SAVAŞ KÖTÜ LOZAN İYİDİR

2 Ekim 2016 21:34
A
a
Facebook ortamında Lozan zafer mi, yutturma mı? Sorusuna üç kişi mütalaada bulunan eşhas; 622 yıllık devletin tasfiyesi sayılsa seza olan Lozan sulh müzakerelerine üç beş kelimeden ibaret beyanla iktifa etmişler, ifadelerine elbet saygılı olarak ben de kısaca şuna dikkat çekmek isterim: Efendim, 1923'de imzası atılmış bir sulh antlaşmasına 93 yıl sonra içinde bulunduğumuz şartların gelişmeyi temadi etti ren ahvaline atf u nazar edersek, dört sene süren İstiklal savaşımızın
vermiş olduğu istiklaliyetimizi kazanma karşısında, beş asır alem-i hristiyaniyanın ensesinde atlarının nallarını dolaştıran Dedelerimiz,  İzmir'de denize döktüğü başta Yunaniler olmak üzere düşmanları hezimete uğrattığı vâki olduğunu biliyor ve de öylece kabul ediyoruz.  Ancak herkes bilmese de, netice olarak İzmir de Bel Kahve diye bilinen yere gelmiş bulunan Başkumandanımız M. Kemal Paşa'nın verdiği bir emir bahse konudur.
Mealen o emir şöyledir : <Kordon boyunda limanda İngiliz donanmasının bazı savaş gemilerinin orada olduğunu göreceksiniz! Onlara ateş açmayınız! Onlar ateş açarsa mukabele etmeyiniz!> yarım asırdan fazla bir zaman diliminde o şanlı zaferin kahramanları ordumuzun çeşitli cephelerinde çarpışanlar, savaşın bitimi sonrasında herkes mücadelenin yapıldığı yerlerdeki fert olarak duruma vakıf olduğundan icabında muhatabı olmadığı bir emrin varlığından mesul olmadığı gibi böyle bir
emir yoktur diye de iddia edemez.  Şimdi 2016'da, 1922'nin 9 Eylül’ünde, Başkumandan'ın yukarıda ifade ettiğimiz emrini gazilerimiz bilhassa erkanı harpler yani kurmay subaylar tartışmışlardır. Garp Cephesi Kumandanı büyük taarruz hazırlıklarını çok uzun sayılacak bir zaman dilimine yaymış, hatta
Millet Meclisi, bu gecikme addettiği hali, tetkik etmek için meclisten mebuslardan bir heyet teşkil ederek Garp Cephesi karargâhına inceleme yapmaya gönderildiği vakidir.
Nitekim Garp Cephesi Kumandanı İsmet Paşa'nın şöyle bir beyanı söz konusudur. İsmet Paşa demektedir ki : <Biz bu zaferi bir vuruşta kazanmak mecburiyetindeyiz. Çünkü bizim arkamızda silah ve cephane fabrikaları yoktur. Mevcut esliha ve askerden en verimli şekilde faydalanmalıyız. >Heyet meclise avdet etmiş raporunu vermiştir.
Milletimizi Lozan'a götürecek zafer, <26 Ağustos 1922'de gece sabaha karşı, topların çelik ağzı çaldı bir ölüm marşı! Bu ölüm bestesinin içinde yandı dağlar, eridi çelikten ağlar!> Dizelerinin meydana
getirdiği ahval başlamıştır.
30/Ağustos/1922'de Başkumandanlık Meydan Muharebesi tecelli etmiş ve zafer gül yüzünü göstererek, milletimizden yana esmeye başlamış ve 9 Eylül 1922'de zafer Kordonboyu’nda nihayete ermiştir. 
 Neticeten: Başkumandan'ın; Belkahve de verdiği emir ile Garp Cephesi Kumandanının Mebusan heyetine verdiği cevabı birleştirerek bir sonuç çıkarırsak şu söylenebilir:
< Düşmanlar mağlup edilmiştir. İzmir'e savaşımızın bittiğini gösteren bayrak hükümet konağına çekilmiştir. Savaş alanı diplomasi masası ile yer değiştirmiştir.. Asgari başarıyı dünya milletleri diğer bir deyimle Milletler Camiası içinde devlet olarak tanınmayı temin etmekti. Lozan'ın kesilmesi vaki olunca yani müzakerelerin anlaşma getirmemesi vaki olunca dağdaki çobanından, diplomasi masasında oturan Baş Delege yerine, kendimizi koysak acaba hangi ispazmozlara
yakalanırdık?
Google’den aşağıdaki şu alıntıyla yazımızı nihayetlendirelim: < Alıntı Kaynağı: www.guncelkaynak.com> Lozan barış görüşmelerine bir tarafta Türkiye diğer tarafta da İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya,  Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya katılmıştı. Türkiye’nin isteği
üzerine boğazlarla ilgili görüşmeleri izlemek üzere Sovyet Rusya,  Ukrayna ve Gürcistan da davet edilmişlerdi. Açıkçası bütün doğu meselesi, Konferansın ağırlık merkezini teşkil ediyordu. Lozan’da
müttefik devlet temsilcileri bir iki hafta zarfında bir barış anlaşmasının hazırlanabileceğini ümit ediyorlardı. Ancak İsmet Paşa’nın Türk çıkarlarını ısrarla savunması karşısında görüşmeler
sekiz ay devam etmiştir. (Gönlübol, Sar 1987, 49) Görüşmelerin uzun sürmesinin nedenleri Türkiye’nin her medeni millet gibi kayıtsız ve şartsız bir bağımsızlık istemesine karşın, müttefiklerin yüzyıllardır süregelen alışkanlıklarını devam ettirmek istemeleri Türkiye’nin yeni
barış düzenini milletler arası hukukun ilkelerine dayandırmaya çalışmasına karşın, Batılı devletlerin daha önce Osmanlı Hükümeti ile imzaladıkları Sevr anlaşmasının hükümlerini uygulamaya çalışmaları
Türkiye’nin kendini bağımsızlığı için savaşmış ve bu savaşında da başarıya ulaşmış bir devlet olarak görmesine karşın, Müttefik devletlerin Türkiye’yi kendilerine karşı yenilmiş sadece Yunanistan
karşısında zafer kazanmış olarak göstermek istemeleri şeklinde sayılabilir. Konferansta İngiltere özellikle Musul ve Boğazların statüsü; Fransa özellikle borçlar, kapitülasyonlar ve imtiyazlar
üzerinde durmuşlardır. Sonunda Lozan anlaşması 16 adet sözleşme, protokol, beyanname, ile bir de nihai senetten ibaret olacak şekilde 24 Temmuz 1923’te imzalanmıştır. Böylece Lozan anlaşması Türk
milletinin Kurtuluş savaşı sonunda hayati haklarını ve emellerini gerçekleştirdiği bir eser olarak tarihe geçmiştir.> Okurlarımın şu noktaya dikkatini çekmek isterim: Yazımızın başlarında ecdadımız
olan Devlet-i Osmaniye’nin 1299’dan,tarih sahnesinden çekileceği 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi’ne kadar sürdürdüğü emsalsiz üstünlüğünün fiilen nihayete ermesi, Sulh müzakerelerine dört sene süren Milli Mücadele sonunda, sulh masasına oturduğumuzda karşımızda altı asrın intikamını almaya hazırlanmış ve İngiltere’nin Maestroloğuyla idare olunan diplomatlar ve diplomasi heyetleri müttefiktiler. Ve eller İngilizler arzusu istikametinde kalkıyordu.
Fiemanillah
 
1000
icon
Hikmet alb 3 Ekim 2016 00:31

TEŞEKKÜRLER HOCAM

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat