Loading...

Sadrazamın katli

10 Haziran 2018 21:27
A
a
Yanlış Hesabın Beklenen Sonu: Padişahın çok tuttuğu Yusuf Paşa ve Cinci Hoca'nın nüfuzunu kırmayı başaramayacağını anlayan Sadrazam Kara Mustafa Paşa’yı sakim bir yola sapmış görüyoruz. Bu yol; kontrol altında tutabileceğini hesapladığı bir yeniçeri isyanı tertip ederek hazırladığı yazıyı yeniçerilerin eline tutuşturup, Yusuf Paşa ile Cinci Hoca'nın izalelerini istemek olacaktı. Bu düşüncesini has ahbaplarından Kul Kethüdası Hüseyin Ağa'ya açtı. Hüseyin Ağa'nın bu işe aklı yattı. Belki de sadrazamdan ileride alması muhtemel makam ve mevkıi düşünmüş olabilir. Ancak bu iyi olmayan fikre iştirak, düşüncenin sahibi kadar suçlu sayılmaya varmaz mı? Hüseyin Ağa, tasavvur ettikleri kıyamı bazı Yeniçeri zabitleri ile görüştü. Bunlardan bir evet çıkmadığı gibi, hayır sözü de sâdır olmadı. Ancak Ocak'ın emektarı Koca Muslihiddin Ağa: "Aman sakının! Merhum padişahın (4. Murad), bu fitneyi söndürmek için binlerce insan öldürdüğünü ve ancak başarılı olabildiğini söyleyebilirim. Bu bakımdan bastırılmış bu fitneyi yeniden uyandırmayınız” dedi. Ama böyle yerinde oturmayıp, doğruca sadrazamın huzuruna gidip, tasavvuru ve neticesini izah ettiğinde, sadrazamdan aldığı cevap koca ihtiyarı şaşırttı. Çünkü Kara Mustafa Paşa böyle bir şey yok demekteydi. Fakat kendisinin söylediklerini de pek ciddiye almadığını görünce, “ister misin iş senin başına kalsın ihtiyar, kim bilir nasıl yanarsın” düşüncesine saplandığından, sadrazamın yanından çıkar çıkmaz padişahın huzuruna yollandı. Durum böyle böyle deyip her şeyi anlattı. Padişah: “Peki ihtiyar; şimdi ben bu sadrazamı öldürürsem, kul taifesi (yeniçeri) isyan eder mi” diye sordu. Muslihiddin Ağa: “Hayır. Memnun bile olurlar” cevabını deyiverdi. Bu arada padişahın huzuruna, Muslihiddin Ağa'nın çıktığının haberini alan sadrazam saraya koştu.
Elinde bir Mushaf’la padişahın huzuruna dalmış, yeminlerle sadakat ve suçsuzluğunu ispata çalışıyordu. Padişah; bir işaretiyle bostancıbaşıya "al şunu" dediği görüldü. Ancak; bostancıbaşı, Sultan İbrahim'in al şunu emrinden maksadın, mührü al manası taşıdığını zannederek veziriazâmdan mührü aldı. Belki hakikat belki bir minnetin gereği sadrazama, bostancıbaşı kolaylık sağlama yoluna gitmiş olabilir. Ancak şöyle veya böyle, bu fırsattan istifade eden Kemankeş Kara Mustafa Paşa da bir ata atladığı gibi, şimdiki İstanbul Valilik binasına bitişik Nallı Mescid yakınlarında bulunan bir samanlığa saklandı. Havanın kararmasını beklediği samanlıktan çıktığında, her yerde aranmakta olduğundan hemen göze çarptı ve yakalandı. Hakkında verilmiş ferman Cellat Kara Ali tarafından kement ile boğularak icra olundu. Padişaha cesedi gösterildikten sonra Çarşıkapı'da kendi yaptırmış olduğu türbeye defnolundu. Tarih bu sırada h.1053/m.1643 senesini gösteriyordu. Fiemanillah.
Kaynak: Büyük Osmanlı Tarihi c.2 sh.357 Hasırcızade Tarihi
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat