.
Sanders’in şu cümleleri kalbimde yankı bulmuştu:
"Ben kamuculuğu savunuyorum. Sağlık eğitim gibi sosyal alanlarda, işi tek amacı kar etmek olan şirketlere bırakamayız. Sosyalizm denince bizim Avrupa ve İskandinav ülkelerinden öğreneceğimiz çok şey var. Finlandiya, Norveç veya Danimarka'da fakirlik neredeyse tamamen ortadan kalktı. Vatandaş olan herkesin sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı var. Üniversite eğitimi oralarda herkese bedava. Sürdürülebilir enerji kaynakları konusunda da çok ileriler. Her konuda katılımcılar. Onlardan öğreneceğimiz çok şey var. ABD'de olduğundan çok daha eşitlikçi bir toplum kurmayı başarmışlar."
**************
Rusya’da gerçekleşen devrim, dünya devrimin önünü açmamıştır ama kapitalizmin kalbinde ABD’de bir sosyalist başkan seçilseydi yer yerinden oynardı.
Ham hayaldi tabii, sistemin çarkları arasında Sanders hoş bir seda olarak yankılandı ve popülist gürültünün arasında kayboldu.
 
Karanlık bir çağın popülizmi
 
 
Dünyanın karanlık bir çağa girdiği görülüyor. Avrupa’da entelektüel hayat geriledi, aydınların eski ağırlığı yok, büyük sanatçılar da kayboldular. Sosyalizmin çöküşü dünyayı düşünsel açıdan etkiledi, popülizm ağır basıyor her yerde.
Hillary Clinton da Donald Trump da ABD ölçeğinde hayli sıradan adaylardı. Üçüncü dünya savaşının ayak seslerinin Ortadoğu’da yükseldiği bir dönemde adayların karizmatik olması beklenemezdi. Sistem tarafından daha kolay kullanılabilecek, yönlendirilecek adaylar öne çıktı.
Hillary şahindi küçük ölçekli bir savaştan yanaydı Rusya ve Çin’e ayar verecekti. Trump daha uzlaşmacı duruyor. Yani Donald Trump az da olsa sisteme aykırı; bakalım o aykırılık ne kadar sürdürülebilir.
**************
Hüseyin Vodinalı’nın şu yorumuna katılıyorum.:
‘’Siz ne kadar bilgili ve donanımlı olursanız olun, bir şeyi en aptal insanın anlayacağı şekilde anlatamazsanız bilgi dolu yalnızlığınıza mahkum olursunuz. Bu Türkiye’de de böyle, ABD’de de, Rusya’da da. Trump, TV şovunda Amerikan halkını ikna etti ve onlara refahın kapısını açacağını vaat etti. Hillary ise Corporate America’yı, yani Amerikan müesses nizamını arkasına almanın seçimi kazandırmasını bekledi.’’
 
Çizgiyi aşma çizerler
 
 
ABD’de başkan adaylarının televizyonda yaptıkları tartışma burjuva demokrasisinin güzel bir demokratik geleneği. İmrenmemek mümkün değil.
Eskiden hiç değilse arada bir parti liderlerini televizyonda bir arada konuşurken görebiliyorduk ülkemizde. Sonra bu uygulama bitti.
Artık, sadece meydanlarda halka hitap etme, grup toplantılarında konuşma veya tek kişiyle röportaj şeklinde oluyor seçim çalışmaları.
Diyalog değil monolog kültürü siyasetimizi kısırlaştırıyor; tek kale maçlarla demokrasi gelişir mi?
Siyasetin dili ağır, çatışmacı, sert polemiklerle dolu.
İkinci imrendiğim konu şu: ABD başkan adaylarının basına, yazarlara, sanatçılara eleştiriye tahammülleri bizle kıyaslarsak çok fazla.
Ancak ABD’de basının bütünüyle özgür olduğunu söylemek olası değil. Basını kontrol eden Wall Stret, Pentagon, iş dünyası, lobiler gibi sistemin güçleri var. Gerçekler siyasilerce ve sistem tarafından pek sevilmez; sadece ABD’de daha çok hoşgörü gösteriliyor, o kadar.
Ve şunu yazalım bir kenara: Öyle kafanıza göre başkanlık edip kırmızı çizgileri aşamazsınız; aşarsanız çizerler. John Fitzgerald Kennedy örneği ortada.
**************
Ne diyelim Donald Trump hayırlara vesile olsun.
 
 
Not: Medya mahallemizi de eleştirelim. Posta Gazetesi seçim sonuçlanmadan ''Clinton Başkan'' diye ilk sayfaya haber girdi. İbretlik bir olaydır yani.
 
1000
icon
Hikmet alb 11 Kasım 2016 08:43

DEĞERLİ YAZARIM YAZINIZI OKUYUNCA SİYASET YAPTIĞIM GÜNLERİMİ HATIRLADIM ÖĞRENCİ İÇİN NASIL İMTİHAN KORKU YARATIYOR İSE SİYASİLERİ DE YAPILACAK SEÇİMLER KORKUTUR GENÇ PARTİ YENİ KURULMUŞ VE YENİŞEHİRİN KURUCU İLÇE BAŞKANI OLARAK GÖREVLENDİRİLDİM İŞ ADAMI OLARAK TÜRKİYENİN BEŞİNCİ SIRADA ZENGİNİ İDİ VE ATATÜRKÜN HAYATINI ÇOK İYİ İNCELEMİŞ BİR LİDER OLARAK BULDUĞUM İÇİN TEKLİFİ KABUL ETTİM SEÇİME ÇOK DA HAZIRLANMA FIRSATI BULMADAN GİRDİK CEM UZANIN ŞAHSINDA KAYNAKLANAN LİDERLİK VASIFLARI İLE ESKİ PARTİLERİ GERİDE BIRAKMA BAŞARISI ELDE EDİLDİ SEÇİMDEN SONRA TEKRAR HALKIN ARASINA GİRİP YAPMAK İSTEDİKLERİNİ ANLATMAK İSTER İKEN BAŞARISINDAN KORKAN İÇ VE DIŞ GÜÇLER ÖNÜNÜ KESMEK İÇİN KUMPASLAR KURDULAR BU HÜKÜMETE VE ORDUYA YAPILANLAR GİBİ VE DOLAYLI OLARAK SERMAYE KESİMİ İLE ELLERİNE GEÇİRDİKLERİ HUKUK GÜCÜ İLE TÜRKİYENİN EKONOMİSİNİ SEKTEYE UĞRATTILAR BU ŞEKİLDE SİYASİ HAYATTA PARLAYAN KİŞİNİN ÖNÜ KESİLDİ BEKLEYENLERİ VAR UMUTLARINI YİTİRMEMİŞLER DÜN BENİ DE ARALARINDA GÖRMEK İSTEDİLER GİTD

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat