Yaşatmak…

10 Eylül 2016 20:32
A
a
Karşılıksız infakların isimlerde yaşatılması, kadir ve kıymetini bilenlerce bir nezaket borcudur. Ayrıca, insanlık aleminde de kadirşinaslıktır…
       Karşılığı beklentili infaklardaysa, bu işi becerebilen madrabazlar, sözde infak edilen değerin kamuya hibe niteliğinde olması durumunda, halk kesiminden karşılığı, “bıyıkaltı tebessümüyle takviyeli kuru bir alkış” ve idari makamlardan da plaketli bir teşekkür…
       12 Eylül mevsiminde saygınlıkları kendinden menkul  işadamlarımızın asker vakıflarına lütfeyledikleri karşılığı beklentili infaklarının cümlesi, yüksek rütbeli askerlerin yarım reveranslarıyla anlamlandırdıkları teşekkürlü plaketlerinde karşılığını buluyordu. …
       Ne çare, görüntüde asker sever vatandaşlarımızın yüksek zekâlarıyla bankalarımız sırayla batırılırken, kadim politikacının batakçı yeni nesilden ardılları da, itibar kaybına uğruyorlardı…
       Seçilmek amacıyla bunların ayak altında dolaşanlarının  hemen hepsi, karşılıklı olarak birbirlerini  politik omo ile aklayıp paklayınca, iktidar da mecburen, Erbakan’ın, muhtar bile olamayacağına hükmedilen tilmizlerine kalmıştı…
          Modern dünyada infakın bunlardan başka bir üçüncü çeşidine gelelim…
            İnfak konusu karşılığı beklentili değerleri sahiplenenlerin, sahipliklerindeki meşruiyet keyfiyetine…
         El takımıyla gerdek yolculuğuna… 
       Yalova’daki Sosyal Sigortalar Hastanesi bir ara isim değiştirerek ( devlet hastanesi son takısıyla),  galiba Yaşar Okuyan’ın ismini almıştı. Okuyan da hemen o sıraların Çalışma Bakanı…
        Vakıflar Genel Müdürlüğünün göz kulak olduğu Bezm-i Alem fakir fukara hastanesi de,  asker vakıflarına yapılan hibe üzerine hibe istismarcılığıyla devrin devlet başkanlarına kavuk sallayanların azgın ihtiraslarına kurban gitmeden, Sosyal Sigortalar’a devrediliverdi…
        Bizler hep merakla bekliyorduk. “Verdim gitti faslından” olmak üzere Koç Holding’e ne zaman satılacak diye. O günlerin hükümeti dökülünce, bizler de rahat bir nefes almıştık…
        28 Şubat döneminin Bursa’sına  gelelim. Harcamalarını devletin üstlendiği Değirmenönü mahallesindeki ilkokula verilen, Hükümetin gözde bürokratlarından Bursa valisi Orhan Taşanlar ilkokulu ismi, Tayyip Erdoğan’lı dönemde okulun tabelasından kaldırıldı gitti…
        Kim yaptı bu isim değişikliklerini, hem de kısa aralıklarla peşpeşe  ?...
         Siyaset…
        Kaldırmak da yine siyaset yoluyla oldu…
         Oysa siyasetin, tek damlacık teri dökülmemişti inşa halindeyken bunların temel harçlarına…
                              Xxxxxxxx
       Şimdilerde hükümet, aniden tavan yapan şehadet olaylarında canlarını infak eden asker sivil kahramanların isimlerini, kamu mekanlarında ömürlü kılmaya niyetlenmiş…
       Vefa borcumuzdur, insaniyet gereğidir, bir nezaket inceliği olup elhak güzel ve doğru bir niyetlenmedir…
       Lakin, bir yanda siyaset ve politikanın oynaklığı, diğer yanda canını ve kanını bu topraklara, bu toprağın insanına, karşılık beklemeksizin feda eden insanlarla  yine bunların ardıllarının kırılgan his, duygu ve hassasiyetleri…
        AKP de elbet bir gün maden yorgunluğuna uğramış gibi, siyaseten kırılacaktır. Fatihlerin, Yıldırımların, Yavuzlarla Sultan Hamidlerin , Devlet-i Ebbed müddet’leri gibi tükenecek ve bıraktığı boşluğu bir başkaları dolduracaktır…
        Yeni gelenler, Cumhuriyet ekibinin eskiyi hafızalardan silme politikasına benzer bir icraata girişir de, bu aslanların isim tabelalarını yere indirirlerse !...
         Ne hale düşer bunların geride bıraktıkları hassas ve kırılgan ardılları ?...
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat