Rauf Bey harp alanında...

11 Eylül 2017 19:44
A
a
Muhterem okurlarım; bir asır evvel cumhuriyetimizin başvekillerinden Hüseyin Rauf Orbay Bey ile yapılmış Osmanlı yazılı röportajı sunmaya devam ediyorum.
Rauf Bey, son savaşta, en büyük hizmetleri başarmış kumandanlar arasında sayılmaya layıktır. Kahraman genç komutan; sen milletin göz bebeğisin. Bütün millet, senin liyakat ve mükemmeliğini takdir ediyor. Evet! Biliyoruz sen, Varna ve Karavana bombalamalarında bulunduktan ve Karadeniz’de büyük hizmetler gördükten sonra yara aldın. Sen o kadar yaralıydın ki, senin yerinde Barbaros’un, Turgut’un torunlarından başka biri olsaydı, ölümü boynunu eğerek beklerdi. Sen büyük bir azim ile herkesi hayrete düşüren bir şekilde İstanbul’a geldin, yaranı sardırdın, sessiz sadasız Çanakkale’ye gidip, senin gibi çalışmak hissini taşıyan arkadaşlarınla bir araya geldin.
Hamidiye senin şecaatinle hâlâ yaşıyor. Yalnız yaşamıyor kör olası düşmanın, düşman-ı kadimimiz alçak Yunan’ın her an seni bekleyen donanmasına istihzalar savurarak, Atina’nın burnunun dibine, Yunan’ın deniz harekât merkezine gidiyor, orada bulunan bir transatlantik vapurunu,  palikaryaların Makedonya namını verdikleri kruvazörünü toplarıyla parçalıyor ve batırıyor.
Makedonya Kruvazörü batarken, Osmanlı gülleleri bütün dehşetiyle patlarken, Yunaniler, girecek ve kaçacak delik aradılar. Muhterem kumandan sen, Şiran’ın kömür deposunu, elektrik fabrikasını, cephaneliğini, topların ile cayır cayır yakarken, bütün Yunaniler kan ağladı. Sahildekiler, içerilere kaçtılar. Hatta Selanik’e gelip yalancı Fatih gibi kollarını sallayanlar bile, vapur vapur senden ürkerek Yunanistan’a firar ettiler.
Bir gün kahraman kardeşin Niyazi Selanik’e gelmiş dedikleri zamanda bu korkak Yunanın fertleri ve askerleri, silahlarını fırlatıp, elbiselerini atarak kaçmaktalardı. Sen Yunanileri; o kadar ihafe yani korkuttun ki, Epire gidecek askerler vapura doldurulmuşken, alelacele boşaltıp, günlerce yaya yürüyerek gitme zahmetine katlandılar. Büyük gazi, İslam milleti ve ümmeti, seni kucaklamak için hazırlanıyor. Senin yılmaz şecaatini temin eden gözlerini doya doya seyretmek için bütün millet resmini müthiş bir saygı ile üstünde taşıyor. Millet senden daha çok şeyler bekliyor. Allah sana yardım edecek, sen Türklerin 20. asırdaki Barbaros’u olacaksın.
 
RAUF BEY’İN BEYANATI...
Rauf Bey’in kahramanca hareketlerini kendi ağzından dinlemek çok daha faydalı ve zevkli olacağı için kendisi ile yaptığımız bir mülakatı aşağıda sizlere takdim ediyoruz: Hamidiye Kruvazörü Port Said’e varınca İtalya basın aleminden bir muhabir, denizcilik tarihinin yegane kahramanı olarak göstereceği bu alicenap vatanperverle mülakat etmeye, bu şerefe ulaşmak için adeta koşarak yanına ulaşmıştır. Rauf Bey, kendisine gelen bu muhabire son derece nezaket ve asilane yakınlık göstermiş ve bazı beyanlarda bulunmayı esirgememiştir.
Kahraman süvari şunları beyan etmiştir: “Çoktan beri düşman filosunun bir kısmı üzerine sürpriz hücumlarda bulunarak tahripler yapmayı tasavvur etmekteydim. Bize karşı yapılan gözleme ve takip pek sıkı şekilde yapıldığından yapacaklarımın pek kolay olmadığını biliyordum. Hayatımdan önce gemimizi düşünüyordum. İçinde bulunduğumuz ayın, 14. günü akşamının, 15. gecesini bana münasip bir vakit gibi gönderdi. Kruvazörün bütün ışıklarını söndürttüm. Suriye istikametine doğru rotamı yalnız başına Çanakkale’den çıktım.
-Düşman gemilerine tesadüf ettiniz mi?
-Bilakis! Seyahatim boyunca sahili gözlemekte olan Yunan torpidolarını bir an bile gözümden uzak tutmadım. Yalnız onlar bizi göremiyordu. Zira gemime öyle bir vaziyet vermiştim. Bir hayli dolaşıp etrafı gözetledim. Şira önüne gelince melun Yunanın melun kruvazörünü, bir İngiliz vapurunun üzerine yanaşarak, erzak, mühimmat ve savaş kaçağı sayılacak şeyler aldığını gördüm. Tereddüt etmeden üzerine hücuma geçtim. İngiliz vapurunu derhal uzaklaşması için talepte bulundum. İngiliz kaptan verdiğim emre derhal itaate geçti. Makedonya yalnız kaldı. Hemen ateş açtım. Pek kısa süren bir zaman diliminde döne döne alevler içinde gark olup gitti.
-Fakat telgraflar Makedonya Kruvazörünün kaptanı sizi görür görmez, kendi eliyle gark (batmak) olduğunu sizin buna hiç bir tesiriniz olmadığını söylemişlerdi, ne buyurursunuz?
-Yalan suret-i katiyede yalan serbestçe tekzip edebilirsiniz. Bizim güllelerle batarken, bizim gülleler isabet ettiği zaman, bizim gülleler batırırken çekilmiş resimleri vardır. Bundan başka batmadan az önce ona erzak veren İngiliz gemisi de şahidimdir.
-Evet! Hakkı aliniz var… Akıl ve mantık ile beraber olayın cereyanını tarafsız ajanslar da bunu gösteriyor efendim.
-Sonra. Elektrik fabrikasını da birkaç mermi ile tahrip ettim. Oradan baruthane üzerine mermilerimi yönlendirdim. Birkaç mermide onu da berhava ettim. Sonra her türlü ihtiyata önem vererek, tedbirleri uygulayıp, Şira’dan ayrıldım. Sonra; rotayı Beyrut istikameti üzerine tevcih ettim. Ayın 17. günü sabahına kadar hiçbir gemiye rastlamadan Beyrut’a varmış oldum. Fiemanillah. (Devam edecek)
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat