Türkiye’nin AB serüveni bitiyor mu?

21 Kasım 2016 21:02
A
a
 
Türkiye ile Avrupa Birliği'nin ilişkileri 31 Temmuz 1959'da Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğu'na yaptığı ortaklık başvurusu ile başladı.
Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik süreci ise, 1963 yılında Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğu ile ortaklık anlaşması imzalamasıyla başladı ve 1987 yılında tam üyeliğe başvurmasıyla ivme kazandı.
1999 yılında da AB üyeleri tarafından aday olarak kabul edilen Türkiye, 2005 yılında tam üyelik müzakerelerine başladı.
Yani neredeyse 60 yıla varan bir serüven…
 
* * *
Türkiye bu süreçte gerçekleştirdiği sayısız reform ile eğitim sitemimizden, Turizm politikalarına-Bölgesel kalkınmadan, Kırsal kalkınmaya-Turizm politikalarından, Kamu yönetimine-Sağlıktan, çevreye kadar yaşamın hemen her alanında önemli gelişmeler sağladı.
Kuşkusuz bütün bunlar AB müktesebatı çerçevesinde yapıldı. 
Ancak yine Türkiye bütün bu adımları kendi insanlarının geleceğini düşünerek attı…
Bu gün 20 yıl öncesine göre Türkiye eskiyle kıyas edilemeyecek önemli noktalara geldi.
Bunda hiç kuşku yok…
Ne var ki bugün, ilişkiler bırakın donmayı, çok farklı bir sürece girdi.
Türkiye’de halkın 2005-6’larda yüzde 70’lere varan desteği bugün tersine döndü.
Ne oldu, neden böyle oldu?
 
* * *
Gelinen noktanın suçlusu kim?
Salt Türkiye mi?
Yoksa bunda AB’nin de sayısız katkısı yok mu?
AB’nin isteksiz, ikiyüzlü tutumu hiç mi etkisiz?
Hiç kuşkusuz Türkiye’nin kimi noktalarda eksikliklerini görmek olası…
Ama AB’nin güven vermeyen ikircikli tutumu, içine düştükleri ekonomik kriz ve siyasal sorunlar, lider eksikliği gibi nedenler de bunda etken olmadı mı?
Türkiye’nin baş belası terör ve şiddete prim veren AB yaklaşımları izleneceği üzere bardağın neredeyse taşmasına neden oldu.
Türkiye’de bürokratlar da, halk da süreçten yoruldu…
Tam 57 yıllık bir serüven yılbaşında önemli bir yol ayırımına girecek gibi.
Bunda AB kendi açısından haklı da olabilir.
Ama bu sürecin Türkiye’ye baskı yaparak sürdürülme olanağının kalmadığı açıkça görülebilmekte.
Ve Cumhurbaşkanı Erdoğan yılbaşını işaret etti…
Bizim AB’ye ne kadar gereksinimimiz varsa, AB’nin de o kadar Türkiye’ye gereksinimi olduğu açık.
Bu madalyonun bir yüzü…
 
* * *
 
Kuşkusuz madalyonun bir de arka yüzü bulunmakta…
AB, yeryüzünde gelmiş-geçmiş en büyük ve önemli bir barış projesi olarak ortaya çıktı.
Evet, AB ikiyüzlü, çıkarcı ve güven vermiyor…
Doğru…
Ama şurası da kesin ki, AB zengin, AB teknolojik gelişmişlik içinde…
Demokrasiyi de en azından kendi içinde uyguluyor.
Dış-satımımızın yarıya yakını AB ülkelerine…
Turizm gelirlerimizin de yarısı…
Böyle bir durumda sağduyu ile düşünerek karar vermemiz gereği de açık.
“Ne yapalım, satmayıveririz, gelmeyiversinler” deme şansımız var mı?
Türkiye’ye her yıl gelen 35 milyon turistin 2 milyonu Rusya’dan gerilen ilişkiler nedeniyle gelmeyince turizmcimiz sıkıntıya girmedi mi?
Domatesimizi ve narenciyemizi satamayınca üreticilerimiz?..
Peki, ekonomimizin yarısıyla ilintili bir birlik ile ilişkilerimizi noktalamamız ne gibi sonuçlar doğurur?
Şangay 5’lisi AB’nin yerini alabilir mi?
1000
icon
Hikmet alb 21 Kasım 2016 22:49

DEMOKRASİNİN VARLIĞI BİR ÇOK ŞEYE GÜVENCE VERİR YAKLAŞMAK İSTEDİĞİMİZ EKONOMİK BERABERLİK GÜVEN DUYGUSUNDAN UZAK GİBİME GELİYOR EN BASİT BİR ANLAŞMAZLIKTA NE OLACAĞI KONUSU DÜŞÜNDÜRÜCÜ TARAFIDIR SANAYİ VE EKONOMİNİZE ONA GÖRE YÖNLENDİRECEK OLURSAK TERS BİR DURUMDA OLACAKLAR NASIL OLUR BUNU İYİ DEĞERLENDİRMEK LAZIM YENİ DÜNYADAN KOPMAMAK DAHA AKILLICA OLUR DERİM

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat