Loading...

Rusya ABD’deki seçimlere nasıl müdahale etmiş olabilir?

6 Ekim 2018 21:29
A
a
Kişisel verilerimiz müthiş bir detay ile toplanıyor. Bunu Facebook yapıyor, Twitter yapıyor, İnstagram yapıyor, çıktığı ilk günden beri reklam almayan ve hâlâ ücretsiz hizmet veren Whatsapp yapıyor, Google yapıyor hatta Letgo ve benzeri satış siteleri yapıyor. Daha da ötesi internet üzerinden oynadığımız birçok oyun bile yapıyor.
Peki, ne için bu bilgilerimizi topluyorlar? Aklımıza ilk gelen cevabı, reklam ve tanıtım yaparken ilgi alanlarımızı tespit edip ona uygun olan reklam ve tanıtımları sunmak için olabilir. Bu maksat çok endişe verici görünmüyor. Bazı durumlarda yararlı bile oluyor. Örneğin kiralık bir araba ararken, ilk aramamızdan sonra ekranımızın reklam alanlarına farklı farklı kiralık araba reklamları çıkmaya başlıyor. Bu da bize arayıp da bulamayacağımız daha uygun kiralık araba bulmamızı kolaylaştırır. Buna benzer çok örnekler verilebilir. Bu tür örnekler bazı işlerimizi kolaylaştırıyor ama keşke verilerimizin kayıt edilmesinde tek maksat bu olsa.
Şimdi konunun daha iyi anlaşılması için bazı sorular soralım.
1) Toplanan veriler sadece bize uygun ürünler sunmak için mi kullanılıyor?
2) Bize zarar verebilecek ne tür bilgilerimiz olabilir ki?
3) Biz farkında olmadan ya da bizden izin alınmadan gizlice bilgilerimiz toplanabilir mi?
Soruların ardı arkası kesilmez ama burada duralım. Toplanan veriler sadece reklam ve tanıtım önerileri sunmak amacı ile mi kullanılıyor sorusunun cevabından önce toplanan veriler hakkında biraz detay vermek istiyorum.
  1. Konum bilgisi; çoğumuz sosyal medya üzerinden gönüllü olarak zaten paylaşıyoruz ama gönüllü olmazsak bile bizden habersiz telefonlarda bulunan GPS cihazı uydu ile takip edilebiliyor veya telefonumuzun o an sinyal aldığı en yakın baz istasyonları üzerinden 3-5 metre farklılıkla yerlerimiz tespit edilip kaydediliyor. Bu bilgi özellikle asker ve önemli kademelerde bulunan devlet erkânı için çok risklidir.
  2. Ses kaydı; evet, seslerimiz kayıt altına alınıyor. Çoğumuz farkında değiliz ama özellikle telefonlarımıza yüklediğimiz uygulamaların çoğu ses kaydı yapıyor. Peki, ne zaman ses kaydını yapıyorlar? Telefon görüşmelerimizi de kayıt ediyor olabilirler mi? Evet, bazıları tüm telefon konuşmalarımızı kayıt altına alıyor. Çünkü telefon görüşmelerimiz büyük veri için çok değerli bilgiler içeriyor. Bu kayıtlar büyük veri depolarına aktarılıyor, süzülüyor ve kişiliğimiz hakkında değerli bilgilere dönüştürülüyor. Özellikle akıllı telefonlarımız aynı zaman ortam dinleme aracı olarak da kullanılıyor. Dışişleri Bakanlığı döneminde Ahmet Davutoğlu’nun önemli bir toplantısı internete düşmüştü. Bunun akıllı bir telefon üzerinden yapıldığı tahmin ediliyor.
  3. Bir adım ötesi daha da kötü. Biz farkında değiliz ama akıllı telefonlar artık birer ortam görüntüleme araçlarıdır. Bunun için bize sorma gereği bile duyulmuyor. Evimizde ailemiz ile otururken bu ortamın sesli ve görüntülü olarak birkaç telefondan birden kayıt edilebileceğini bilmiyoruz. Evet, bu yapılıyor ve bireysel hayatımızı nasıl etkilediğine dair yüzlerce örnek verebilirim ama şimdilik şu örnek yeterli olacaktır;
“Türkiye’de bir boşanma dosyasına girmiş bir konu, erkek tarafı, eşinin akıllı telefonu aracılığı ile eşinin sesli ve görüntülü olarak yasak ilişki yaşadığını tespit edip mahkemeye delil olarak sunmuştur.  Yani kadını kendi telefonu aracılığı ile her hareketini görüntülü ve sesli olarak kaydetmiş ve bu görüntüler delil olarak mahkemeye sunulmuş.”
Toplanan bilgiler aslında tahminlerimizin çok ötesindedir. Biraz daha detay vermek istiyorum. Facebook ve benzeri sosyal medyada paylaşımlarımızın tamamı, takip ettiklerimiz, takip edildiklerimiz gelen paylaşımlara yaptığımız yorumlar, beğenilerimiz (like), gelen paylaşımlara ne kadar süre baktığımız, gelen video paylaşımını izleyip izlemediğimiz, “timeline” denilen paylaşım ekranını ne kadar hızlı aşağı yukarı kaydırdığımız, gizlice yaptığımızı sandığımız internet gezintileri ve daha da fazlası sürekli kayıt altına alınıyor. Sadece Facebook’a kayıtlı üye sayısının 2 milyar kişi olduğunu düşünürsek toplanan verinin ne kadar büyük olduğunu kolayca tahmin edebiliriz. Bu yüzden BÜYÜK VERİ deniliyor.
Peki, bu verileri toplamak yasal mı? İzin alınıyor mu? Elbette izinsiz veri toplamak hemen hiçbir ülkede yasal değil, suçtur. Bazı ülkelerde büyük cezaları da vardır. Ancak internet diğer bir tabirle sanal âlem o kadar büyük ve bir o kadar keşmekeş haline gelmiş ki, kimin neyi nasıl yaptığını, suç işleyip işlemediğini, izinsiz veri toplamak bir yana ortam dinleme ve ortam görüntüleme yapıp yapmadığını anlamak, bunu tespit etmek sıradan kullanıcılar için çok zor. Sıradan kullanıcılar olarak bizler ancak güvenilirliğine inandığımız yahut tüm dünyada kullanılan uygulamalara teknolojinin bize müsaade ettiği tedbirleri alabiliriz. Mesela bazı uygulamalar verilerimizin kayıt altına alınmasını seçenek halinde bize sunuyor. Bizler istediğimiz veriyi kullanmalarına izin verebiliyoruz. Ancak bu tür uygulamalar bile bizden aldıkları verileri toplu olarak sattıklarına birçok kere şahit olduk, haberlere konu oldu. Dünya çapında kullanılan Facebook ve benzeri sosyal medya uygulamalarının verilerimizi dünyada çeşitli istihbarat örgütlerine açtığını da pekâlâ biliyoruz.
Yukarıda sorduğumuz iki sorunun cevabını sanırım verdik. Biri toplanan bu verilerin bize zararı olabilir mi idi, buna cevap evet. Bize olan zararını daha iyi kavrayabilmek için son soruya vereceğimiz cevabı da dikkatli okumak gerekecek. İkincisi ise verilerin izinsiz toplanması idi buna da cevap evet. Son soru ise toplanan verilerin amacı sadece ilgi alanlarımızı tespit edip ona göre önerilerde bulunmak mı gerçekten?
Algı Yaratmak
Burada çarpıcı bir vermek istiyorum; bir plaja girmeyi yasaklamak içinplaja girmek yasaktırtabelası asarsanız, insanlar yasağı delmek için bile olsa o plaja girer ama burada köpekbalıkları vardır” diye bir tabela asarsanız kimse oraya girmez. Bu örneği İngiltere merkezli Cambridge Analytica adında bir firmanın sunumundan aldım. Bu firmadan birazdan bahsedeceğim.
Bu örnekte sahte bir bilgi var. Bu bilgi hepimizin korkusuna yöneliktir. İnsanların köpekbalıklarından korktuğuna dair bir veri var. Bu veri üzerine, sahte bir bilgi ortaya atılarak insanlar yönlendiriliyor. “Fakenews”, Türkçesi yalan haber olsa da tam karşılığı aldatıcı/sahte bilgi. Peki, bu aldatıcı bilgi aynı zamanda bizleri yönlendiriyor olabilir mi? Yukarıda verilen örnek gösteriyor ki evet aldatıcı bilgi ile topluluklar yönlendirilebiliyor. Aldatıcı bilgi ile başka neler yapılabileceğine dair yorumları size bırakıyorum.
Bazı Rus şirketleri ABD’nin son başkanlık seçimlerinde sadece Facebook üzerinden ABD’de yayınlanmak üzere 350 milyondan fazla haber ve tanıtım yapmışlar.  Rusya’nın Facebook üzerindeki gücü ve etkisi küçümsenemez bir gerçek.  ABD başkan adayı Donald Trump seçim sandıkları açılmaya başladığı ilk dakikalarda şerefli bir mücadele ve yenilgi konulu bir konuşma hazırlıyorken, sandıklardan çıkan sürprize başta kendisi olmak üzere hâlâ hiç kimse anlam veremiyor. İşte tam bu noktada ortaya atılan iddia Rusya’nın Trump lehine seçimlere müdahale ettiğidir. ABD’de seçimlerde oylar dijital olarak kullanıldığı için bazıları bu müdahaleyi bir grup Rus hacker tarafından oylar ile oynandığı yönünde anlaşılıp anlatılıyor ancak bunun mümkün olmadığını böyle bir şeyin gerçekleşmediğini çok kısa sürede tespit ettiler. Peki, mahkeme neden hâlâ devam ediyor? Trump’ın aleyhine şahitlik edebilecek, yakın çevresinden ve çalışma arkadaşlarından itirafçılar neden aranıyor? Çünkü Trump’ın ispatı mümkün olmayan ancak gerçek olma ihtimali çok yüksek olan ALGI OPERASYONU yapmak sureti ile halkı Trump lehine oy kullanmaya yönlendirmek için Ruslar ile işbirliği yaptığını delillendirmek istiyorlar.
Psikografi
SCLGRUP adında bir firma kendisini şöyle tanıtıyor;
SCL grubu dünya çapında hükümetlere ve askeri organizasyonlara veri, analiz ve strateji sağlar. 25 yıldan beri 60’tan fazla ülkede toplumsal değişim ve savunma amacı ile DAVRANIŞSAL DEĞİŞİM PROGRAMLARI uygulamıştır.”
Cambridge Analytica ise yukarıda bize çarpıcı bir örnek sunan başka bir firma idi. Bize yeni geliştirdikleri bir teknolojiyi şöyle anlatıyor;
Büyük veriyi değerli bilgi haline getirdikleri bir metodoloji geliştirdiklerini söylüyorlar. Bu metodolojiyi anlatırken yaptıkları sunumda davranış bilimlerini ve toplumları etkileme üzerine şu ana kadar kullanılan demografik ve coğrafik metotları incelediklerini söylüyor ayrıca demografik ve coğrafik metotların buzdağının küçük bir kısmını oluşturduğunu söylüyor. Oysa buzdağının asıl büyük parçası olan suyun altında kalan kısım PSİKOGRAFİ’dir diyorlar. Yani büyük veri içerisinde insanların kişisel özelliklerini tespit edip onlara yönelik propaganda teknikleri geliştirmek için psikolojik grafikler çıkarmaya yarayan bir metodoloji/teknoloji geliştirdiklerini ve adına OCEAN dediklerini söylüyorlar. Ve bu tekniği Amerikan seçimlerinde nasıl kullandıklarını da açık ve şeffaf bir şekilde anlatıyorlar.
Yani bize şunu söylüyorlar; Şu ana kadar toplumları tanımak için iki metot kullanılırdı, Demografi ve coğrafi metotları. Bu metotlar kullanılarak ortaya konulan veriler ile propaganda teknikleri geliştirilirdi, seçim kampanyaları yürütülürdü.  Oysa biz öyle bir teknik geliştirdik ki, şu ana kadar kullanılan bu tekniklerin fevkinde bir teknik ve çok daha etkili bir tekniktir. Çünkü bu teknik ile insanların, korkularını, etnik yapılarını, aidiyetlerini, sevdiklerini, nefret ettiklerini, kişilik özelliklerini, bilinçsel davranışlarını, değer tercihlerini bir psikolojik grafik haline dönüştürebiliyoruz diyorlar.
Bu iki firmanın birbirleri ile ilişkili oldukları daha önce web sitelerinde verdikleri linkler-bağlantılar ile anlaşılıyordu. Daha sonra bir gazeteci Cambridge Analytica adlı firmaya müşteri gibi davranıp Sri Lanka’da bir seçim kampanyası yapmak için anlaşma talep edip, tüm görüşmeleri kayıt altına almış ve bu firmanın her şeyi yasal gibi gösterirken, görüşme esnasında teklif ettikleri korkunç öneri ve çalışmalarını TV4 adlı televizyondan yayınlayınca her iki firma arasındaki bağlantıları silip inkâr etmeye başladılar. Ayrıca yine bu firma Facebook’ta yaklaşık 80 milyon kişinin verilerini izinsiz alarak kullandığı ispatlandığı için CEO’sunu görevden almıştı. Aynı CEO bu yasa dışı işleri de bizzat yönetiyordu.
Gazetecinin ifşa ettiği önerilerinden bir örnek verip konuyu kapatacağım. Cambridge Analytica yetkilileri diyor ki; toplum üzerine etki oluşturabilecek ve toplumu mevcut hükümet aleyhine kışkırtacak olaylar düzenlenecek, bazı bölgelerde çatışmalar çıkarılıp sosyal medya üzerinden de toplum yönlendirilecektir.
Bu ifşaat bize “Gezi Parkı” olaylarını anımsattığı için değindim. Olaylar sırasında aslı astarı olmayan tonlarca FAKE-NEWS- aldatıcı/yönlendirici bilgi/haber paylaşılmıştı.  Detaylı ifşaat ve gizli kamera görüntülerini izlemek için internet üzerinden TV4 ve Cambridge Analytica yazmanız yeterli olacaktır.
Sonuç;
Belki Rusya’nın ABD’deki seçimlere etki ettiği kesin olarak ispatlanamayacak ama şu gerçeği yabana atmamalıyız; bilincimiz kontrol ediliyor.
Gelişen teknoloji hayatımızı kolaylaştırıyor ancak toplumsal hayatımızı ve bilincimizi biz farkına varmadan kontrol edilebilir hale getiriyor. Evet evet farkında değiliz ama bilincimizin kontrolü bizde değil artık.  İnternette, sosyal medyada karşımıza çıkarılan bir haberin, bilginin doğruluğunu sorgulamamıza dahi açık kapı bırakılmıyor? Peki nasıl? Zihin kontrol teknolojileri ile mi yapılıyor? Tabii ki hayır. Farkında olmadan kendi hakkımızda ortalığa saçıp döktüğümüz bilgilerimizden, kim olduğumuzu tespit ediyorlar. Sonra ekranımıza ya da telefonumuza, sosyal medya üzerinden fikrimize, ideolojimize, korkumuza, aidiyetimize uygun fakenews – aldatıcı/yönlendirici bilgi atıldığında sorgulamak aklımıza gelmiyor. Zaten bunca çalışmanın maksadı gelen bilginin sorgulanmadan kabul görmesi idi. Gerisi çorap söküğü gibi kendiliğinden gelişiyordu.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat