Rica ediyorum artık ayıl!

6 Ocak 2017 22:04
A
a
İzmir’de neden patlama olmuyor diye sosyal medyada konuşanlar vardı… “Noooldu şimdi?” demek pek üslubum ve vicdanıma uygun bir davranış değil; ancak İzmir şunların, Ankara bunların yapmak, Reina’da ölenlere ‘Oh olsun’ demek, çok ciddi bir ayrımcılığın ve toplumda oluşacak bir nefretin ve ikiciliğin en net örneğidir. Yapmayın!
Biz birçok etnik kökeni, inanışı ve yaşam biçimini barındıran bir ülkeyiz; bizi renkli, kültürümüzü de zengin kılan şey bu… Bırakın insanlar nasıl yaşıyorsa yaşasın, başkasına zararı dokunmadıkça kime ne? Sana ne? Bana ne?
Hiçbir şey, hiçbir neden bir saldırıda öldürülmüş insanların ölümüne, ailelerin acısına ‘Oh’ demek için neden olamaz. Böyle bir vicdan, böyle bir insanlık söz konusu olamaz!
Bizim gibi, zengin kültürlü ve yaşam biçimi geniş yelpazeli ülkelerde, özellikle siyasi otoritelerin, kullandığı kavram ve söylemlerine çok dikkat etmesi gerekiyor. Aksi halde, uçurumlar çok fazla can yakıyor…
Yasin Şamlı diye bir hukukçu var. Geçen akşam katıldığı bir tartışma programında, “İnsanların yaşam biçimini baskı altında tutarsanız, bu insanları ikiyüzlü yaparsınız” dedi. Daha sonrasında da türbanlı vatandaşların geçmişte uğradığı baskıdan örnekler verdi. Şamlı’nın kullandığı cümleye katılıyorum. İnsanların yaşam biçimini baskı altında tutarsanız onları ikiyüzlü yaparsınız. İnsanların ne yiyeceğine, ne içeceğine, ne giyeceğine, ne kutlayacağına karışırsanız olmaz, çirkin olur… Bir tarafın ‘özgürlükleri’, diğer tarafın ‘özgürlükleri’ni baskılayacak biçimde olmayacak. Türban takmak isteyen takacak, mini etek giymek isteyen giyecek, içmeyen içmeyecek, içen içecek falan filan… Bunların hepsi yapılırken kimse kimseyi rahatsız etmeyecek, kötü söz söylemeyecek, yargılamayacak, eşit davranacak! Bunu sağlayan da ilk önce siyasi otoriteler olacak…
Ortadoğu kültüründe iletişim çok büyük bir problem. Demek istediğim, iletişim kurmakta zorlanıyoruz ve kavramların altını çok farklı dolduruyoruz. Bu yüzden sürekli bir savaşım ve tartışma içindeyiz. Artık her kurumun, iletişim mezunu, iletişim uzmanı kişileri barındırması gerekiyor. Toplumla geçtiği iletişimi önemsemesi gerekiyor. Kavramlarının altını sağlıklı ve ayrımcılığa, kaosa, çetrefile izin vermeyecek şekilde doldurması gerekiyor.
Bakın, çok sıkıntılı bir sürecin içindeyiz. Toplum olarak birbirimize karşı sevgimiz, birliğimiz ciddi bir sınavın içinde. Bu süreçten ya güçlenerek çıkacağız ya da dağılacağız. Oturup sakinleşmemiz ve toplumca aklımızı başımıza toplamamız gerekiyor. Birbirimize sataşarak, bireysel haz ve hayallerin arkasından sürüklenerek, sorgulamadan nefret ederek, okumayarak, okutmayarak, manipüle ederek olmaz, O-LA-MAZ!
Ötekileştirilmişlik hissi çok fena… Ben şahsen bunu derinden hissediyorum… “Bu ülke bizim, gidecek başka toprak yok” lafı çok klişe; ama çok da doğru. İmkanım varken de gitmedim, bunca ölümü, bunca çirkin söylemi, bu politikaları görünce “Tamam artık yeter, gideceğim artık” desem de hiç harekete geçmedim. Geçemedim. Dünyanın öbür ucuna gitsen de aklın doğduğun yerde… O nedenle, birbirimizi sevmekten, kabullenmekten öte başka çaremiz yok. Birbirimizi dinlemekten başka da çare yok… Toplumca ayılmamızın zamanı geçmek üzere…
 
1000
icon
Bayram catak 7 Ocak 2017 13:29

Ellerine saglik ece .çokdogru söylediklerin ama bunu aklini kiraya vermis insanlarin anlayacagini sanmiyorum.

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat