Varlık ya da yokluk mücadelesi..

30 Kasım 2016 22:36
A
a
 "Haydi tozpembe renkte olalım; etliye sütlüye karışmayalım ve hele ki kimsenin zülfü yarine dokunmayalım.."  diyorum bazen kendi kendime..
Neden mi ? 
Özellikle şu son dört aydır şüphe, endişe ve korkunun zirve yaptığı bir toplumun ferdi olduğumdan herhalde.. Bazen "hep tozpembe takılalım" diyorum.  Diyorum da hemen peşinden de kocaman bir "NAFİLE.."  diye de ekliyorum.
 
Zira insanın ruhuna, yüreğine, eşyanın tabiatına aykırı..
Mümkün değil, ülkemizin gerçeklerine uzaktan bakmak,
Mümkün değil, o ninni makinası TV ekranlarının karşısında uyuşmak,
Ve mümkün değil,  korkak, vurdumduymaz, ezik ve silik bir insan olmak..
Sevgili okuyucular, mümkün değil..
 
Şöyle en basidinden kişisel olarak kendime bakıp; “siyaset yazmaz isem, etrafımdaki yakın insanlarım da endişelerinden kurtulurlar böylece.."  diyorum zaman zaman..
İyi de elim dursa; beynim, gönlüm durmuyor.. Ülkemin ve Milletimin maruz bırakıldığı şu hazin süreçlerde, içim razı olmuyor, elvermiyor.. Ve bir insan; vatanın, memleketin,  bayrak ve bağımsızlığın böylesine tehditler altında kaldığı bir devrede, susup, sessiz kalıp, sadece seyredecekse;  teşbihler ağır olacak belki affedin ama, o insanın, bir duyarsız ottan, çamura belenmiş bir ördekten ve hatta güdülmeye alıştırılmış bir koyundan ne farkı kalır ?
 
Bakın nasıl seslenmiş O koca şair tarihin benzer bir döneminde;

"..Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam; 
    Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.. 
    Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale; 
    Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale! 
    Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum 
    Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum !.." 

 
Bana “siyaset yazma” diyen bir kısım aile çevrem ve sevgili dostlarım kusura bakmasınlar.. Yazmamak da bizlere haksızlık değil mi ? Kimseler bir endişe duymasınlar.. Zira ne demişler "Ağ koyun ağ bacağından, kara koyun kara bacağından asılır.."  
 
Bu yaştan sonra kendimi; beyni denizanası kıvamında, refleksleri pelteleşmiş ve gövdesi bir karbonhidrat yığınına dönmüş gibi hissetmek istemiyorum. Zaten de ne kaldı ki  şu yalan dünyadaki ömrümüz..
İşte onun içindir ki; bazen de olsa yazacağım, ekip olarak da yazacağız;
Arslanlar gibi onurlu ve korkusuz,
Kartallar gibi başı dik, 
Ve bir mandanın ki gibi kocaman yüreklerle yazacağız hep..  
 
Ne devlete, ne hukuka, ne insan haklarına keza hayvan ve doğa haklarına, ne de dünyalık keyfi alemde beyefendilere, ne bir hakaretimiz olur, ne de bir anarşist tavrımız.. Kendi halimizde bazen siyaset de yazacağım / yazacağız vesselam; hem de yeri gelince zülfü yare (dikkatlice) dokunarak..  
  
Türk Milleti tüm fertleriyle el ele, kol kola ve gönül gönüle olmayı becerebilmelidir..
Ya  bu Millet bunu becerecektir,
Ya da birileri bu Milleti bildiğince alışageldiğince sürüp, sömürüp, bölüp götürecektir.
İşte tam da  milli şahsiyete ilişkin bir  "varlık ya da yokluk mücadelesi"  günlerindeyiz.
 
Milletimiz, yakın tarihimizin her devresinde hain darbecilere, kabbalistlere, emperyalistlere ve onların dalkavuk işbirlikçilerine şahit ve muhatap olmuş; sözkonusu vatan olunca da canı pahasına ortaya dökülmeyi ölümüne göze almış necip bir Millettir.. Genetiğinde daha doğrusu özünde vardır bu refleks.. 
 
Dedim ya;  kardeşliğe, kol kola ve el ele birlikte yürümeye, sükunet ve huzura, saygı ve sevgiye, uyanık kalmaya, bilime, öğrenmeye, sorgulamaya ve farkındalığa en çok ihtiyaç duyulan şu günlerden geçiyoruz.. Bizlerin elinden gelen bu; yani yazmak, bazen de usulünce siyaset yazmak.. Peki bizlere siyaseten yazmayın diyenler, ya sizler..?
 
Sizler de..; sağlıcakla kalın..
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat