Saatle zamana yolculuk

Bursa 17 Eylül 2017 12:35
Videoyu Aç Saatle zamana yolculuk
A
a

Zamana meydan okuyan saatleri günümüzde yaşatmaya çalışan bir antika saat ustasını tanıtacağız bugün size... Mesleğine âşık biri o... Yeni Marmara Gazetesi olarak saat ustası Nihat Özdemir’e misafir olduk...

Zaman işliyordu ve ömürde geçiyordu aslında o bitmek bilmeyen saatleri kovalarken. İşte şimdi size zamana meydan okuyan saatleri hala günümüzde yaşatmaya çalışan bir antika saat ustasını tanıtacağız. Daha dükkanına adımını atmadan kulağımıza o nostaljik şarkıların eşliğinde sanatını icra eden Nihat Özdemir'in dünyasına misafir oluyoruz. Yanına gidip oturduğumuzda hemen çayımızı önümüze koyup başlıyor saatlerini ve bu mesleğe olan aşkını.



50 YILLIK SAAT AŞKI

Aslen Karslı olan ve sadece Bursa'da değil, Türkiye genelinde saatçi Nihat olarak bilinen 2 kız çocuğu babası Nihat Özdemir yaklaşık 50 yıldır icra ettiği sanatını ilk günkü heyecan ve aşkla anlattı. Saate olan ilgisinin nasıl başladığını anlatan Nihat Usta o günleri yaşarmışçasına anlatırken, “Benim babam öğretmendi. 69-70 senesinden bahsediyorum. O zamanlar saat böyle hiç yoktu. Çok lüks herkeste bulunmaz. Çekirge Ortaokulu’na gidiyorum o zamanlar ama 8 tane zayıf getirdim ilk sene. Babam dedi ki ‘Sen okumayacaksın belli. Peki ne olmak istiyorsun?’ Dedim ‘Baba ben saatçi olacağım.’ O kadar ki sabah okula giderken erkenden kalkar babamın masanın üstünde duran saatini gizlice alır okula giderdim. Akşama geldiğimde babam beni dövecek ben biliyorum ama olsun ben yine de saati alıyorum gizlice akşama kadar takıyorum. Sonra dediğim gibi de saatçi oldum. Yani hikayem böyle başlamış oldu halen de devam ediyor” diyor.

4 USTALI EĞİTİM
Bu zamana kadar 4 tane ustadan eğitim aldığını söyleyen Nihat Usta üçünün hayatta olmadığını söylerken onlardan çok şey öğrendiğini anlattı. Nihat Usta, “Ben ustalarımın hepsinden ayrı ayrı ders aldım. Hepsinin ayrı ayrı özellikleri vardı. Belki de o yüzden bu kadar ufkum geniş. Bana her türlü saat gelir. En yenisinden en eskisine kadar. Bir de benim bir tabirim vardır. Bir avuç çamur getirin ben saat yapayım. O kadar işimi seviyorum ve mesleğime hakimim” dedi.

UNUTULMAYAN ANILAR
Nihat Usta meslek hayatında karşılaştığı yüzlerce anısının olduğunu ama kendisinde ayrı yeri olduğu iki anısını bizimle paylaşırken, “Bana her türlü saat gelir. Eski yeni, şehir içinden şehir dışından, bunun yanı sıra bazı firmalardan kuyumculardan da çok saat gelir. Yine bir gün kuyumcudan gelen altın bir saati tamir edip yanlışlıkla Gönen’e göndermişim. Diğer saatlerin arasına karışmış tabi farkında değilim. Ertesi gün bana telefon geldi yanlışlıkla böyle böyle bir saatiniz geldi diye. Bunu göndereyim siz de bizim saatimizi gönderirsiniz diye. Yani o saati satsa bendeki saatten on tane kadar alır o kadar pahalı bir altın saat. Dedim ki demek ki bu dünyada dürüst tek ben değilim. Bir diğer unutamadığım anım ise bir gün sandıklı eski bir saat geldi. 10- 15 yıl öncesinden bahsediyorum. İçinden bir kese altın çıktı saatin. Oraya zamanında o saatin sahibi kimse artık sandığının içine altınları koyup saklamış. Saati getirdiler bana. Ben de gece çalışırım böyle antika tarzı saatleri, gündüz ufak tefek işleri yaparım. Neyse saati açtım küçük bir kese altın çıktı. Saatin sahipleri geldiler bizim saat oldu mu diye. Ben de biraz daha işi var ama içinden bir emanet çıktı onu size vermek istiyorum dedim ve bir kese altını getirip verdim. Tabi görünce çok şaşırdılar. Adam, ‘Kardeşim sen manyak mısın? Ben olsam vermem’ dedi. Ben de dedim ki ‘Ben de yemem. Şimdi bu sizin bunu alın ama sizin saatin işi bitmediği için biraz maliyeti de artacak ona göre yapacağım dedim ne diyorsunuz?’ Dedi ki,’ ‘Sen böyle yaptın ya isterse bu altınların hepsi gitsin ne tutarsa tutsun sen saati yap.’ Tabi bunlar güzel anılar…

BUFALO DERİSİNDEN  GUGUKLU SAATLERE
150-200 yıllık saatleri bile hala zamana karşı meydan okutarak çalıştıran Nihat Usta’nın dükkanında en dikkat çeken saatlerinden biri olan bufalo derisinden yapılan Japonlara ait bir saat. Nihat Usta saatin diğerlerinden farklı bir saat olduğunu anlatırken sırf bu saat için dükkanının rengini değiştirdiğinin de altını çiziyor: “Bu saat Türkiye’de 2 ya da 3 tane kadar vardır ya da yoktur. Japonlar bunu özel üretmiş. Japon tanrısı figürü var üzerinde. Bu saatin bir diğer özelliği de üzerindeki akrep yelkovanı ve arkasındaki aparatı da çıkardınız mı alıp yıkayın dümdüz oluyor. Kuruduktan sonra yine aynı şeklini alıyor. Yine burada 150-200 yıllık bir guguklu saatim var. Bu da çalışıyor. İki saatimi de satmamı çok istediler ama satmayı düşünmüyorum. Sırf bu Japon saat için dükkanın rengini değiştirdim. Tabi özel ve antika olduklarından ayrıca benim için çok değerlidir.”



İNCE İŞ, TİTİZ ÇALIŞMA

Bu kadar ince ve detaylı bir işle uğraşan Nihat Usta'nın çalışma alanının temiz ve düzenli oluşunun sebebini sorarken simetri hastası olduğunu öğrendik. Nihat Usta, “Hanım benimle gezmeye, misafirliğe gitmeyi hiç istemez. Bir gün misafirliğe gittik. Televizyonun üstündeki pano yamuk. Oturuyorum ama içim içimi yiyor. O panoyu kalkıp düzeltmezsem kahrolurum. Hanımda dürtüp duruyor. Aman rahat dur diye… Şimdi burada da
böyle sen bu aleti buradan al indir sonra yerine koy. Gittikten sonra tüm rafı indirip temizler yeniden dizerim. Böyle bir hastalık işte’’ derken Nihat Usta özellikle gençlere seslenerek saat kullanmalarını söyledi.



Kaynak : Merve ÖZDEMİR / ÖZEL HABER
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
duyurular DUYURULAR



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat