Loading...

Neden yılbaşı kutlaması?

28 Aralık 2018 21:51
A
a
31 Aralık Pazartesi gününü salıya bağlayan gece yılbaşı gecesi olup yeni bir yıla daha gireceğiz. Öncelikle peşinen şunu belirtelim. Bu geceyi kutlama geleneği tüm dünyaya Hristiyanlık inancından yayılmıştır. Önceleri bu geceyi sadece Hristiyan toplumları kutlama törenleri ile geçirirken, sonraları bu Hristiyan adeti tedrici olarak tüm dünyayı sardı. Kendi inancından, örfünden ve adetinden bihaber milletler, kültür erozyonuna uğrayarak kendilerinden olmayan ve kendileri gibi inanmayan yaşamayan toplumları taklit eder olmuşlardır. Herkes nereye gittiğini bilmeden, menzilini dahi tahmin etmediği batı trenine binmiş meçhule doğru yol alıyor. Bu tren bizi nereye götürür akıbetimiz hayır mı yoksa şer mi olur düşünmüyoruz. Şurası da bir gerçek ki yıl içinde var olan çeşitli günler ve geceler vahşi kapitalizmin tüketim çarklarını döndüren semboller haline dönüştü. Maksat anmak değil, insanlara bir şeyler pazarlayabilme sevdasıdır.
Elhamdülillah bugün yüzde doksan dokuzu Müslüman olan bir ülkede yaşıyoruz. Beynimizin içi, davranışlarımız, adetlerimiz, kültürümüz velhasıl tüm yaşantı biçimimiz Müslümanca olmalıdır. Kendimize bir sembol ve idol kabul edecek isek bu  Hz. Peygamberimizin yaşantısı ve sünneti olmalıdır. Ancak biz İslam ümmeti olarak ne yaptığımızı bilmez bir şekilde, bugün olduğu gibi başka dinlerin mensuplarının adetlerini kendi hayatımızda uygulamaya çalışıyoruz. Bu cümleden olarak yaşadığımız şehrin insanlarında, 15-20 günden öncesi yılbaşı hazırlıkları başladı. Kimisi yılbaşı tatilini geçireceği yerin rezervasyonlarını yaptırdı, orta halli bazı ailelerde yurt içinde eğlence mekânlarında masalarını ayırttı. Zengin olma hayalleri ile bir kısmımız da geleceğini kumar ve bahis oyunlarında bulurum gayesi ile piyango biletleri aldı. Şehrin ana caddelerinde yüksek yüksek ışıklı Noel ağaçları ile süslendi. Bütün hazırlıklar niye… Kim için yapıyoruz. Eğer Hristiyanlara özenerek biz bu hazırlıkları yapıyorsak, o zamanda imanımızı ve inancımızı yeniden sorgulamalıyız.
Hristiyan alemi bizim inançlarımıza saldırırken yüzyıllardır İslam’ın alameti farikası olan sembollerimizin görünmesini engellerken, minareleri kendi şehirlerinde yasaklarken Hristiyanların şehirlerinde cami ve mescit yapımını yasaklarken, onların dini değerlerini bizler niçin öne çıkarıyoruz?.. Yılbaşı nedeniyle vitrinlerde özel hediyeler sergilemek, tamamen İslam toplumunun şahsiyet ve kültürünü silikleştirmektedir. Avrupa ve Amerika bizim kentlerimizde, kendi dinlerine ait kutlamaları, bu denli yaygın ve aşikar olarak gerçekleştirirken, Taksim ve Ulus meydanlarını kendi kutlamalarına tahsis ederken ve hatta yılbaşı devletçe resmi tatil ilan edilirken, Müslümanlar, New York’ta, Paris’te, Bonn’da en büyük meydanlarda Kurban Bayramını, Ramazan Bayramını ve hicri yılbaşlarını kutlayabiliyorlar mı? Batının hangi ülkesinde peygamberimizin doğumunu resmi tatil ilan ediliyor? Maalesef bundan önceki yılbaşında olduğu gibi bu yılbaşında da şehirlerimiz öyle bir görüntüye büründü ki, kendimizi Hıristiyan bir ülkede zannetmeniz içten bile değil… Hoş biz bu saydığımız İslami bayramlarımızı kendi şehrimizin en büyük meydanlarında dahi maalesef kutlayamıyoruz. Kendi kendimize sorarsak güya hepimiz Müslümanız…
Müslüman, düşüncesini de, eğlencesini de kendi imanında ve kendi inancında arar. Bize  Allah (cc) ve peygamberimiz (SAV) yeter demeli, başka düşünce ve nasların arkasına takılmamalıdır. Müslüman önce kendi peygamberini ve onun doğum gününü kutlamalıdır. Maalesef çoğumuz kendi peygamberimizin doğum gününü kutlamadığımız gibi bilmiyoruz da… Zahmet edip de kendi değerlerimizi de araştırmıyoruz. Batı treninin arkasına takılmış, şuursuzca kendimizi inkâr ederek, meçhule sürüklendiğimizin farkında bile değiliz. Sanki hepimize narkoz vurulmuş, düşünce melekelerimizi kaybetmişiz. Müslüman kimliğini ve kişiliğini kendi benliğinde, kendi inancında ve kendi imanında bulur. Hedefimiz ve menzilimiz Cenab-ı Hak,  lokomotifimiz de Kur’an, şimendiferimiz de Hz Muhammed (SAV) olmalıdır. Zilletten ve taklitten de ancak böylece kurtulabiliriz.
Her Müslüman aşağıda meallerini sunduğum ayeti kerime ve hadislerin ışığında, yılbaşını kutlayıp, kutlamayacağını, kutlarsa bu kutlamanın ne manaya geldiğini bir zahmet düşünsün sorgulayıversin…
“Ne Yahudiler ne de Hıristiyanlar, siz onların milletinden olmadıkça, sizden asla hoşlanmayacaklardır.” 2/122
“Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinemesinler.” 3/28
“Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar. Oysa izzet bütünüyle Allah’ındır.”
“Bir millet, başka bir milleti taklit ederse,  o milletindir.”
Velhasıl bugünlerde artık ne olduğumuzun, kim olduğumuzun farkına varmalıyız. Yoksa kimlik bunalımına gireriz. O zamanda biz biz olmaktan çıkar, amaçsız ruhsuz bir meta haline dönüşürüz. Kaldı ki bu yılbaşını Hristiyanların bir örfü ve dini imgesi olarak bile bile kutlar. Ve kutlamaya devam edersek, yukarıdaki ayet ve hadisler nazarında insani ve İslami yönümüzde tehlikeye girer.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat