TEHLİKE ÇEMBERİ

27 Eylül 2016 22:03
A
a
Günümüz coğrafyasında yer alan devletlerin en önemli ihtiyaçlarından ve belki de birinci sırasında enerji ihtiyacı yer alır. Devletlerin gelişmişlik kriterleri enerji üretimi ile ölçülmektedir. Bir devlet kendi yasal coğrafyası içerisinde kendi kendine yetebilecek seviyede enerji üretebiliyorsa, gelişmiş ülkeler statüsünde yer olduğu kabul edilmektedir. Ülkede enerji üretilemiyorsa, o ülkede hayat durmuş, durağan bir hale gelmiştir. Enerji yoksa, internet yok, elektrik yok, hayatımızı kolaylaştıran araç gereçler yok demektir. Velhasıl günümüzde enerji denilen şey hayatımızın bir gerçeği ve parçasıdır. İnsan denilen varlığın, varoluş sebebi de enerjiye bağlıdır. Cenabı hakkın doğuştan bize yüklediği hayat dediğimiz enerji cipi veya pili zamanla yok olduğunda, hayat dediğimiz kaynak sona eriyor ve yok oluyor. Enerji dediğimiz gücün farkında olan batı ve onların temsilcileri olan çok uluslu şirketler, bu güce ne pahasına olursa olsun sahiplenmek istediklerinden, dünyamızı kan gölü haline getirmekten bile çekinmiyorlar. Yeni dünya düzeni adı altında aslı astarı olmayan nedenlerden dolayı çıkarılan iç savaşlar, ülkelerin birbirlerine karşı güç denemelerine girmesi, binlerce insan canı gitsin ama yeter ki enerji dediğimiz güce sadece ben sahip olayım arzusu, her dinde ve medeniyette kutsal sayılan yaşam hakkını da ihlal ediyor.
Ne yazık ki, yerüstü ve yeraltı enerji kaynaklarına sahip olan ülkelere, sahip oldukları bu değer tek başına zenginlik ve refah getirmiyor. Sahip olduğun bu değeri çıkarıp da pratik de uygulayamıyorsan, bir sürü ter yiyici, kan emici şirket ve devletlerinde dikkatlerini çekiyor. Bu tekelci sermayeler, işletemediğin ve kullanamadığın enerjiye sahip olabilmek için, gerektiğinde içerdeki aklı ve ruhu satılmışları da satın alarak, kandırarak,  masum talepler görünümü altında, sonu iç savaşa kadar gidebilecek, akla hayale gelmeyen senaryolar bile sergiliyorlar. Sen enerjini ülke içine hapsedip bu karışıklıklar ile cebellenirken,  onlar kanlı vantuzları ile ülkenin kanı olan enerji kaynaklarını sömürüyorlar.
İşte bugün Ortadoğu da oynanan ve çıkarılan tüm entrikaların sebebi de, dünyanın yüzde ondördüne sahip Irak petrolünün, Türkiye üzerinden değil de, kendi kontrollerinde, güya kendini devlet oldum zanneden PYD üzerinden batıya nakli içindir. Küresel tekelci sermaye bu işi kendisi değil, kendisinin kontrolündeki devletlere yaptırıyor.
Bugün Suriye de birbirleri ile it dalaşına giren tüm devletler kendi ülkeleri namına değil, kendilerini vesayet altına alan küresel sermaye namına savaşıyorlar. Devlet olarak Ortadoğu’dan binlerce km uzakta olan ABD, Çin, İngiltere vs. gibi devletlerin Suriye gibi doğal hiçbir zenginliği olmayan bir ülke üzerinde, insan gücü ve maddi kaynaklarını niye heba etsinler? Bugün Ortadoğu da savaş bitse, bunun en çok kazananı bu petrolü işleten batılı şirketler olacaktır. ABD ve Avrupa devletleri devlet olarak bu kaynakları işletmeyeceklerdir. İslam âleminde dökülen bunca kanın nedeni bu küresel sermaye şirketleridir. Güç ve kuvvet bu şirketlerin elinde, onlarda devletleri karagöz-hacivat gölge oyununda olduğu gibi, perde arkasından yönetiyorlar. Gerçekte küresel sermaye şirketleri, Suriye de devletleri kendi menfaatlerini korumaları için bir piyon gibi kullanıyor.
Türk dış siyasetine yön verenler, Suriye de olaylar patlak verdikten sonra, ileri de doğabilecek bölgesel sorunları göremediler. İlk anda insiyatif alıp, bölgesel bir politika izlemediler. Bütün dünya ve Türkiye bundan önce olduğu gibi, ABD’nin tavrını beklediler. Bütün dünya belki olayların başlangıcında, mantar gibi bir anda bitiveren terör gruplarına karşı yeterli fiili tepkiyi gösterselerdi belki Suriye deki manzara bugünkü kadar karmaşık olmayacaktı. Şu anda Suriye’de kimin eli kimin cebinde belli değil. ABD ve AB Devletlerinin çoğu bu savaşın içinde fakat bu kargaşadan en fazla zarar görmesi lazım gelen İsrail’de ise bir tık yok. Ama uygulamaya konulan bölgedeki böl parçala yönet politikası gerçekleşirse İsrail’in işine gelir. Çünkü bölünmüş ve parçalanmış bir coğrafyayı yönetmek, istek ve arzularını gerçekleştirecek politikaları sahneye koymak daha kolaydır. Sonuç da Suriye de tüm dünyanın oynadığı oyun Büyük Ortadoğu projesinin (BOP)’UN bir parçasıdır.
Türkiye başlangıç da Suriye konusunda uygulaması gereken politikayı şimdilerde güvenli bölge projesini dünya kamuoyunun önüne getirmekle iyi bir adım attı. Suriye toprakları içinde sınırımızda güvenli bir alan oluşturulabilirse, hem göç önlenir ve hem de Türkiye ye göç eden Suriyeliler bu bölgeye yerleştirilebilir. Şu anda Türk ordusunun güdümünde uygulamaya konulan Fırat kalkanı harekatının, zamanla neler getireceği, artılarımı yoksa eksilerinin mi daha fazla olacağı şüphelidir. Zira DAEŞ den temizlenen kısım Türkiye’nin Suriye sınırının kırk beş km.si kadar bir mesafedir. Bu bölgenin doğusunda bizim Suriye ile olan sınırımız sekiz yüz km’dir. Bu sınırda tamamen Irak PKK’sının uzantısı olan PYD’NİN kontrolündedir. Bu koridorun batısında ise PYD ye ait Afrin kantonu ise bizim Hatay sınırımıza kadar dayanmaktadır. DAEŞ denilen terör örgütü CİA tarafından oluşturulan suni bir yapılanma olduğu için, bölgede görevini tamamlayınca kolayca yok edilebilir. Ancak PYD ise halen yıllardır Türkiye’nin başına bela olan bir terör örgütü olduğu gibi,  Batı ve ABD’nin açıkça desteklediği bir örgüttür. Türk ordusu PYD’ye yöneldiğinde karşısına çıkacak olan batı ve ABD’dir. Bu durum siyasi iradenin de istemediği ancak, vukuu da yakın olan bir hesaplaşma ortamıdır. İçimizdeki hainlerin yeniden ortalığı karıştırma hesapları, güneydoğumuzdaki PKK ile mücadelemiz, içeride bize çok büyük zarar veren FETÖ ve onun uzantısı örgütlerle olan mücadelemiz, Medya da ve sanal ortamda yaratılmaya çalışılan algı operasyonları, Fırat kalkanı harekâtı gibi vakıalarla Türkiye’miz mücadele ediyor.
Bu mücadele elbette ki zamanla ekonomimize sirayet edecek ve iç güvenliğimizde sosyal patlamalara da neden olacaktır. Velhasıl ülkemiz değirmen arkından aşağıdaki kasnağa akan su gibi bir cendere içine girmiştir. Bu mücadeleyi kazanmak, birlik ve beraberlik ruhu ile aklı selim sahibi olmaktan geçer.            
 
1000
icon
Hikmet alb 28 Eylül 2016 00:44

DEĞERLİ KARDEŞİM DÜŞÜNCELERİNE AYNEN KATILIYORUM SURİYENİN PARÇALANMASI VEYA ORADAKİ İSTİKRARSIZLIK TÜRKİYEYİ ETKİLER YANİ BENZETME YAPACAK OLUR İSEK SURİYE AFGANİSTAN GİBİ OLURSA TÜRKİYE PAKİSTAN GİBİ OLUR ORALARDAKİ AKAN KAN BİZLER İÇİN DE SÖZ KONUSU OLUR SEVGİLER

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat