Loading...

“Ahşap hayatımızın her noktasına dokunuyor”

Bursa 10 Eylül 2019 16:16
Videoyu Aç “Ahşap hayatımızın her noktasına dokunuyor”
A
a

On TV ekranlarına konuk olan AHSAPDER Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Kalafat ahşap ve mobilya sektörü hakkında bilgiler verdi.

AHSAPDER Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Kalafat, On TV ekranlarında Orhan Kaplan ve Mehmet Çetinkaya’nın konuğu oldu. Program kapsamında ahşap konusu detaylıca masaya yatırıldı. AHSAPDER’in ahşap sanayicilerini ve profesyonellerini bir araya getirme fikriyle kurulduğunu belirten Kalafat, “Biz de yıllardır bu işin içinde olan insanlar olarak sanayicilerin kendi sıkıntıları olduğunu biliyoruz. Ayrıca Ağaç derisi endüstri mühendisiyim o sebeple profesyonellerin tarafında bulunan sıkıntıları da biliyorum. Dolayısıyla bu iki grubu bir araya getirirsek buradan hayırlı sonuçlar alacağımızı düşünerek böyle bir dernek oluşumuna gittik. Teveccüh de gördü, çok kısa bir süre olmasına rağmen üye sayısı olarak 60’a ulaştık. Geçen ay kurulduk. Hem mühendis hem de iş adamı arkadaşlarımızdan bu konuda talepler de geldiği için böyle bir oluşum ortaya çıktı. Bu oluşumdaki maksadımız ahşap ile ilgili sorunların ve çözümlerin odağında olmayı istememizdi. Özellikle profesyoneller tarafıyla sanayici tarafı bir araya getirmek istiyoruz. Genelde dernekler iş adamları dernekleri gibi kuruluyor. Sadece ‘SİAD’ grubu olursa zaten öyle grupların çokça var, biz öyle bir oluşum olmayalım istedik. Sanayici ve profesyonelleri etkileşim halinde, birbirlerini nasıl destekleyeceğimizi ve nasıl çözüme ulaştıracağımızı planlayarak bu yola girdik. Çünkü sanayici bazen çözüme ulaşmakta zorluk çekiyor. Ben de uzun yıllar sanayicilik ve ticaretle uğraştım. Şu anda danışmanlık ve fizibilite çalışmaları yapıyorum, biraz sanayi tarafından koptuk. Ahşap konusunda 12 – 13 yıl ticaret yaptığım için oradaki sıkıntıları biliyoruz. Mesela eğitim konusu var. Diyelim ki sanayici eleman almak için bir yere ilan veriyor. Buradan bin kişi birden başvuruyor. İş veren burada seçimi doğrumu yapıyor bilemiyor. Bu konuyu dernek içerisinden çözebileceğiz. Çünkü profesyonel tarafımız ona ihtiyacı olan elemanı sağlamış olacak” diyerek dernek hakkında bilgi verdi. Ahşap konusunda konuşan Kalafat, “Ahşap denilince ağacın işlenmiş halini biliyoruz. Yani ormandan kesildikten sonraki bölümün tamamı ahşap grubu olmuş oluyor. Ahşap ile hayatımızın her noktasına dokunan, doğumda beşikten ölümde tabuta kadar her şey üretilebiliyor. Dikili ağaç orman ile özdeşleştiği için ahşap dediğimizde diğer grup anlaşılıyor. Bizim mühendislik dalımızda kesildikten sonraki bölümle ilgilidir” dedi.

“KAZAN – KAZAN PRENSİBİYLE BU OLUŞUMA GİRDİK”
Dernek içerisinde yasa anlamında Orman Mühendisleri Odası’na bağlı üç birim olduğunu vurgulayan Kalafat, “ Orman mühendisleri, orman endüstri mühendisleri ve ağaç işleri endüstri mühendislerinden oluşan bir grubumuz var. Orman mühendisleri ağacı yetiştiriyor, bakıyor ve kesimini yapıyor. Oradan sonra orman endüstri mühendislerine teslim ediyor. Orman endüstri mühendisleri bunları yarı mamul haline getiriyor. Daha sonra da ağaç işleri endüstri mühendisleri nihai ürünü üretiyor. Aramızda böyle bir paylaşım var. Ben de ağaç işleri endüstri mühendisiyim ve ahşap dışında farklı bir iş yapmadım. Piyasada ağaç işleri ve orman işleri endüstri mühendisleri bilinmiyor. Örneğin mobilya fabrikasında planlama ile ilgili bir eleman ihtiyacı var. Ancak mobilya fabrikasının ve kereste fabrikasının ihtiyaçları başkadır. Ama adı mühendis diye çalışan alınıyor. Sanayi tarafı orman mühendisliğinde olmadığı için orman mühendisleri bu işe bakmıyor. Doktorlarda olduğu gibi mühendislikte de böyle bir ayrım var. İş sanayi koluna girdiğinde planlamadan, pazarlamadan, eğitimden, idarecilikten anlayan mühendisi bulmak zor oluyor. Onun için bu yönlendirmeyi biz dernek içerisinde yapabilme imkanına sahibiz. Sanayici tarafına böyle bir destek vereceğiz. Ayrıca sanayicinin dışa açılımı ile ilgili zorlandığı bir konu olabilir. Bu konuda da dernek üyelerinden bu işleri yapabilecek profesyonel arkadaşlardan veya firmalardan faydalanabilecekler. Kazan kazan prensibiyle dernek oluşturmaya gittik” açıklamasını yaptı. 
“BETONARME KONUTLARDA SAĞLIĞIMIZI HARCIYORUZ”
Mehmet Çetinkaya’nın “Hayatımızda ahşabın yeri her geçen gün azalıyor. Bunun nedeni nedir?” sorusu üzerine Kalafat, “Bu sosyolojik bir olgudur. Türkiye’nin ve dünyanın gelişimine de bakmak lazım. Mesela 20. yüzyılın başında İstanbul’da insanlar yüzde 95 ahşap konutlarda oturuyorlardı. Şimdi de tam tersi yüzde 95 betonarme konutlarda oturuyoruz. Bir gelişim süreci söz konusu olmuş. Nüfus artmış ve maalesef şehirler yayılamamış. Bizim yayılma ve kentsel dönüşüm ile ilgili projelerimiz de var. Bu yayılamama durumundan dolayı şehirlerin içinde daha çok katlıya dönme zorulunluluğu doğmuş. Dolayısıyla konutta ahşaptan çıkarak betonarmeye dönmüşüz. Ama betonarme konutlarda sağlığımızı harcıyoruz. Astım, bronşit ve romatizma gibi sıkıntılar hep betonarmenin tetiklediği sağlık sorunlarıdır. Eski evlerimizde hayat denilen bir alan vardı. Şimdi ıslak hacimler evin içinde olduğu zaman rutubet başlamış oldu. Dolayısıyla insanlar romatizmal hastalıklara daha fazla yakalanıyor. Onun dışında plastik gibi bir ürün üretildi ve hızlıca ahşaptan plastiğe dönüldü. Fiyat, hızlı üretim ve hafiflik anlamında çabucak plastiğe geçildi. Yiyeceklerimiz yapaya döndü. Bir sosyolojik gelişim söz konusu oldu. Keşke dönülmeseydi. Şu anda insanlarla konuşulduğunda insanların çok katlı binalardan memnun olmadığı görülüyor. 1996 yılında Marmara Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre insanların yüzde 95’inin iki katlı müstakil evde oturmak istediklerine gösteriyor. Dünya ortalaması da 70 metrekare alt, 50 metrekare üst kat olmak üzere 120 metrekaredir. Biz de bu konuyla ilgili proje geliştirdik. Belediyeler şehir dışında 150 metrekare arsa üretebilse ve bu bölgelere Türkiye’nin yüzde 1’ini bile planlayabilirsek insanları çok katlı yerleşimden kurtarmış oluruz. Böyle bir projemiz de var” cevabını verdi.  
“DEPREMDE AHŞAP EVLER DAHA GÜVENLİ”
Bir “Uydu kent” projesine Bursa’nın öncülük edebileceğini söyleyen Kalafat, “Bursa güzel bir şehir, bunu başarabiliriz. Bakın sadece yüzde 1 diyorum. Ahşap evlerde oturursak depremde ölmeyeceğiz. Bu kadar açık söylüyorum ve bunun sebebi de yüzde 1’i planlayamamamız. Türkiye 815 bin kilometrekare herkese 200 metre kare arsa vereceğimizi düşünün, 80 milyonu 4 kişilik bir aileye bölün 4 bin kilometre kare bir alan oluşuyor. Sosyal donatılar ve yollarla beraber 8 bin kilometrekare diyelim. Bunu başarmamız mümkün. Biz niye depremde ölüyoruz? Atalarımızın zamanında depremlerde bu kadar can kaybı yoktu. Bunun en büyük sebebi betonarmeye geçiş ve çok katlıya çıkıştır. Bunları yaparken de hakkını vermiyoruz, Avrupa’daki kalite burada yapılmıyor” diye konuştu. Orhan Kaplan’ın “Türkiye’nin ağaç varlığı bu projeye yeter mi?” sorusuna Kalafat, “Bu konuda hep korkulan bir şey var. Bu kadar betonarme yapılıyordu, ağaca dönersek olur mu diye düşünülüyordu. Betonun neyden üretildiğini kimse bilmiyor. Beton da yerdeki araziyi 50 cm traşlayıp orayı kullanıyor. Zaten değerli toprak bu 50 cmlik kısım, bunun altında sebze yetişmez. Üstteki oksijen ile iç içe olan toprağı aldığınızda alttaki toprağı anca inşaatta kullanırsınız. Ağaç ile ilgili bir hesabımız var. Normalde Kanada’yı ve Amerika’yı örnek veriyoruz ama adamların yüzde 90 – 100 civarı bölgeleri var. O bölgelerde tamamen ahşap konutta oturuyorlar. Bize hayal gibi geliyor ama 20. yüzyılın başında biz de öyle oturuyorduk. Bu ülkeler aynı zamanda dünyanın en büyük ağaç satıcısı. Bunu 100 ağaç kesiyorlarsa 120 – 130 tane dikerek başarıyorlar. Bu konunun başka bir hesabı da yok. Orman mühendisleri tarafı bu işi yapıyor. Kesiyor ve bize teslim ediyor. Bütün dünyada da bunu rahatlıkla kullanabiliyorsunuz. O adamlar başarıyorsa biz niye başarmayalım. O bilgi birikimi bizde var. Biz bu konuda çalışmalar yapmaya çalışıyoruz. Ama beton ile ilgili çok yatırımlar var. Bu yüzden hızlıca bir dönüşüm zor gözüküyor. Bunun farkındayız ama en azından bölgesel olarak yapılabilir. Biz de gerekli desteği veririz. Odalar da bu konuda oldukça iddialı ve bilgililer, onlardan da gerekli destekleri alalım. Bu işi rahatlıkla başarabiliriz diye düşünüyorum” diyerek yanıt verdi.
“AHŞAP SEKTÖRÜNÜN DESTEKLENMESİ GEREKİYOR”
İnegöl İlçesi’nin atadan ahşapçı olduğuna dikkat çeken Kalafat, “O konuda Allah’ın İnegöl’e bahşettiği bir şey de var. Bursa’da tekstil, otomotiv ve inşaat sektörleri daha önde. Ama İnegöl’de Türkiye’nin hatta dünyanın da bildiği bir mobilya sektörü var. Sanayi tarafına girdiğimizde orada problemler çok. Aslında Türkiye ekonomisini baz alarak baktığınızda ihracatı ithalatından yüksek olan ve çok desteklenmesi gereken bir gruptur. Ancak ahşap sektörü bunun karşılığını alabilen bir sektör değildir. Bizde hep kilogram üzerinden konuşulur bizim için o rakam önemli değildir. Mühendisler açısından baktığınızda önemli olan karlılık ve fizibilitedir. Yani esas olan verimliliktir. Maalesef İnegöl’de oralara varamadık. Şu anda 2 dolardan 3 – 3.5 dolar civarına çıkmaya çalışıyoruz. Avrupa’ya baktığınızda bunun kilo fiyatı 7 dolardan başlıyor ve 10 dolara yakın satan ülkeler de var. Ama kendi içimizdeki sorunlara baktığımızda ben ciroya bakmıyorum, her zaman karlılığa bakıyorum. Mobilya sanayisi önceden 1’e 1 kazanırken son dönemler yüzde 50’e hatta daha sonra yüzde 20 ve 10 civarına düştü.  Yapılan araştırmalara göre de perakendecilik anlamında düşünüldüğünde ana firmalar onlara çok kar bırakmadığı için yüzde 10’un üzerine çıkamıyoruz. Devlet teşviği anlamında bir KDV indirimi söz konusu oldu ve KDV yüzde 18’den 8’e indi. Biz bunun sürekli olmasını talep ediyoruz. KDV daha çok perakendeciyi etkiliyor. Bu oranlar bize bir hız kazandırıyor. Bunun tamamen 8’e indirilmesi yönünde taleplerimiz var” açıklamasında bulundu.

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU

 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat