Yaz gazeteci yaz…

7 Ekim 2016 22:04
A
a
Yıllar önce böyle şarkı yapılmıştı ama şimdi hatırlamıyorum sözü müziği kime aitti… Kim söylüyordu… Derken aklıma youtube geldi ve sordum… Selda Bağcan’mış… Elbette çok beğendim bir sestir Selda Bağcan… Ve Selda Bağcan bu eseri Barcelona Konseri ’nde seslendirmiş… Oradan dinliyorum bu yazıyı yazarken… Ve geçmişe gidiyorum ister istemez… Yıllar öncesine… Seksenli yıllara… Selda Bağcan… Adaletin bu mu dünya?  Âşık Veysel ile onun güzel bir anısı vardır, yazmadan geçemeyeceğim… Selda Bağcan Âşık Veysel’i ziyarete gidiyor… Hoşbeş filan sonra Veysel soruyor kızım sen ne çalıyorsun diye… Gitar diyor Selda Bağcan… Bakayım diyor ve istiyor gitarı… Malum Âşık Veysel dünya gözü ile görmeyenlerden… Kucağına alıyor gitarı ve elleriyle inceliyor ve diyor ki bu saz kadın gibi… Selda Bağcan yıllar sonra anlıyor ki aslında çok sesli oluşu armonik yapısı için kadın gibi demiş yoksa fiziksel olarak kadına benzediği için değil… Allah rahmet eylesin büyük ozanımıza… Selda Bağcan’ın da sesine ve ömrüne bereket diyelim…
**
Ve Yavuz Turhan… Okul arkadaşım… Aynı dönemlerin mahsulleriyiz… Allah belasını versin faşizmin gerçekten… Ne travmalar yaşadık bir kere gelebileceğimiz bu aslında güzelim dünyada… Yaşatanların Allah belasını versin… Yavuz kanser dâhil büyük badireleri elinin tersiyle itelemiş bir büyük yürek… Bir deli oğlan… Ve inanın hala on sekizinde… Yıllar önce gazetecilik mesleğine de katkıları oldu İnegöl’de… İnsan kaç devrimciyi sevebilir ki bir radikal Müslüman olarak… Adam olanı severiz değil mi… bizde devrimci değil miyiz? Yavuz bu adamlardan işte… Ve bakın okul yıllarımızı o seksenli yıllara denk gelen öğrencilik günlerimizibir paylaşımda alarak ne kadar güzel anlatmış…


 
80'li yıllarda biz öğrenciydik ve nasıldık bir bakın:
Saçlara jöle, tırnaklara oje, sürülemez, spor ayakkabıyla okula girilemezdi.
Erkekler kravat, kızlar fiyonk takmadan, yaka ve tırnak kontrolü yapılmadan derse girilemezdi.
Sabahları bahçede sıra olunur, pazartesi sabah Cuma öğleden sonra müdür konuşma yapar, özel günlerden biriyse saygı duruşu yapılır ve gerçekten saygıyla durulur, İstiklal Marşı okunurken dik durulur, konuşulmaz, saygı duyulurdu.
Öğretmenlerle dalga geçilemez, veli toplantıları aileye korkarak bildirilir, okulda "konuştuğun" (sevgilin) varsa sadece bahçede yan yana yürünürdü.
Forma ile okula gidilir, eve gelene kadar forma çıkarılmazdı. Gömlekler pantolonların - eteklerin, içine sokulur, okul renkleri dışında bir renk giymek yürek isterdi.
Küpe, kolye, yüzük, bilezik hafta sonları takılır, saçlar erkeklerde tıraşsız, kızlarda 3 boğum örgüsüz ise disipline gidilirdi.
Cep telefonu yoktu, internet de yoktu ama yine de öğrenciler birbirleri ile haberleşirdi.
Biyoloji dersinde üreme konusu anlatılırken utanılır, aruz ölçüsü ezberlerken delirilir, milli güvenlik hocaları askeri disipline sokmaya çalışırdı.
Okul kitapları üzerinde sevilen sanatçı resimlerini olduğu klasörlerde taşınır, ders yılı başında mutlaka kap kâğıdıyla kaplanır, etiketler yapıştırılır, etikete adı-soyadı- sınıfı- hangi dersin kitabı olduğu yazılır, o derse ait defterler de kolaylık olsun diye aynı desen kap kâğıdıyla kaplanır, ders sırasında yanında kitabı olmayan azarlanırdı.
Sınıflar kalabalık olsa da çıt çıkmadan ders dinlenir, boş derslerde sınıftan çıkılmaz, ders saatlerinde okul sınırlarını ihlal etmek isteyenlere acınmazdı.
Ödevler mutlaka yapılır, dönem ödevleri için kütüphaneler, meydan larousse, ana ya da temel britanikalar taranır, ödevler elle ve mutlaka dolmakalemle yazılırdı.
Yat denince yatılır, sabah okula servis yerine otobüsle gidilir, bazen çanta yoklaması yapılır, okula yasak bir şey getirilemezdi.-okulun herhangi bir yerinde sakız çiğnenemez, derslerde bir şey yenemez, su içmeye gitmek için izin istenirdi.
Birine uyuz olduysak öğretmene şikâyet eder, asla kendimiz sopayla, bıçakla girişmez, çeteleşmez, okul dışında bile kavga etmezdik. Bilirdik ki kavga edersek evde ya da okulda bi posta daha dayak var.
Kızlarla erkekler birbirine mesafeli durur, el şakası yapmaz, küfürlü konuşmaz, efendilik bozulmazdı.
Yerli malı haftası sınıf pikniğine döner, her tür yiyecek bulunur ve biz bu yemekleri paylaşırdık.
Kitap okurduk örneğin, ödev bile olsa okurduk. Değiştirip kitapları öyle okur, kütüphaneden kimlik çıkartır kütüphanede okurduk.
Biz öğrenci gibi öğrenciydik. Saygılıydık, tertipliydik, edepliydik...
Biz çok güzel öğrencilerdik. Çok zor da olsa o dönemlerde hayat, şimdikiler gibi kayıp kuşak değildik. Hayatın bir anlamı vardı ve biz bunu bilmesek bile hissederdik…
 
1000
icon
yavuz turhan 8 Ekim 2016 11:06

çok Teşekkür ederim dostum...Sevgiler selamlar..

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat