Norovirüs, pek korkmaya değmezmiş…

8 Eylül 2016 21:19
A
a
AKP, son seçimlerde Maraşlı seçmenden %60 oy almış. Elbistan’daki oy nisbeti de %50 imiş…
        Gerek iktidar gerekse muhalefet partilerinin olsun, seçmenlerin nezdindeki güvenirlik ölçüleri ve kucaklanma açıları sabit olmayıp, tarafların birbirlerine karşı tutumlarına bağlı olarak, oynaklık gösterir. Bir bakmışsınız bu oranlar yüzde yetmiş seksenlere yükselmiş, bir de bakarsınız kırk ellilere inivermiş… …
        Sarayiçi’nin yağlı güreş cazgırları da Kırkpınar Er Meydanında elense tutuşturduğu kısbetlilere tavsiye babında irad eyledikleri yol gösterici başlangıç nasihatlarıyla da, bu oynaklığı  dile getirirler ?...
        “Alta düştüğünde üzülmeyeceksin. Üste çıkınca da böbürlenerek kendine güvenme. Ya Allah, Ya Bismillah. Haydi bakayım Allah’ın Aslanları, göreyim sizleri”…
                                Xxxxxxxxx
      Sandık mevsimi geldiğinde siyasi partiler sahaya iner. Muhalefet partileri fazla endişeli değildirler. Sadece umutla asılırlar, kampanyaya. Aralarında vaad yarışı başlar. Vadedecekleri sıradışı projeleriyle dikkatleri üzerlerine toplayabildikleri oranda, önceki döneme nispet belki bir kaç sandalya daha fazla kazanabilirler. İktidardan düşme gibisinden bir çöküntüye maruz kalmayacaklarından, seçim neticelerini, pek fazladan üzülmeye değer görmeyebilirler…
       İktidara oynayan muhalefet partileri ise, memlekette kötü giden ya da kötü gidiyor gibi gösterilebilir aksaklıkları abartarak istismar ederler. Tabii afetleri, salgınları, ekonomideki yanlış giden politikaları, velev ki küçük bir azınlığı ilgilendirir olsun, halkın hoşnutsuzluğuna yol açan icraatları dillerine dolayarak, seçmenlere hoş görünmeye çalışırlar…
        Çünkü amaçları, iktidara gelip yerleşmektir…
        İktidar partileriyse, yaptıklarıyla övünüp yapamadıklarından laf etmemeye bakarlar. Bu arada tabii afetler, salgınlar ve çeşit türlü krizlerin yol açtığı zararları telafi edici ve bu kabil tehlikelere karşı koruyucu önlemlerin alındığına dair bir iki kelamla halkı umutlandırmaya bakarlar…
                             Xxxxxxxx
         Liberal görünümlü sermaye demokrasilerinde basının tarafsızlığı söz konusu olamaz. Ya merkezdensin ya çeperden. Merkezciler, merkezin yanlışını, eksiğini silme örterler. Çepercilerse, pireleri develeştirir…
          Bu çarpıtmalar, merkezin politik işlemleriyle sınırlı olmayıp, ilahi iradeye bağlı tabii afet sekellerini de, politik ırkçılığın kapsamına aldırır. Merkezin dümen suyuna kapılıp gidenler, sanırlar ve sandırırlar ki, memleket güllük gülistanlık. Çepercilerse, sanki yangın yerinde kavrulup gideyazdır…
          Türk işi liberal görünümlü çakma demokrasimizin klasik formatına  oturtulmuş programı açalım. Bu durumda göreceğimiz gerçek manzara şöyle olacaktır…
         Türkiye, ne güllük gülistanlık halindedir ne de yangın yerine çevrilmiştir
                                         Xxxxxxxx
        Elbistan’ın içme suyu şebekesinde meydana gelen norovirüs sızıntısı dolayısıyla kasabada, mide ve bağırsaklarda etkinlik gösteren bir salgın başlamış. Ateş, diyare istifra, halsizlik ve yatağa düşürme biçiminde aktivitesini sürdüren bir epidemi…
        İlk ağızda yirmibeşbin vatandaş hastanelere koşuşturuyor. Bunların ellibine yükseleceği tahmin ediliyor…
                                          Xxxxxxx
       Merkez olarak Ankara’nın bu manzaradan haberi var. Var olması,  boyunlarına vatan ve insanlık borcu olduğu – olacağı için, var. Gereken ne ise şüphesiz yapılacak, belki de gerçekleştirildi bile…
         Merkezciler, salgın bölgesiyle birlikte Türkiye’nin genelinde merkezin güvenilirliğine halel gelmemesi ve seçmenlerin nezdindeki oy nispetlerinde bir eksilme görülmemesi için, salgının üzerini örtüyorlar. Hiç haber yok. Çepercilerse, davul zurna ve kaynana zırıltısıyla norovirüs’ün üzerine gidiyor, iktidar el değiştirsin diye…
          Norovirüsün yol açtığı salgını bir terazi dengesi olarak ele alalım. Dengenin her iki kefesine de ayni değerleri ilave ettiğimizde, gagalar arasındaki hizalanmada bir değişiklik görülmeyeceği gibi, çıkardığımızda da denge hali kaybolmaz…
        Çepercilerle merkezcilerin demokrasicilik oyunları, Elbistan seçimlerindeki AKP’nin geçen kampanya dönemindeki oy seviyesini aynen koruyucu bir istikrar unsuru olup çıkar…
        Çepercilerin yaygarasıyla merkezcilerin sessizliği birbirlerini götürünce, Elbistan’daki oy dağılım şalonu da olduğu gibi eski şeklini muhafaza edip gider…
        Amma, iyi mi olur ? İşte asıl mesele buradadır…
                                          Xxxxxxxx
       Oysa basının, bütün çeşnisiyle, renk ve cinsiyle halkçı olması gerekir. Ne çepercilik ne de merkezcilik yakışır basının insanlığına… Memlekette arızi olarak aniden meydana geliveren üzücü, yakıcı ve bir anlamda da kahredici elim hadiselerin ne üzerleri örtülmelidir ne de altları eşelenmeli… Hükümetler, meydana gelen zarar ziyanın mutlaka telafisine gidecektir ve gidiyorlar da…
       Çeperci olsun merkezci olsun basın, bu gidişlerin aspirin tedavisine benzememesi için daha kalıcı ve etkili tedavi yollarını gösterme cabası içinde görevini yerine getirmeli…
        Mesela,
         Elbistan’daki norovirüs salgınında yatağa düşenlerin şifa bulmalarından öte, mahalli ve merkezi idareleri, kasabanın su şebekesini kirleten yapı bozukluklarıyla hukuk ihlallerinin üzerine yönlendirmeye çalışmalı…
         Neden kirleniyor, kim kirletiyor ?...
          Müsebbiplerinin kim olduklarına, siyasi ve sosyal kimliklerine beş paralık kıymet vermeksizin…
          Amma maalesef bizim demokrasimizde usul ve erkan şöyle tesis edilmiştir…
           Hırsız mı, bizim mahallenin hayırseverlerindense, mesele yok, helal olsun…
1000
icon
Hikmet alb 9 Eylül 2016 02:25

Üstadım çok iyi konuyu işlemişsiniz yazınızı zevkle okudum saygılar

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat