Loading...

ULUCAMİİ TARİHİ ve MİMARİ ÖZELLİKLERİ

Bursa 22 Mayıs 2018 22:01
Videoyu Aç ULUCAMİİ TARİHİ ve MİMARİ ÖZELLİKLERİ
A
a

Caminin iki minaresi vardır. Kuzeybatı köşede yer alan cami ile birlikte Yıldırım Bayezıd döneminde inşa edilmiş; kuzeydoğudaki muhtemelen Çelebi Mehmet tarafından yaptırılmıştır.

BURSA ULUCAMİİ



Bursa Ulucami hakkında bazı teknik bilgileri sizlerle paylaşalım.
Ulu Camii, Osmanlı Devleti’nin dördüncü hükümdarı Yıldırım Bayezıd tarafından mimar Ali Neccar'a 1396-1399 yılları arasında yaptırılmış. Sultan, Niğbolu Zaferi öncesinde savaşı kazanmak için Allah’a dua etmiş ve 20 cami yaptırmayı adamış. Zaferden sonra damadı Emir Sultan’ın önerisi ile 20 cami yerine 20 kubbeli tek bir cami yaptırmaya karar vermişti. Zaferden elde edilen ganimet ile caminin yapımı planlanmıştı.
 
1402’deki Ankara Savaşı’nda sultanın esir düşmesinden sonra Timur camiyi ahır olarak kullanmış, 1403 yılında Moğol Şeyhi Emir Bedrüddin yaktırmış, 1413’de Karamanoğlu Mehmet Bey’in kuşatması sırasında cami tekrar yanmıştı. Tamiratını, Çelebi Mehmet yaptırmış ve cami 1421 yılında ibadete açılmıştır. 1 Mart 1855 tarihlerindeki büyük depremde 17 kubbesi birden çöken cami, onarım görerek 1862 yılında tekrar ibadete açılmış. 1889 kapalı çarşı yangınında da hasar görmüş.
 
Caminin iki minaresi vardır. Kuzeybatı köşede yer alan cami ile birlikte Yıldırım Bayezıd döneminde inşa edilmiş; kuzeydoğudaki muhtemelen Çelebi Mehmet tarafından yaptırılmıştır.
 
2215 metrekare alan kaplayan Ulu Cami, her biri dörder kubbeli 5 bölümden oluşur. Hemen hemen eşit büyüklükteki 20 kubbesinin ortasındaki kubbe açık olarak yapılmıştır.
 
Telle örtülü bu orta kubbeden giren yağmur damlaları havuzda toplanır, ışık ise camiyi aydınlatırdı. Günümüzde kubbe camekanla kaplıdır.
 
Ortadaki kubbenin altında havuzlu, 18 köşeli bir şadırvan bulunur.
İçindeki şadırvan ve duvarlarında yer alan dev boyutlardaki yazılar, Ulu Cami’nin kendine özgü özellikleridir. Günümüzde Ulu Cami’de 21 hattat tarafından yapılmış 45 levha, 87 duvar yazısı vardır.
 
 
Ulu Cami’nin Devaklı Abdülaziz oğlu Mehmet tarafından yapılan taç kapısı, sert ceviz ağacından hiç çivi kullanılmadan yapılmış minberindeki ağaç işçiliği bir şaheserdir. Minber, kainatı temsil eder. Üzerine güneş sistemi kabartma bir formla işlenmiştir. Gezegenler, güneşe uzaklıkları ve büyüklüklerinin oranları doğru olarak yerleştirilmiştir.
 
Hutbe’nin sağ tarafında yüksekçe bir yere asılan siyah örtü, Kabe kapısının örtüsüdür. Mısır Seferi’nden sonra halife olan Yavuz Sultan Selim, Mekke’de onarıma girişmiş, bu arada Kabe’nin örtüsünü İstanbul’dan gönderilen yeni örtü ile değiştirmiştir.
 
Yavuz, eski örtüyü ise Bursa’ya getirtip Ulu Cami’ye hediye etmiş ve kendi elleri ile taşıyıp asmıştır. Saf altın iplik ile üzerine ayetler işlenmiş bu örtü, yüzyıllar boyu kararmadan kalmıştır ancak yapılan bazı hatalı restorasyonlar sonucu caminin rutubet alması üzerine işlemeleri dökülmüş olduğundan günümüzde ayetler ancak parlak ışık altında görülebiliyor.
 
Namaz kılma alanı bakımından Türk tarihinde yapılan en büyük camidir. Ulu Cami alçak tavanlı, çok kubbeli ve sütunlu olduğu için daha küçük olduğu izlenimi verir ama gerçekte namaz kılma alanı en büyük camidir.
 
Ulu Cami, kimi din adamlarınca İslam’ın 5. en yüksek mertebesindeki ibadethane olarak kabul edilmiştir. İslam’da en yüksek mertebeli cami, Mekke’deki Mescid-i Haram, diğerleri Medine’deki Mescid-i Nebevi, Kudüs’teki Mescid-i Aksa, Şam’daki Emeviye Camii’dir. Beşincilik kimilerine göre Anadolu’da inşa edilen ilk cami olan Diyarbakır’daki Ulu Cami’ye ancak Emir Sultan, Akşemsettin, Molla Gürani gibi din adamlarının konuşmalarına göre beşincilik metresi Bursa’daki Ulu Cami’nindir. Ulu Cami’nin kutsallığı, yapıldığı devirde din adamlarının ve evliyalarının gösterdiği ilgiden geliyor. Yapılmasını teklif eden Emir Sultan, ilk namazı kıldıran Somuncu Baba, ilk cemaati Emir Sultan, Molla Fenari, Yıldırım Bayezıd, ilk imamı Süleyman Çelebidir. Müezzinlerinden birisi Üftade’dir. Mevlit yazarı Süleyman Çelebi ömrü boyunca Ulucami’de imamlık yapmıştır.
 



Mimarisi ve geçirdiği onarımlar
Ulu Cami, yirmi cami yerine yapıldığından kapladığı alan da büyüktür. Yirmi kubbe ile örtülü bu Camii Kebir'in alanı, dıştan dışa 55 metreye 69 metre, içten içe ise 49,96 metreye 63,36 metredir. Bunu yüz ölçüme çevirdiğimizde dıştan dışa 3795 metrekare, içten içe ise ayak sahalarıyla birlikte 3165,5 metrekaredir.
 
Ulu Cami 'nin 20 kubbesi vardır. Saf istikametinde beşer ve derinliğine dörder olmak üzere toplam yirmi kubbe; içeride on iki fil ayak (fil-paye) kenarlarda on sekiz direk olmak üzere toplam otuz ayak üzerindedir.
 
Ulu Cami, çok kubbeli camilerin en klasik ve abidevi olanıdır. Kubbeler dışarıdan sekizgen kasnaklıdır. Çapları eşit olmakla beraber yükseklikleri farklıdır. Mihrap ile kuzey kapısı ekseni üzerindeki kubbeler diğerlerinden yüksektir. Fakat, kubbeler arasındaki yükseklik farkı fazla olmayıp, iç mekandan fark edilmez.
 
1855 depreminde caminin 18 kubbesi çökmüş. Çökmeyenlerden biri mihrabın üstündeki kubbedir. Bu sayede muhteşem minber de korunmuştur. Çökmeyen diğer kubbe ise şu an hanımların namaz kıldığı yerin üstüne denk gelen batı minaresine bitişik olan kubbedir. Bunların ilk inşaat halini koruduklarına delil ise kubbe kasnakları hizasında bulunan devrinin orijinal köşe tonozlarıdır. Bu kubbelerde dört köşeden kubbe yuvarlağına geçişte, köşelerdeki şekillere dikkat edilirse, bu iki kubbenin diğerlerinden farklı olduğu anlaşılıyor.
 
Bunlardan hariç bir de şadırvanın üstündeki camekanlı kubbenin köşelikleri orijinaldir. Mihrap üstündeki kubbe ile kenar arasındaki üçgen köşelikte Mevlevi sikkesine benzer, alt ucu sarkmalı bir çökertme, şadırvan üstündekinde; üçer sarkma köşelik, kuzeybatı köşesindeki kubbede kısmen taşan kürevi köşelik mevcuttur. Caminin duvarları çok kalındır. Kalınlık en az iki metre olup bazı yerlerde kalınlık daha da artar. Her dört cephenin muhtelif yerlerinde kalınlıklar farklıdır. Yanlarda kalınlık fazla olup, kemer için yapılan dişler hariç 2,40 metre, kıble duvarında daha ince 2,20 metredir. Yan kapılarda bu kalınlık batıda 3,10 doğuda 2,80 metredir.
 
Duvarlarda Edirne Eski Cami 'de olduğu gibi tamamen kesme işlenmesi kolay zamanla sertleşen bir çeşit taş kullanılmıştır. Taşlar bal rengi, inci rengi, pembe, turuncu ve açık kahverengi olmak üzere farklı renklerdedir.
 
Bugün görülen cephe taşlarının büyük bir kısmında, eski yanmış taşların dış kısımları döktürülerek yerlerine yeni taşlar konmuş ve harçla sıvanmıştır. 1950 'li yıllarda caminin bu cephelerinin yenilenmesi sırasında ilk yapımındaki inceliklere dikkat edilmemiş.
 
 
 
Kaynak : HAZIRLAYAN: Hasan KARABULUT
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat