SIĞINMACILAR ve SORUNLARI…

10 Ocak 2017 22:07
A
a
İnsanların yerinden yurdundan ayrılıp, yaşadıkları mekânı bırakmak zorunda kalmalarının en önemli nedenlerinden birisi savaşladır. Bir ülkede savaş veya savaş endişesi varsa, elbette ki masum halk tabakaları bundan rahatsızlık duyacak, öldürülme korku ve endişesi onu sığınmacı konumuna sokacaktır.
Yakın tarihimize bir göz atacak olursak Türkiye dünyanın en fazla sığınmacı kabul eden ülkesidir. Sınırlarımız da en uzun süren savaş 1980-1988 yılları arası Iran-Irak savaşıdır. Haklı hiçbir neden yokken komşu bu iki devlet sekiz sene birbiri ile savaştılar. Bu arada batılı güçler bol bol silah sattılar, Bilanço ise bir buçuk milyon civarında ölü, 150 milyar dolarlık bir silah faturası, savaş sonunda da borçlarını ödemeyince petrol kuyularına silah tüccarları tarafından ipotek koyma… Savaş devam ederken yerinden yurdundan edilen on binlerce insan Türkiye’ye sığınmacı olarak başvurdu. İran – Irak savaşı sırasında Irak’ın kuzeyinde yaşayan Kürtler, 1986 yılından itibaren Barzani – Talabani önderliğinde Irak’ı arkadan vurdular. İran’la iş birliği yaparak topraklarında yaşadıkları Irak’ı hançerleyince, 1988 yıl Mart ayında Irak ordusu Halep’çe ve civarındaki yaşayan Kürtlere sarin gazı atarak katliama başlayınca, 120 bin kişi gazdan kaçarak Türkiye’ye sığındı. Türkiye, o tarihlerde bu Kürt sığınmacılara elinden gelen yardımı yaptı. Onların infak ve iaşesini temin etti, kendi lokmasından keserek sığınmacılara ikram etti. 40 yaş üzerindekiler hatırlarlar o tarihlerde sığınmacılara camilerden sergi suretiyle paralar toplandı. Fakat bu sığınmacılar içinde masum halk olduğu gibi Peşmerge ve PKK militanları da vardı. Bunlar sığınmacıları galeyana getirerek kamplarda isyanlar, başkaldırılar, emniyet ve devlet memurlarını rehin almaya kadar gitti. O gününün gazetelerine bakarsanız bu tür haberleri görürsünüz. Daha sonra 120 bin sığınmacının bir kısmı çeşitli Avrupa ülkelerine giderek, oralarda PKK’yı güçlendirdiler Türkiye’nin aleyhine çalıştılar, bir kısmı da Türkiye’de kalarak dağa çıktılar, ancak 70 bin kadarı Kuzey Irak’a geri döndü. Bu göç dalgası akabinde yine 200 bine yakın soydaşımızı 1989 yılında ağırlamak zorunda kaldık. Bulgar hükümetinin etnik ve dinsel baskıları nedeniyle soydaşlarımız akın akın Türkiye’ye göç ettiler. Türkiye bu soydaşlarımızı absorbe etti. En sonunda Esed’in zulmünden kaçan 2,5 milyon Suriyeli Türkiye’ye sığındı. Bunların ancak 500 bin kadarı kamplarda yaşamakta 2 milyondan fazlası da büyük şehirlerimizde serseri mayın gibi dolaşmaktadır…
Sığınmacı için hayat çok zordur. İlk önce gideceği ülkede kabul sorunu yaşar. Sığındığı ülkenin insanları onu kabul edecek mi yahut etmeyecek mi? Sonra ekonomik sorun başlar… İş bulma, çoluk çocuğunu geçindirme telaşı… Karnını doyurabilmesi içinde ucuz – pahalı ne iş bulursa çalışmak zorundadır. Bu sebeple de fırsatçılar, sığınmacıları her türlü sosyal güvenceden yoksun ve ucuz iş gücü olarak çalıştırmaktadır. Dolayısı ile bu durum yerli iş gücü tarafından kabul edilmeyeceği içinde, yerli çalışanlar işsiz kalacağından yerli iş gücü ve sığınmacılar çatışması da muhtemeldir. Önceleri pek üzerinde durulmayan bu sorun, sonraları büyük sorun olabilir. Sığınmacıların en büyük sorunu da, sığındıkları toplum insanlarına uyum sorunudur. Kendi yaşam tarzı ve kültürünü bırakmak zorunda kalan sığınmacılar, sığındıkları ülkelerin insanlarının yaşamı, örfü-adeti-inancı gibi unsurlara çoğu zaman yabancıdırlar. Çünkü yaşadıkları kalıptan çıkıp, yeni bir kalıba girmek zorundadırlar. Yeni kalıp onları kabul edecek mi? uyacaklar mı meçhul… Eğer sığınmacı yeni kalıba girmek isterse, düşüncesinden, yaşantısından fedakârlık etmek zorundadır. Aksi takdirde, İyot gibi açıkta kalabilir.
Son zamanlarda bilhassa Suriye’den sığınmacı olarak gelenlerin aleyhine sosyal medya ve fısıltı gazetesinde büyük bir kampanya başlatıldığını görüyoruz. Bu kampanya bilhassa genç nüfusu hedef alsa da, aslında tamamı içine alan bir rahatsızlık olduğu açıkça belli oluyor. Rahatsızlığın makul sebebi de, Suriyeli gençlerin ülkeleri için mücadele etmeleri yerine, kolayını seçerek memleketlerini neden terk ettikleri hususundadır. Bu şekilde düşünenlerin bir kısmı haklı olabilirler ama şunu da unutmayalım. Bugün Suriye’de bilinebilir bir savaş yok. Dünyadaki terör örgütlerinin tamamı orada köşe kapma sevdasındadırlar… Ayrıca tüm ülkeler başlarına bela olan ve olabilecek psikopat ruhlu canilerden kurtulmak amacıyla onları Suriye’ye gönderdi. Önüne gelen bir sürü devlet de her türlü silah araç ve gereçlerini denemek ve ellerinde miadı geçmiş bütün bombalarını da uçaklarla tepeden masum halkın üzerine boşaltıyor. Rejim güçleri bir yandan, içerdekiler bir yandan masum halkın üzerine yürümüş, üstelik masum halkta silah da yok. Böyle bir keşmekeşlik içerisinde yaşamak da elbette mümkün değil. Türkiye öteden beri komşu ülkeler ve soydaşlarımız için güvenli bir liman vazifesi görmüştür. Başı darda kalan Anadolu’ya göç etmiş, Anadolu’da onlara kucak açmıştır. Zaten Anadolu denmesinin sebebi de budur. Mazluma her zaman şefkat elini uzatmasıdır.
Dileğimiz komşularımızda devam eden bu yangın sona ersin ve tüm sığınmacılar ülkelerine ve yaşadıkları mekânlara serbestçe dönebilsinler. Heyhat bu da pek mümkün görünmüyor. Savaşlar nedeniyle atılan bombalardan dolayı çoğunun evleri-işyerleri ve belki de şehirleri köyleri yıkıldı. Harabe haline geldi. Hele hele bu geri dönüş aşamasında uyum sorununu çözen sığınmacıların, yurtlarına kolay kolay döneceklerini sanmıyorum. Zira iş bulmuş, iş yerini kurmuş, kendine yepyeni bir hayat kurmuş olan sığınmacıların ülkesine döneceğini tahmin etmiyorum. Kaldı ki Ortadoğu her zaman kanayan bir yara olmuştur. Geçici pansuman tedbirlerle üzeri kapansa da, en ufak bir dış müdahale ile bu yara tekrar açılabilir. Bu itibarla Ortadoğu’da her an yeni bir karışıklık, yeni bir savaş ihtimali olduğundan sığınmacıların ülkelerine dönmeleri zor olduğu gibi, kabul eden ülkelerinde işi zordur. Umulur ki hükümetimiz bu zorun hakkından gelir. Taraflar için hayırlı bir sonuca ulaşırlar.     
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat