Loading...

Şiir üzerine

5 Ocak 2019 21:06
A
a
Günümüzde çok şiir yazılıyor. Hatta sosyal medya ve internetin kullanımı arttıkça şiir yazanların sayısı daha da arttı. Eskiden kalem ile kâğıda dökülen şiirler şimdilerde sosyal ortamlarda sanat ve şiir sitelerinde boy gösteriyor. Boy gösteriyor diyorum çünkü hakikaten, yeni yetme şairler boyunu aşan şiirler yazıyorlar. Hemen her konuda binlerce şiir okuyabilirsiniz şiir sitelerinde ancak oldukça edebi görünen bu şiirler anlam bakımından çok fakir ya da sahibinin tam olarak ne kastettiği anlaşılmıyor. Bu kadar çok şiir arasında hakikaten ses getirebilecek şiir çok az ya da hiç yoksa bunun sebebi şiirin artık ölüyor olması mı?
Bundan on yıl öncesine kadar en azından birkaç şair şiir kasetleri çıkarıyordu. Ahmet Selçuk İlkan’dan sonra kendi şiirlerini seslendiren bir yazar/şair var mı bilemiyorum.  Şarkı, türkü, pop ve yeni çıkmış müzik türleri yığınla şiir içermesine rağmen hiçbiri şiirin yerini tutmuyor. Şarkı ve türkü sözleri arasında çok iyi olanlar olduğu halde bunlar bestelendiği için şiir olma özelliğini kaybediyorlar. Oysa bizim aradığımız şey sadece şiir. Son zamanlarda şiir alanında oluşan bu boşluğu doldurabilecek bir kişi de ufukta pek görünmüyor.
Ne varsa yine eskilerde var. Hâlâ okundukça, duygulandıran, cesaret veren, heyecanlandıran, sevdiren, efkârlandıran, derin derin düşündüren şiirler uzak ve yakın tarihimiz ile günümüzün yaşayan ulu çınar sanatçılarımızın kalemlerinden çıkmış eski şiirlerdir. Hâlâ yaşayan ulu çınarlarımız da pek yeni şiir yazmıyor ya da yazıyorlar da biz mi duymuyoruz.  Belki de… Her şeyin müzik olduğu bu dönemde şiirden ses çıkmaması çok normal ama yine de güzel bir şiirin yerini onlarca şarkı türkü asla tutamaz.
Şimdi, şairi ve şiirin adını yazsam, hemen dilimize şiirin hatırladığımız kısmının dolanacağına emin olduğum şiirlerimiz var. Mesela, Necip Fazıl ve “Sakarya Türküsü”, Mehmet Akif Ersoy ve “İstiklal Marşı”, Cahit Sıtkı Tarancı ve “35 Yaş”, Ahmet Haşim ve “Merdiven”, Orhan Veli Kanık ve “İstanbul’u Dinliyorum”, Sezai Karakoç ve “Mona Rosa”, Nazım Hikmet ve “Seviyorum Seni Ekmeği Tuza Banıp Yer Gibi” ve burada adını yazamadığım daha niceleri.
Şunu da unutmamak gerekiyor, şiir ne kadar güzel olursa olsun biraz da talep gerekli. Yani herkesin yazar olmasından ziyade biraz da okuyucu olmak gerekiyor.Aslında ölen şiir değildir, ölen bizlerin şiire olan ilgisidir. Her şeyimiz müzik oldu ve ne dediği pek anlaşılmayan sosyal medyadaki özlü sözler oldu.
Yeni yılda topluma mal olmuş güzel şiirler ve iyi yetişmiş şairler çıkmasını ve şiirin yeniden eski yerine, yani kalbimizin başköşesine oturmasını umuyor ve diliyorum. Son sözümü de şiirle bitirmek istiyorum.
VEDA
Elimde, sükutun nabzını dinle,
Dinle de gönlümü alıver gitsin!
Saçlarımdan tutup, kor gözlerinle,
Yaşlı gözlerime dalıver gitsin!
Yürü, gölgen seni uğurlamakta,
Küçülüp küçülüp kaybol ırakta
Yolu tam dönerken arkana bak da,
Köşede bir lahza kalıver gitsin!
Ümidim yılların seline düştü,
Saçının en titrek teline düştü,
Kuru yaprak gibi eline düştü,
İstersen rüzgara salıver gitsin!
(1923)
Necip Fazıl KISAKÜREK
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat