Salkım salkım tanyelleriyle uğurladık Vedat Türkali’yi

31 Ağustos 2016 22:37
A
a
Roman okumak tutku benim için. Politik romanları özellikle severim.Türk edebiyatında çok güzel politik romanlar vardır, ilk aklıma gelenleri yazayım:
Abdülhamit Düşerken (Nahit Sırrı Örik); Şafak(Sevgi Soysal); Sahnenin Dışındakiler (Ahmet Hamdi Tanpınar; Bir Küçük Burjuvanın Gençlik Yılları (Demir Özlü), Yarın Yarın (Pınar Kür); Devrimciler, Karşı Devrimciler (Kaan Arslanoğlu), Yaralısın (Erdal Öz), 47’liler (Fürüzan)
********************
Hayatı, siyaseti, toplumu, insan kişiliğini roman okuyarak daha iyi kavrarız, her romanla yeni deneyimler ediniriz.
İyi romanları okumalıyız tabi, piyasa işi romanlardan, post modern eveleme gevelemelerden, şişirilmiş yazarlardan hayır gelmez.
İyi roman insanı geliştiren, aklını vicdanını olgunlaştıran romandır.
***************
Vedat Türkali’nin Orhan Kemal Roman Ödülü’nü kazanan‘’Bir Gün Tek Başına’’ romanı en sevdiğim politik romanlardandır; bir aşkın ve bir dönemin romanıdır ‘’Bir Gün Tek Başına’’.
Roman, 27 Mayıs’a giden süreçte geçer, DP’nin baskıları, devrimciler anlatılır ve tabi Kenan’ın Günseli’ye duyduğu sarsıcı aşk romanı sürükler.
Mavi Karanlık, Güven, Tek Kişilik Ölüm, Yeşilçam Dedikleri Türkiye gibi romanların yazarı olan Vedat Türkali benim için öncelikle‘’Bir Gün Tek Başına’’nın yazarıdır.
 
Asıl adı Abdülkadir Pirhasan'dır
 
Dolandırıcılar Şahı ile senaristliğe başlayan Türkalibaşarılı senaryolara imza atmış, 1965 Antalya Altın Portakal Film Festivalinde, En İyi Senaryo Ödülünü, Karanlıkta Uyananlar senaryosuyla almıştı.
Bir not düşelim:Vedat Türkali’nin asıl adı Abdülkadir Pirhasan'dır.
Abdülkadir Pirhasan adıyla yazdığı senaryolar 60'lı yıllarda sansür kurulundan geçmeyince yönetmen arkadaşı Atıf Yılmaz Pirhasan’a bir öneride bulunur, Türk kavramı içeren bir takma ad kullanmasını, senaryoları bu isimle sansür kuruluna yollamasını ister. Pirhasan böylelikle, Vedat Türkali adını alır ve senaryoları sansürden geçer.
Trajik komik bir durumdur.
************************
Yitirdiğimiz Vedat Türkali senarist, şair ve roman yazarıydı, bu ülkenin yüz akı aydınlarından biriydi, solda yer alıyordu ve bedelini ağır ödedi.
Hapislerde geçti ömrü Vedat Türkali’nin.
Türkiye’de emekten yana olmak, özgürce düşünmek, emperyalizmin hizmetine girmemek, paranın saltanatına boyun eğmemek, mazlumun yanında saf tutmak, devasa bir suçtu.
En değerli aydınlarını, yazarlarını, şairlerini, düşünürlerini, sanatçılarını ağır bedeller ödemeye iten, hapislerde süründüren, hatta öldüren, ekonomik zorlukların pençesine iten, sansürleyen bir ülkesonunda ilkokul mezunu bir vaizden bilge kişi, akil adam üretmeye çalıştı ve FETÖ gerçeğine tosladık.
**********************
Edebiyatsız, felsefesiz, bilimsiz kalırsak, sendikacılığı geriletip, solu susturup, cumhuriyetin aydınlanma değerlerine sırt dönüp,tarikatçılıkla cemaatçilikle demokrasi kuracağımızı sanırsak emperyalizmin daha çok kurt kapanına yakalanırız.
Vatan müdafaası sanatsız, bilimsiz felsefesiz olmaz. İlk hat orasıdır.
********************
‘’Salkım salkım tan yelleri estiğinde
Mavi patiskaları yırtan gemilerinle
Uzaktan seni düşünürüm İstanbul
Binbir direkli Halicinde akşam
Adalarında bahar
Süleymaniye’nde güneş
Hey sen güzelsin kavgamızın şehri
Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul
Bekle bizi
Büyük ve sakin Süleymaniye’nle bekle
Parklarınla köprülerinle kulelerinle meydanlarınla
Mavi denizlerine yaslanmış
Beyaz tahta masalı kahvelerinle bekle
Ve bir kuruşa Yenihayat satan
Tophane’nin karanlık sokaklarında
Koyunkoyuna yatan
Kirli çocuklarınla bekle bizi
Bekle zafer şarkılarıyla caddelerinden geçişimizi
Bekle dinamiti tarihin
Bekle yumruklarımız
Haramilerin saltanatını yıksın
Bekle o günler gelsin İstanbul bekle
Sen bize layıksın’’
*************************
Vedat Türkali’yi yazarken Edip Akbayram’dan ‘’Bekle Bizi İstanbul’’u dinliyorum.
Edip Akbayram’ın bu unutulmaz şarkısının sözlerinin yazarı Vedat Türkali’dir. Şarkı devrimcilerce marş haline gelmiştir. ODA TV’den bir alıntı yapayım:
‘’Nevşehir’de edebiyat öğretmenliği yapan Vedat Türkali’nin, kızı Deniz Türkali’ye hamile olan eşi İstanbul’ a gelmişti.Eşi doğum yaptı. Fakat Vedat Türkali izin alıp İstanbul'a gelemiyordu. Aylarca yeni doğan çocuğunu ve eşini göremiyordu.Bu hasretin sonunda Vedat Türkali yıllarca kimsenin dilinden düşürmediği bu şarkının sözlerini yazmıştı.
Şarkıda hem İstanbul'a hem eşine hem de yeni doğan çocuğuna olan özlemini anlatıyordu.’’
**************
Haramiden değil mazlumdan yana olana ne mutlu.Vedat Türkali’ye uğurlar olsun.
 
1000
icon
RAŞİT 21 Ekim 2016 01:26

İstanbul seni bekliyor..... ama hala gelmedin. İstanbul hep bekleyecek ve belki o hiç gelmeyecek, olsun... Bir şiirden esinlenerek '' ben onun İstanbul'a gelme beklentisini seviyorum'' :) Aslında sen Hisar'ı seviyorsun ya,,, eee İstanbul'da da 2 tane Hisar var. Sevgiler

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat