Üçüncü yol....

2 Ekim 2016 21:35
A
a
Cumhuriyet’i kuran kadro, ulus devlet modelini tek boyutlu bir şablonun üzerinde hayata montelemiş...
      Millet, devlet için vardır....
      Millet, o günlerin hesabıyla onüç milyonluk bir kütledir. Bu kütleyi sahiplenen devlet ise,  İş Bankası çevresindeki bir avuçluk aferist topluluk. Asker sivil bürokrasi mensupları ve bilahare parti olarak da, CHP...
      Vatan, tek parkurluk yarış alanından ibaret bir yurt...

                      Xxxxxx

       Şimdinin, ‘Türkiye laiktir laik kalacak’ türünden çocuksu söylemlerle vatan sathında pabuç aşındırmak, ne çare, Türkiye’nin kapitalist olduğu ve bundan böyle sonsuza dek kapitalizme mahkûm yaşatılacağı gerçeğini örtmüyor...
       Açalım...
       Dört bir yandan demir ağlarla örülen anayurt, Keynesgil bir manivelayla, Alman harbi sonrasında,  karayolu kumpasına düşürülüverdi.
       Tek partinin tek kulvarlı birinci yol döneminde ‘milleti devlet için var eden’ nitelikli şekil şartları, özellikle seksen sonrasında, bizim çocukların kullandığı Amerikan menşeli manivela hareketini takiben de hiçbir değişikliğe uğramadı...
       Kapitalizmin doymak bilmez azgınlığının erken Cumhuriyet’in politik devletçiliğini mumla aratır yoğunluğa erişmesiyle de, başlangıçta devleti için var olarak yaşatılan millet, bu kez başladı kendi için yaşama yollarını aramaya.
       xxxxxxx
       Bu manivela hareketinden önceki yıllarda çoğalmaya başlayan partiler,  kuyruklarına yapıştırılan birer  sendikalarıyla birlikte, kendi grup çıkarları  adına dalıvermişlerdi  yarış kulvarında.. Partilerle birlikte hipodromun kulvar sayısı da arttı, çoğaldı.
       Bunların kimisi Türklü, kimisi haçlı, şadırvanlı... Paskalyanın yanına kimisi mum dikivermiş. Kiminin amblemi orak, kiminin çekiç, balyoz, tornavida kerpeten;  Atatürk ilke ve inkılaplarının aydınlattığı meydan, donanma şenliklerinin gürültüsünde boğuntuya gider gibi olduğunda da, apoletler elde düdük iniverdi sahaya...
       28 Şubat, son haftaym’a bir örnek...
                                      Xxxxxx
   Devletçi çizgide kurulan CHP zaman içerisinde devletçiliğinin çarşı Pazar boyutunu bırakıp kendini rejimin devletçi niteliğine kilitledi. Diğerlerini var eden dinamik ihtiras her ne kadar kapitalizm idiyse de, meşruiyet kaynağı yine rejimin politik devletçiliği idi.
         Böylece bütün partiler hep birlikte milleti devletin hegemonyasına tahkimlerken, kendilerini de,  bölüşüm dağıtım politikasında farklı model tercihlerine kilitlediler. Bunların her birisi kendilerine özgü bir ikinci yol tutturup gittiler ve halen de gidiyorlar...
          Mevcutlarının dışında aktif, amma tescilsiz bir başka parti de yok değil... Bila tefrik eski ve yeni bütün mebusların özlük haklarını, Atatürk ilke ve inkılaplarının ışığı altında ve günün mana ve ehemmiyeti çerçevesinde piyasa şartlarına ayarlayan bir parti...
     Mesela Meclis Partisi...
            xxxxxxx
     Emekli ve halen çalışmakta olan işçi ve memurlarla çocuklarının devlet doktoruna gittiklerinde, kendilerine günün mana ve ehemmiyetine uygun bir ücret ödeme mecburiyeti getiren, ‘Genel Sağlık Sigortası’ kanun tasarısının komisyonlardaki görüşmeleri esnasında, mebus emekli maaşlarını iki milyar liradan dört milyar liraya yükseltilmesinin yolunu açıveren bu partinin de yolu, haliyle kendine özgü ve tek hedefe kilitlenmiş bir üçüncü yol olmalı...
       Türkiye’deki bu yol bolluğu, benim utanç kaynağım...
        Xxxxxxx
       Üçüncü yolun, ne CHP solculuğuyla ne de kendilerini sağcı olarak lanse eden diğerlerinin müşterek demokratlığı, liberalliği ve ne de muhafazakârlığıyla bir ilişkisi var...
        Türkiye’nin yabancı bankalarından Osmanlı Bankası, kendilerinin diğerlerinden farkı bulunmadığını söylerdi.
      Farksızlık esas, farklılık da sadece isimden ibaret... Doğrusu da bu. Faizsiz bankaların da farkları, sadece isimlerinden ibaret değil mi, şimdi faizlilerle aralarında ne fark var...
                     xxxxxxx
      
        Bütün yolları borsada kesiştiren kapitalist bir Türkiye’de yaşıyoruz...’ Türkiye laiktir laik kalacak’ sloganı kavgayı kızıştırıyor, tarafları gazlıyor ve şartların olgunlaşması durumunda da beyaz gömlek giydirme zamanının geldiğini bildirecek düdükleri nefeslemekte kullanılıyor... Oysa aslında Türkiye kapitalisttir ve sonsuza dek kapitalist kalacak...
       Düşünsenize, şunun şurasında üç dört kadar işçi sendika grubu var. Federasyon mu diyorlar konfederasyon mu her ne ise... Bunların her biri bir başka partinin ya da bölüşüm dağıtımda farklı politik tercihlerin kuyruğuna yapışmışlar...
      Sendikalar, eski yeni, sabık sakıt tüm mebusların ortak partileri olan meclis partisine üye veren bir ara istasyon.... Sessiz, uykuda, yatık...
        Her biri kendi ikinci yolunda başörtüsü kavgası vererek at koşturan siyasi partiler, yoldaşı sendikalarla birlikte, Tersane ölümleri karşısında sessiz....
         Sınıfdaşları arasındaki tersanecilerin son tahlildeki iktisadi çıkarlarına karşı saygıda kusur etmemenin sessizliğinde...
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat