Sezgin Tanrıkulu’nun ne işi var Ahmet Altan’ın yanında

24 Eylül 2016 22:44
A
a
‘’Okurun sağduyusunu böylesine küçümseyen, kendi kuşağından gençleri böylesine aşağılayan, egemen güçlerin kamuoyuna kabul ettirmeye çalıştıkları ‘’devrimci prototiplerini’’, ‘’devrimci gençlik’’ diye böylesine pervasızlıkla betimlemeye çalışan bir başka roman okumadım. Ve ilk kez bir romanı okuduktan sonra duyduğum tek duygu sadece tiksinti oldu.’’
Edebiyatımızın en iyi eleştirmeni Fethi Naci,Ahmet Altan’ın ‘’Sudaki İz’’ romanı için böyle yazıyordu ve yerden göğe kadar haklıydı.
***********************
Fethi Naci roman konusunda öğretmenimdi. Onun roman eleştirileri iyi romanlara ulaşmam için en doğru kılavuzlarımdan biri oldu.
Fethi Naci’nin ‘’Yüz Yılın 100 Türk Romanı’’ kitabı başucumda durur. Bu kitabı roman severlere ve yazıyla uğraşan herkese öneririm.
Fethi Naci’nin boşluğu ne yazık ki dolmuş değil; iyi romanlar kadar doğru roman eleştirileri de epey azaldı.
*************************
Ahmet Altan’dan okuduğum ilk roman ‘’Dört Mevsim Sonbahar’’ idi. Sonra ikinci romanı ‘’Sudaki İz’’i okudum ve kitapAltan’dan okuduğum son romanı oldu. Çünkü berbattı, ön yargılıydı, solu aşağılamak için yazılmış bir metindi; roman estetiğinden yoksun tam bir kara propaganda çalışmasıydı.
Ahmet Altan, kitapta‘’devrimcileri’’ aptal olarak niteliyor, hor görüyordu. Bir daha da Altan’ın romanlarını okumadım.
****************************
12 Eylül sonrasında kimi romanlarda solcuları, devrimcileri küçük göstermek; romanda öze aldırmamak; edebiyatın içini boşaltmak;  biçimi metinler arası göndermeleri öne çıkarmak; romanı eğlenceye indirgemek;çok satmayıdeğerli sanmak moda oldu.Büyük reklam kampanyalarıyla bize dayatılan üç romancıdan biriydi Ahmet Altan.
Elif Şafak ve Orhan Pamuk ikincisi ve üçüncüsüdür. Ve ortak noktaları kötü, ucuz, piyasa işi, güç odaklarına selam çakan,emperyalizme göz kırpan romanlar yazmış olmalarıdır.İçlerinde yine de en yeteneklisi Orhan Pamuk’tur bu konuda.
*******************
İyi roman ise bambaşka bir şey. Okuduktan sonra sizi aklen vicdanen bir adım öteye taşıyan; geliştiren, size değer katan; toplumu insanı derinliğine anlamınıza yol açan;  biçimiyle, içeriğiyle güzellik dolu romanlardır.
Mesela Ahmet Hamdi Tanpınar’dan ‘’Huzur’’; mesela, Yaşar Kemal’den ‘’Akça Sazın Ağaları’’ dizisi; mesela Kaan Arslanoğlu’ndan ‘’Devrimciler’’, ‘’Kişilikler’’çok iyi romanlardır.
 
Sezgin Tanrıkulu’nun sezgileri
 
 
Gelelim asıl konuya, yazıdaki fotoğrafta Ahmet Altan’ın yanındaki kişi CHP Genel Başkan YardımcısıSezgin Tanrıkulu.
Bu nasıl bir bilinç yarılmasıdır anlamak mümkün değil.
********************
CHP’nin iki büyük derdini etnikçilik ve liberalizm olarak niteleyen Gaffar Yakınca,(Deli Gaffar) ‘’Deli Gaffar’ın Notları’’ adlı büyük ilgi gören internet sitesinde yazdığı ‘’Sezgin Tanrıkulu ve CHP’nin felaketine giden yol’’ başlıklı yazısında ne güzel yakalamış çelişkiyi:
‘’ Sezgin Tanrıkulu’nun son icraatı malumunuz, Ahmet Altan’ın yargılanması sırasında gidip ona destek olması, boy boy fotoğraflar vermesidir. Tanrıkulu sıradan bir CHP’li değildir, bir genel başkan yardımcısıdır, Altan da sıradan bir “gazeteci” değildir. Ergenekon’un Balyoz’un baş aktörlerinden biridir. Zaten dava da Balyoz kumpasına dair bir davadır. Altan, aralarında CHP milletvekilli Dursun Çiçek’in de bulunduğu subaylara kurulan tezgahtaki rolü sebebi ile yargılanmaktadır.’’
Deli Gaffar sürdürüyor:‘’ Ahmet Altan’la yan yana verdiği poz Sezgin Bey’in CHP içinde sandığımızdan çok daha güçlü olabileceğini gösteriyor. (…) Neredeyse tüm siyasi varlığını CHP’ye ve onun ideolojisine küfür etmekte bulan bir adama genel başkan yardımcısı düzeyinde destek veriyorsanız gelebilecek tepkilerden hiç mi hiç çekinmiyorsunuz demektir!’’
******************
Soralım o haldesoru işareti çengeli ağır iki soru:
1. CHP Genel Başkan Yardımcısı’nın Sezgin Tanrıkulu’nun Ahmet Altan’ın yanında ne işi var?
2. Sezgin Tanrıkulu’nun CHP Genel Başkan Yardımcılığında ne işi var?
**************************
CHP’nin alt kimlikçilik ve liberalizm tuzağına düşmemesi emek siyaseti yapıp, solu sınıf bilinci üzerinden oluşturması gerek. Bursa emek şehri; o nedenle Bursa’da emek siyaseti daha da önemli. CHP milletvekilleri işçilerle emekçilerle daha sık bir arada olmalı, sorunlarını dinlemeli, hak arayışlarına sahip çıkmalı.CHP emeğin siyasetini yaptığı emekçileri CHP’ye kattığı sürece büyür.
Sezgin Tanrıkulu gibi isimlerin götürdüğü puanları CHP ancak böyle geri alır.
 
1000
icon
Hikmet alb 25 Eylül 2016 13:04

DEĞERLİ YAZARIM DÜŞÜNDÜKLERİNİZE KATILIYORUM FAKAT ÇOK KİŞİNİN ANLAMAKTA ZORLANDIĞI HUSUS BANA KÖTÜLÜK YAPTI DİYE ONU DEFTERDEN SİLMEK HATADIR ÖNEMLİ OLAN ONUN ÖYLE VEYA BÖYLE DÜŞÜNMESİNDE SUÇ UNSURU VAR MI SUÇLU OLMADIĞI HALDE SUÇLU İDİYSE BUNA YAPILAN YARDIM MAZLUMA YAPILAN YARDIMDAN ÖTEYE GİTMEMELİDİR OLAYI BU YÖNÜ İLE GÖRÜRSENİZ BENİM GİBİ ÖFKENİZ GEÇER İSTEMEDEN BİNDİĞİNİZ DALI KESMEYİN AYDIN OLMAK ÇOK YÖNLÜ DÜŞÜNMEYİ GEREKTİRİR BAŞARILAR

0 0 Cevap Yaz
sibel d

Hasan Huseyin Korkmazgil bir siirinde hatırladıgim kadariyla "Bir oglum olacak adı Temmuz, sevgide deniz, öfkede benden de fırtına" der. Çünkü, öfke üretkendir. Balık olmayı engeller. Önemli olan kindar olmamak.

0 0
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat