Nilüfer Belediyesi’nde engellilere engel çıkarılıyor!

1 Kasım 2016 20:35
A
a
Turşuyu çok severim.
 
Şöyle güzel bir zeytinyağlı taze barbunyanın yanında biber ve kelem turşusu harika gider.
 
Nefis, hakkı verile verile yapılmış bir imam bayıldı düşünün buğusu üstünde, yanında baldo pirinçten tereyağlı pilavı ve ayranı da olsun…
 
Ankara’nın, Çubuk kazasında yetişip de Bursa’nın Gedelek’inde küplere basılıp turşu haline getirilmiş kütür kütür o körpe hıyarlar  öylesine muhteşem bir şekilde gururla eşlik ederler ki bu nefis menüye, parmaklarınızı yiyesiniz gelir.
 
Dalından yeni koparılmış iri papaz eriklerden yapılan turşu mükemmel bir rakı mezesidir mesela.
 
İçine kelem kırpıntıları, al biber, sarımsak ve kereviz yaprakları konarak yine kereviz sapıyla bağ yapılmışpatlıcan turşusunun lezzetini başka hiçbir yerde bulamazsınız.
 
Peki ya yeşil domatese ne demeli?
 
Ama benim favorim ille de taze fasulyeyle bamya turşusudur ki, iri bamyaların içindeki o yusyuvarlak tohumları çiğnerken ağzınızda patlatmak gibisi yoktur, hem damak zevkine hem de ruha hitap eder iyi kurulmuş bir bamya turşusu.
 
Ve o turşuyu da dünyada en iyi her sene Burhaniye’deki yazlıklarının bahçesinde yetiştirdiklerinden Ayşe’nin annesi kurar.
 
Ayşe kim mi?
 
Benim hayatımda iki Ayşe var.
 
Biri Nilüfer Belediyesi’nde çalışan gönül dostu, Uzman Veteriner Hekim Ayşe Yazıcı ki, mesleğinde çok üstün yetenek ve berileri olan o kızın kıymetini bilemiyor, sırf iç çekişmelere inanarak doğru yerde değerlendiremiyor Başkan Mustafa Bozbey…
 
İkincisi Ayşe de turşuların kardeşliği adına çok ayrı sevdiğim grevci gazeteci arkadaşım Ayşe Aygör!
 
Ayşe, Olay Gazetesi’nde TMSF’cilere karşı pankart açan grevcilerden olup, emek mücadelesinde bayrağı Uludağ’ın zirvesine diken bir meslektaşımdır.
 
Olay’ın binasının önünde yağmurlu bir gün elinde bastonuyla grev gözcülüğü yaptığı sırada çekilen o kareyi unutamıyorum.
 
Sonra attılar bunları işten zaten!
 
Az önce belirttiğim gibi Ayşe’nin yürürken biraz engeli, beraberinde de kendine dayanak yaptığı bir de meşhur bastonu vardır.
 
Günlük hayatta çok fazla hareket edemedikleri için engelliler için spor yapmak hayati derecede önemlidir.
 
İşte bizim Ayşe de atlıyor “engelli plakalı” arabasına, Nilüfer Belediyesi tarafından yaptırılan Agora’nın oradaki yürüyüş yolunda her sabah bir saat yürüyor.
 
Aracını da oradaki otoparka bırakıyor tabii.
 
Daha önce yine belediye tarafından verilmiş yerlerinden zamanı gelince tahliye edilmeye başlandıkları vakit “ağaç kesiliyor” diye ortalığı velveleye veren bir “memleket sevdalıları” vardı bir vakitler…
 
Paraya para demedikleri lokalleri ellerinden alınınca içine kaçtı bunlar, zaten ne işe yaradılarsa şimdilerde bir tane memleket sevdalı görünmüyor ortalıkta!
 
İşte onlardan boşaltılan yere belediye, “Nilüfer Engelliler Sosyal Yaşam Destek Birimi” diye bir şey açmış.
 
İçeride artık ne yapılıyorsa, adından da belli, güzel bir girişim.
 
Bizim Ayşe o gün otoparkta kendine yer bulamıyor ve aracını bırakmak üzere bu birimin önünde bulunan park alanına gidiyor.
 
Arabasından iniyor ki, karşısında bir güvenlik görevlisi “buraya park edemezsin” diyor.
 
Daha önce de oraya pek çok kez bırakmış yani!
 
“Niye” diye soruyor Ayşe, “burası engelliler birimi, üstelik bak ben de engelliyim, niye bırakamıyor muşum?”
 
“Valla ben emir kuluyum” diyor adam, “bana baban bile gelse içeri sokma dediler!..”
 
-Kardeşim, sen babanı sokma da engelli bir vatandaşa da engel olma!
 
Ayşe anlıyor ki o kişi için yapacak bir şey yok, “müdürünüz kim, bana müdürünü çağır” diyor.
 
Tam da o sırada uzaktan bulundukları yere doğru bakmakta olan kısa, kırmızı saçlı, dip boyası çoktan gelmiş gençten bir kadın ilişiyor gözüne.
 
Eliyle işaret ediyor Ayşe, kendisine doğru yaklaşmakta olan hatuna, “ge bakim” diyor, “senmişin buranın sorumlusu?”
 
-Buraya arabanızı bırakamazsınız hamfendü!..
 
“Niye bırakamıyim ayol? Bak aracımın plakasında engelli olduğum belirtiliyor. Üstelik de burası Nilüfer Belediyesi’nin engelli birimi değil mi?”
 
-Burası kamusal alan hamfendü, arabanızı buraya bırakamazsınız diyorum size!
 
“Daha iyi ya işte kamusal alansa, ben de kamuyum zaten. Hem bakın siz Özürlüler Yasasını bilmiyorsunuz sanırım? Haklarım var benim. Eğer istersem şu kaldırıma bile bırakabilirim.”
 
-O zaman buraya değil, kaldırıma bırakın hamfendü!
 
Bizim Ayşe’nin tepesinin tası atar!
 
Nilüfer Belediyesi gibi her alanda öncü bir kurumda çalışan, üstelik de “engelliler” şeysinin başına konan bu gacı bırakın engellilere yardım etmeyi, daha onlara engeller çıkarmaktadır!
 
Ayıp denen bir şey vardır!
 
Bırakın görevli olmayı, özürlü bir vatandaşa yardımcı olmak zaten bir insanlık göreviyken bu hatun yardıma muhtaç üstelik de hemcinsi birine diklenmekte, ona kötü davranmaktadır.
 
Önce direnir Ayşe.
 
Daha önce de Olay Gazetesi’nde çıktıkları grevde de “direne direne kazanacağız” diye slogan atmış lakin sonuçta kazanamadan güvenlik görevlilerine direne direne işinden de atılmıştır ama bu “RedSonja” o gün kendisini kolay kolay otoparktan dışarı atamayacaktır işte.
 
Ayşe’nin ısrarcı olduğunu görünce hatun bu kez de tehdit eder:
 
“Çık, yoksa bak tutanak tutarım senin hakkında ona göre!..”
 
-A-a-a-a, sen kime tutanak tutuyon be?!.
 
“Devlet görevlisine karşı koymaktan tutanak tutarım hakkında!..”
 
-Kızım, tutanak devlet memuru için tutulur, vatandaşa tutanak mı tutulur be!
 
Olacak şey değildir!
 
Nilüfer Belediyesi bu yaklaşımla kendi kendisiyle çelişmekte, engellilere yardım için kurulan bir birimin tabelasının önünde engelli bir yurttaşın yaşamını zorlaştırmaktadır.
 
Mutlaka birinin yakınıdır bu hatun bu kadar diklenebildiğine göre.
 
Nilüfer Belediyesi’nde artık sülalece kolonileşen Başkan Yardımcısı Turgay Erdem’in yengesinin bacanağının baldızı bile olabilir muhtemelen!
 
“Çatışmayayım bu hatunla” der en sonunda ve oradan ayrılır Ayşe.
 
Ancak belediyenin basın işlerinden sorumlu arkadaşı Hande Koç’a durumu anlatacak ve sitem edecektir.
 
Kadın Ayşe’nin “bak bu durumu yetkililere söylerim ona göre” şeklindeki gözdağını da sallamamış, “git iki de çay söyle” diyerek üstüne bir de dalga geçmiştir!
 
Ha! Bu arada aracının camında da eşşek kadar “basın plakası” da durmaktadır bir yandan!
 
Olayı dinleyen Hande durumu ilgili sorumlu birime bildirir.
 
Bir süre sonra oradan bir telefon gelir Ayşe’ye.
 
Arayan kişi şunu söylemektedir:
 
“Orası kamusal alan, aracınızı oraya park edemezsiniz hamfendüü!..”
 
Ayşe’nin canı fena halde sıkılır bu duruma.
 
Oturur tek başına bir kase anne turşusu yer sinirden.
 
Sonra beni ne kadar çok özlediğini, ne zamandır da aramadığını farkeder.
 
Akşama yine anne yapımı nefis bir tarhana çorbası eşliğinde bu yılki o leziz turşulardan ben de tadacağım.
 
Eğer müsaitlerse Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ve eşi Seden hanımı da bekleriz?
 
Turgay gelmesin ama!
 
1000
icon
Hikmet alb 2 Kasım 2016 12:04

KAMUYA AİT ENGELLİ MİKTARI SİVİLLERDEN DAHA MI ÇOKMUŞDA YER VERİLMEMİŞ ONU BELİRTSE İDİN DAHA ANLAŞILIR OLUR İDİ

0 0 Cevap Yaz
Mehmet durmuş 2 Kasım 2016 07:20

İlmi yazıda yazmıyorsunuz ama sabahleyin ilk işim seni tıklamak oluyor büyücümüsün nesin kendine bağladın insanları

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat