Loading...

Vildan Yılmaz Gürel Meclisi ağlattı

Bursa 7 Kasım 2018 16:33
Videoyu Aç Vildan Yılmaz Gürel Meclisi ağlattı
A
a

AK Parti Bursa Milletvekili Vildan Yılmaz Gürel T.B.M.M’ de yaptığı konuşması ile meclisi ağlattı.

Otizmle ilgili bir konuşma yapan vekilin sözleri bütün milletvekillerini duygulandırdı. İşte o konuşmanın metni;
 
Sayın Başkan,
 
Değerli milletvekillerimiz, ekranları başında Gazi meclisimizi takip eden ve bu konuyu hassasiyetle bekleyen milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Devlet adamı İbn-i Haldun, “Devlet ancak asabiyetle kurulur ve yaşayabilir …’’ der ve akabinde en önemli aynı ismi taşıyan kitabında asabiyet kelimesini din, devlet, millet, vatan, soy ve aile gayreti aynı zamanda bu mukaddes değerleri koruma gayreti olarak tanımlar. Kanaatimiz odur ki; bizler sahip olduğumuz bu asabiyet hissiyatlarımızdan millet, vatan, bayrak ve aile değerlerimizle diriyiz, güçlüyüz. Aynı saikle, hizmet etme gayreti içindeyiz.
 
Tam da burada, huzurunuzda, Bursalı hemşerilerimin gösterdiği teveccühle 27. Dönem milletvekili olarak bulunmaktan ve vazifemizden ötürü büyük bir onur duyduğumu belirtmek isterim.
 
Bilindiği üzere, Kader insanlara zamana ve mekâna göre farklı roller tevdi eder... Hâlihazırdaki rolüm ve mutluluğum olan anneliğimdir.
 
Neden derseniz; Allah bana sağlıklı dünya güzeli üç evlat lütfetti. Sene 2012 bir sabah kardeşler oyun oynuyor ve gülüşüyorlar. Birçok şeyi söyler fakat başımıza gelmeyince idrak edemeyiz. Ömrümde hiç duymadığım ama o günden sonraki 2 ay içinde yoğun bakım kapısında bir uzman hekim kadar her şeyini öğreneceğim havale ile tanıştık. Bir gün içerisinde hayatımız değişti. Ve böylece, annelik vasfıma bir lütuf daha eklenmiş oldu. Hamdı senalar olsun. Kızım yaşıyor.
Ne var ki, diğer kardeşleri artık kendi ihtiyaçlarını görebilir duruma gelmesine karşın Berram artık benden en sevdiği ev köftesi ve patates kızartması yapmamı isteyemiyor. 6 yıldır tadını dahi unuttu. Yarım kalan bale kursunu bırakın, ayakları üzerinde duramıyor. Yatıyor.
 
Şimdi bunları niye anlattım? Aile toplumuzu oluşturan yapı taşımız. Ben Nasrettin Hocanın altını kırmızı kalemle çizdiği gibi, sayın vekillerimiz; çocuğu öyle ya da böyle teşhis adı ne olursa olsun nörolojik hastalıklardan ötürü özel birey olarak adlandırılan ve özel eğitim gerektiren evlatlarımızın anneleri ile aynı kaderi yaşayan, yani damdan düşen bir anneyim.
 
Çünkü ister Otizm, ister Down Sendromlu ister havale sekeli olsun hepsi diğerlerinden diğer kardeşinden farklı. Temennim odur ki bu farkı toplum olarak elbirliğiyle kapatalım.
Onlar bizim bebek kalan evlatlarımız, huzurumuz, şükrümüz... Biz omuzlarında dağlarca yük taşıyan anneleriz. Amenna deyip kabullenen ama mücadelesi hiç bitmeyen…
 
Gelin; Otizmli çocuklarımızla, kırmızıya beyaz, bulutlara sarı, ağaçlara turuncu diyebilelim.
Elhasıl; Her şeyi ile sadece anne babanın şefkatine ve ilgi alakasına, desteğine muhtaç hale gelen, toplumdan ve sosyal yaşantıdan izole edilmeyi hak etmeyen, aksine daha fazla sahiplenilmesi gereken bir bireye Sahip olmanın manevi hissini derinden yaşıyorum.
 
Onları temsil eden değil onlardan biriyim. Kendi çocuğum ile alakalı geç kalmış olduk. Takdiri ilahi ama bundan sonraki nesiller için yapılacak çok şeyler olabilir. Bahsettiğim bu gerçeklerle, evvela sorumluluk ve vebal duygusuyla hakkını verebilmek adına daha önce yarım kalmış bu meseleyi yüce meclisimize sunmalıydım.
 
Elde edilen verilere göre; Otizm Görülme sıklığı günümüzde çok büyük bir hızla artmıştır. Şöyle ki;
Otizm tanısı 1985 yılında2500 çocuktan birine konulurken; 2001 yılında 250,
2013 yılında ise 88 çocuktan birine konulmuştur. Günümüzde ise her 68 çocuktan biri otizmli doğmaktadır.
 
Ülkemizde 70 bin civarında Down sendromlu, 550 bin civarı otizmli çocuk olduğu tahmin edilmektedir.
Otizmli çocukların sosyal çevrelerine direkt etkileri göz önüne alındığında yaklaşık 2 milyon bireyin bundan doğrudan etkilendiğini görmekteyiz.
 
Oysa otizm bozukluğu 6 ay ila 1 yaş arasında doğru teşhis edilir ise ve doğru-bireysel eğitim verilir ise tedavi edilebilir bir hastalıktır.
 
Kaldı ki, çocuk nüfusunun yüzde 13 gibi önemli bir kısmının Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna sahip olduğu halde bunların ancak yüzde 3’ünün tespit ve tedavi imkânlarına başvurmaktadır. Buda önergeyi sizlere sunmamızı elzem kılmıştır.
 
Özetle de, hazırlamış olduğumuz bu önerge ile, toplumda Down sendromu, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu ve özgül öğrenme güçlüğü ve otizmli bireylerimizin hayat kalitelerini daha da arttırmak, özellikle erken tanı, tedavi ve rehabilitasyon konusunda eksiklerin giderilmesi ve bu sıkıntılarla alakalı gerekli önlemlerin alınması hedeflenmiştir.
 
Bu minvalde, ,toplumumuzda kader birliği yaptığımız binlerce annenin ve ailelerin yakından takip ettiği bu konuda parti ayrımı gözetmeksizin her vekilimizin olumlu destek vereceğine inancımız da tamdır.
Şimdiden her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyor, yüce meclisi saygıyla selamlıyorum.

 
Kaynak : Recep AYDIN
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat