Şundan bundan…

29 Ekim 2016 21:55
A
a
(UYDURULMUŞ BİR HİKÂYEDİR)
Necip Fazıl, Osman Yüksel ve Nazım Hikmet aynı koğuştadır. Necip Fazıl dertlidir; bir oraya, bir buraya volta atar; sigara üstüne sigara yakar. Serdengeçti gayet neşelidir. Nazım ise her rast geldiğine komünizmi anlatır, durur.
Bir gün yine Nazım karşısındakine komünizmi anlatırken Serdengeçti yanına yaklaşıp der ki, "Üstat, bu komünizm nedir?" Nazım kendinden gayet emin bir şekilde "Elini sol cebime at." der. Serdengeçti hemen atar. 
Nazım der ki "Ne buldun?" "İki tane yirmi beş kuruş." der Serdengeçti. Nazım "Birini al." der.
Serdengeçti alır.
Nazım gururla "İşte komünizm bu." cevabını verir.
Bir gün Nazım'a elli lira gelir; Serdengeçti sormadan hemen elini Nazım'ın cebine atar ve yarısını almak ister. 
Nazım hemen müdahale eder, "Hop, hop. Ne oluyor?" der. Serdengeçti, "Üstat, yarısı benim değil miydi?" deyince Nazım, "O kadar da uzun boylu değil." karşılığını verince Serdengeçti taşı gediğine koyar, "İşte, komünizm dedikleri yirmi beş kuruşluk bir şeymiş."
**
Yıl 1927, Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla balo veriliyor. Kastamonu Valisi salona giriyor. Herkes ayakta ancak genç bir öğretmen valinin geldiğini geç fark ederek en son ayağa kalkar. Vali bey bu olayı görür ve balo bittiğinde Milli Eğitim Müdürünü yanına çağırır. Milli Eğitim Müdürü öğretmenin iyi niyetli olduğunu söylese de sayın vali olayın peşini bırakmaz. Olay bakanlığa yansır. Millî Eğitim Bakanlığı da valinin bu olaya fazla alınganlık gösterdiği kanısına varır. Bu durum görüşülürken Atatürk bakanlıktadır. Yetkililer kendi aralarında konuşurlarken Atatürk “Neler oluyor” diye sorar? Olayı anlatırlar ve dediği şudur...
Hemen valiyi görevden alın yapılacak bu kadar işimiz varken genç bir öğretmenle uğraşan valiyle bir yere gelinmez...”.
**
Özdemir Asaf, ‘r’ harfini söyleyemez, ”yumuşak g” olarak telaffuz ederdi.
Galatasaray Lisesi’nde öğrenci iken bir anısını şöyle anlatacaktır:
“Lisede Edebiyat Hocamız İsmail Habib Sevük idi. Sınıfta heğkese şiiğ okutuğ, sığa bana gelince atlayıp yanımdakine geçeğdi.Biğ gün değste pağmak kaldığdım ve ‘Hocam’ dedim”,
– Sınıfta heğkese şiiğ okutuyoğsunuz, bana niçin okutmuyoğsunuz?
İsmail Hoca, bu soğuma şu cevabı veğdi;
– Oğlum Özdemiğ sen, şiiğ değil,şiiğin canına okuyoğsun.
Bunun üzerine de Özdemir Asaf “Lavinia” şiirini yazar bu şiirin son dörtlüğünde hiç ‘r’ harfi yoktur ve Özdemir Asaf, bu şiiri oldukça düzgün bir biçimde okumaktadır.
**
Cemil Meriç, eşi Fevziye Hanım'la birlikte, akrabası Ahmet Çipe'nin konuğuydu. Sohbetler yapıldı, yemekler yendi, çaylar içildi. Gece yarısına doğru izin isteyip kalktı.
Cemil Meriç'in gözlerinin 12.5 miyopisi ve kuvvetli hipermetropisi vardı. Merdivenlerden inerken son eşiği göremeyen Cemil Meriç düştü. Bir şeyi yoktu. Ev sahibiyle vedalaşıp sokağa çıktılar.
Yolda yürürken Cemil Meriç, eşinin kulağına yaklaşıp şöyle söyledi: "Fevziye, elektrikler mi kesik, hiç bir şey göremiyorum."
Cemil Meriç 38 yaşındaydı ve gözleri artık hiç göremeyecekti.
 
1000
icon
Hikmet alb 30 Ekim 2016 09:57

DEĞERLİ KARDEŞİM BANA ÇOK GÜZEL ŞEYLERİ HATIRLATTIN TEŞEKKÜR EDERİM

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat