Yeraltı evleri…

5 Temmuz 2017 21:12
A
a
      “Yeraltı dairelerinin pencereleri daracık ve kaldırımın hizasında veya altında.
        “Cansız bir ışık sızıyor tüllerinden, soluk perdelerinden. Bazen perde veya tül aralığından mutfakta bir şeyler hazırlayanları, salonda koşuşan çocukları, TV izleyen beyleri, hanımları görüyorum.
        “Daha çok da Afrikalılar, Suriyeliler.
        “Kiminin perdelerinde gölgeler kıpırdıyor, kimi küçük saksılar koymuş pervaza. İçim acıyor, bir bunaltı alıyor beni, adımlarım ağırlaşıyor, omuzlarım düşüyor.
*****************
      “Bahçesiz, balkonsuz evler bunlar ve manzarasız. Gün ışığı almayan odalarla dolu.
      “Yoksul, düşük gelirli insanlar yaşıyor içlerinde, beton kafeste, sağlıksız koşullarda sokağın, yol hizasının altında.
      “Yaşarken gömülmüş gibi”...

                                Xxxxxxxxx
      Can Ertan’ın muhtemelen bir roman çalışmasının üvertür faslından aktardığım birkaç satır idi, yukarıdaki melodram dökümü…
       Sanırım Ertan bu  roman çalışmalarına yenilerde başlamış olacak. Hugo’nun Sefiller’inden kopyaladığı kahramanlarını Suriyeli ve Afrikalı olarak gösteriyor. Oysa, aynı çerçevedeki sefaleti Türkler, yaşamaktaydı, Türkiye’nin erken liberalizminden beri. Halen  yaşıyorlar da, umutsuzcasına…
                               Xxxxxxxx
      Can Ertan, benim yarı yaşlarımda olsa gerek, Hisar dolaylarında geçirmiş çocukluğunu. Ben ise Emirsultan Mahallesi'nde doğmuşum, Hisar, Demirtaş, Kayhan ve yine Emirsultan olmak üzere değişik semtlerde harcamışım çocukluğumu…
        30'lu, 40'lı ve kısmen de 50'li yıllara kadar Bursa’da görüp görebildiğimiz evlerin  bila istisna hemen hepsi tek veya çift katlı olup, kendi içlerinde  küçük de olsa birer bahçecikleri bulunurdu…
         İkinci harp günlerinde birkaç yılımızı geçirdiğimiz İstanbul'a gelinceye kadar apartman nedir görmemiştim…
        Yaşarken gömülme gerçeği Bursa’da 50'ler sonrasının apartmanlaşma hareketiyle başlar. İstanbul’daysa, yerli harp zenginleriyle birlikte ticaret erbabı azınlık ailelerinin Anadolulu hizmetçi ve kapıcılarına has bir hayat tarzıydı Beyoğlu’ndaki apartmanların bodrum katları…
                          Xxxxxxxxx
    Şimdi sizlere kütüphane raflarından asırlık birkaç fikir ve manzara döküntüsü:
     Vakanüvist Asım Efendi eşitlik ve cumhuriyet gibi kavramları mide bulantısıymış gibi değerlendirirken, Ahmet Mithat Efendi de, "Ne demekmiş yahu, Cümlemizi Allah yaratmadı mı? Hepimizdeki cevheri insaniyet müsavi değil mi? Hiç insanın büyüğü küçüğü, eşrafı ve ednası olur mu? Bu fikirler cühelaya mahsustur.”
       Bernard Lewis'e gelelim neler demiş…
   “Gelişmemiş  ekonomi servetin hem kazanılmasını, hem de harcanmasını sınırlamış, bu suretle imparatorluk yapısında zenginle yoksul arasında  göze batar eşitsizliklerin ortaya çıkmasını önlemiştir...”
                      xxxxxxxxx
     Can Ertan’ın bahsettiği insanı insanlığından utandıran “yer altı evleri” sadece Bursa ve Bursa’nın da bir tek Altıparmak bölgesine has sınıflı toplum gerçeği değildir.
       50’li yılları takiben görünümündeki çirkinlik ve hantallıktan ötürü çarşı pazarda zembil kullanımına son
veren kapitalist kültür ve politikaları, toplumu bir yanda aydınlıkta diğer yanda da karanlıkta yaşayanlar olarak ikiye böldü…
        “Luminate” anlamındaki fiziki aydınlıkta yaşayanlar, aydınlığı aydınlanma felsefesine bağladıklarında, zenginleşmek, kalkınmak ve Batılılaşmak, tek amaç ve hedef haline geldi, getirildi…
         Oysa bizim kültürümüzde kazanmakla birlikte harcama hürriyeti de sınırsız değildi…
        Zembil ise, toplumda sınıf farklılığını hem önleyen hem de oluşma halindeyken gizleyen iktisadi ve sosyal bir tesettür aracıydı.
         Zembili attık. Başörtüsünü atar gibi. Entari fistan da gitti, bikini nemize yetmezdi?
         Attık ki,  Ali Ağaoğlu ve sınıfdaşları, Türkiye’de birer tane daha eşi benzeri bulunmayan düzineyi aşkın süper milyarderlere has lüks otomobil sahibi olabilmenin gurur ve mutluluğunu, vatanımızın her karış toprağında korkusuzca yaşayıp, bu kıvancı toplumla paylaşabilsinler…
                       Xxxxxxxxxx
       Geçenlerde Ramazan'ın son günlerindeydi Mudanya’ya gittim bizim kaşık düşmanı İDO ile gelecekti. Geldi, akrep ile yelkovan ise iftar vaktine yaklaşıyordu…
        Beş altı yıl evvelinde birkaç kez gittiğim bir mekan vardı.
       Hasköy’ün tanınmış pideli köftecisi
        Düştük yola. Bademli’nin altından Geçit’in üstünden arayıp taramadığımız bir karışlık yer kalmadı. Köy yok. Dağlar taşlar, inişler çıkışlar ve düz topraklar silme,
       Lüks villa!..
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat