Loading...

Sultan 3. Mustafa

7 Ekim 2018 21:39
A
a
Babası: Sultan III. Ahmed Han
Annesi: Mihrimah Sultan
Doğum Tarihi: 1717
Vefat Tarihi: 1774
Saltanat Müd.: 1757-1774
Sultan 3. Mustafa; Osmanlı tahtına cülus ettiğinde kırk yaşlarındaydı. Ancak sadaret makamında bulduğu Koca Ragıp Paşa ülke genelinde sükûneti temin etmiş, yeniçeri sessiz sedasız emirlere müheyya beklemekte, hudut ahvali ise, asayişin berkemâl dönemini yaşamaktaydı. Osmanlı ülkesi tam manasıyla bir ıslahattan geçecek şansı yakalamıştı. Avrupa devletlerinin gerek rönesans gerekse, dini revizyon senelerini atlatmış olmanın verdiği hararetle Avrupa’yı yeniden tanzim ediyor ve yaşanacak topraklar, sömürülecek insanlar bulabilmek için, dünya denizlerine müştereken yelken açmak gibi arayışlara başvurmaktalardı. Allah’tan ki, içlerinde var olan bencillik ve kıskançlık birbirlerini yemelerine zemin hazırlamaktaydı. Bunlar oldukça da, başarılarını tam manasıyla dünyayı yönetme gibi bir merkeze oturtamıyorlardı.
Her ne kadar Hıristiyan dünyası Papalığın teşviki ile Müslümanların âlemine tasallut ediyorlarsa da, İslâmın kılıcı olan aynı zamanda İslâm hâlifesinin başında bulunduğu, Osmanlı devleti yapılan i'zaç haraketlerini savmayı zor da olsa muvaffakiyetle becermekteydi. 3. Mustafa sadaret makamında bulduğu Damat Koca Ragıp Paşa'yı görevinde tutma akıllılığını göstermiş fakat, pek fazla sulhsever ve biraz da rahatına düşkün bulduğu sadrazamına karışmama arzusunu devam ettiremedi.
3. Mustafa; Moskof düşmanı padişahların arasında en önde yer alması mümkün olan bir zattı. Rivayet olunur ki; Sadrazamına: "Lala niçin Ruslara savaş açmayız, paraysa esas derdin, Edirne'den onların başkentine kadar her bir adıma bir sarı lira dizeyim" dediğinde, Koca Ragıp Paşanın cevaben:
"Padişahım; devleti Osmaniye uzaktan bakıldığında heybetli bir arslanı andırır. Eğer yakından tetkik edildiğinde görünür ki, bu arslanın dişlerinin dökülmüş, pençelerinin tırnakları kırılmış haldedir. Bunu öğrenenler artık o arslanı rahat bırakmazlar. Bunun için uzaktan görünen heybetiyle bu arslan, düşmanlarının çekindiği, çatmaya korktuğu görüntü olarak kalsın. Belki geçen bu zaman zarfında devlet-i âliye yapacağı ıslah edici tanzimlerle arslanı kuvvetli bir hâle getirebilir" mealinde beyanda bulunduğu söylenegelmektedir.
Koca Ragıp Paşa: Bir devr-i padişahı; tam manasıyla anlatmaya geçmeden önce hemen sadrazamını anlatmak belki bizim tatbik ettiğimiz usulün de dışında bir tarzdır. Ancak kabul gerekir ki, 3. Mustafa'nın sadaret makamında bulduğu bu sadrazamın iktidarını takdirde gösterdiği isabet ve durmadan savaş yapmakta olan bir devleti sakin bir döneme çekmeyi başarmış, sulh içinde eksiklikleri telafi etmeyi mümkün kılacak zamanı kazandırmış olması dahi, Koca Ragıp Paşa'ya apayrı bir ehemmiyet vermeyi gerekli kılmıştır. Koca Ragıp Paşa ünlü Larus ansiklopedisinde emsaline kıyaslanamayacak şekilde, genişçe bahsedilme şansını bulmuş zevattandır. Buradaki malumata göre; 1699 yılında dünyaya gelmiş olduğu İstanbul'da, 1763 yılında vefat etmiştir. Türbesi İstanbul'un Aksaray semtinden Laleli Caddesi üzerinden Bayezid'e çıkarken yolun sağ tarafındadır. Kendi adını taşıyan kütüphanesi hâlâ istifade olunan kütüphanelerden olduğu gibi, kapı yanında demir parmaklıkla ayrılmış bölümdeki kabrinde medfundur. Babası Mustafa Şevki efendi, Defterhane kâtiplerindendir. Ragıp Paşa, medrese tahsilini yapmaktayken, Defterhane'nin kalemine devam etmekteydi. İran’la yapılan savaşlarda elde edilen arazinin kayıt işleri için Revan Valisi Arifi Paşa’nın mektupçuluğuna getirildi. Bu sıralarda 25 yaşlanndaydı.
Akabinde de, Köprülüzade Abdullah Paşa ile Hekimoğlu Ali Paşa’nın, maiyetlerinde de görev yaptı. 1729 tarihinde İstanbul'a geldiğinde de, yaşı 30 olmuştu. İran bölgesine gitmesi bir defa daha gerekmişti. Nadir Şahı bu sırada, İran üzerindeki nüfuzunu, Bağdat üzerine yoğunlaştırmak için 1733'de mezkûr yerin, yani Bağdat'ın bunlar tarafından muhasarası gerçekleştirilince, Ragıp Paşa'nın İstanbul’da maliye tezkereciliği vazifesine tayini yapıldı. Yeni vazifesinde ve müteakip görevlerde bilhassa da, Avusturya ve Ruslar’ın delegeleri ile Nemirov kasabasında yapılan, sulh müzakerelerinde üstün başarı gösterdi.
1741 tarihi, Ragıp efendiyi reisülküttaplık makamında yani bugünkü karşılığı hariciye vekaleti olan koltuğa oturmuş buldu. 1744 senesinde Mısır valiliğine vezirlik rütbesinde paşa yapılarak gönderildi. Burada vazifesi beş sene kadar devam etti. Bu arada Mısır'da önemli nüfuz sahibi olan Kölemen beylerini tasfiye etmeyi de başardı. Bilahare diğer valiliklerde de başarısını devam ettiren Ragıp Paşa, 3. Osman'ın hükümdarlığı esnasında sadrazam oldu. Hayatının sonu olan 1763 tarihine kadar, bu makamı muhafazaya muvaffak oldu. Prusya devletiyle iyi münasebetler kurarken, denge politikasını ihmal etmedi ne Rusya ile ne de Avusturya ile sıcak savaşa fırsat vermedi.
Edebi tarafı kitaplarla anlatılacak kadar renk ve incelik dolu bir zattır. Şair Fitnat hanım ile sohbetlerini zürefa hâlâ nakleder. Biz bir tanesini nakle ictisar yani cesaret edelim: Şaire Fitnat hanım, Ragıp Paşa'nın bir arkadaşının kızı idi. Pederane sohbetleri olur imiş. Bir gün Paşanın köşkünün bahçesinde beyaz örtülü bir masanın etrafında sohbet ederlerken, uşaklar vişne şerbeti getirmiş. Ragıp Paşa da bir bahsi anlatırken, Fitnat hanım gelen vişne şerbetini içmekteymiş fakat bu sırada da ayaklarını sallamaktaymış. Dikkati dağılan Paşa seslenmiş:
-Fitnat ayaklarını sallama!
-Fitnat hanım; adetimdir, sallarım, dediğinde, ayağı da masaya çarpınca, masa sallanmış ve bembeyaz güzelim örtüye, masada bulunan vişne şerbeti dolu bardaklardan birinden bir miktar şerbetin dökülmüş olduğu görülmüş. Ragıp Paşa bütün muzipliğiyle:
-Fitnat gördün mü adetini, deyivermiş!
(Devam edecek) Fiemanillah.
Kaynak: Büyük Osmanlı Tarihi cild 4/sh.6.7.8 Hasırcızade Metin Hasırcı
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat