Loading...

"Bursa sanayisi 2023 hedeflerini aştı"

Bursa 10 Kasım 2019 10:08
Videoyu Aç "Bursa sanayisi 2023 hedeflerini aştı"
A
a

​ Bursa Teknik Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi Müdürü Doçent Doktor Nadir Yıldırım On TV Orhan Kaplan ve Mehmet Çetinkaya'nın konuğu oldu.

 

Özel Haber / Hanife Örsoğlu

Doç. Dr. Nadir Yıldırım teknoloji transferi nedir? Üniversite işbirliği, bölümleri ve referansları nelerdir sorularına cevap verdi. Yıldırım, "Teknik üniversitemiz 2010 yılında kuruldu. Türkiye'nin 5. teknik üniversitesi olarak eğitim vermektedir. Bursa teknoloji transfer ofisimizde üniversitemizin adı altında, üniversitemizde geliştirilen fikirlerin teknolojilerinin entelektüel bilginin katma değerli ürünlerin sanayiye transferi, ürünlerin ve fikirlerin ticarileşmesi amacıyla sessiz devrimin bir parçası olarak hizmet vermektedir. Üzerinde çalıştığımız farklı modeller var. Bunlar girişimcilik, üniversite sanayi işbirliği, eğitimler ve fikri sinayet mülkiyet haklarıdır. Söz konusu Bursa olunca üniversite sanayi işbirlikleri otomatikman sıralamanın en üst seviyesine geliyor. Bu konuda sektörde birçok firma ile iç içe çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Öğrenci programlarımızla, proje çalışmalarımızla, öğrenci danışmanlıklarımızla ve verdiğiniz eğitimlerle birlikte çalışmayı başarabiliyoruz. Ülkemizi biraz geç kalınmış olarak algılanan bir adım fakat genç ve dinamik bir ekiple bunun ucundan yakaladık ve bırakmıyoruz. Daha çok çalışarak daha hızlı koşarak ve emin adımlarla ilerleyerek açığı kapatmaya çalışıyoruz. Bursa'mızda 70-80 bine yakın firma var. Ülkemiz için değeri çok büyük olan bir şehir. İhracata direkt katkı veriyor. Ülkemizde ihracat ürünlerinin kilogram başına değeri 1,3 dolar iken, Bursa'da bunu 2023 hedefleri olan 4 doları yakalamış bulunmaktayız. Hatta bazı sektörlerde 11-12 doları yakalamaktayız. Haklı olarak Bursa’nın paydaşı olarak bunun gururunu yaşıyoruz. Üst seviye firmalar ve sanayi her geçen gün bizi daha fazla çalışmaya itiyor” dedi.

Konvansiyel sanayi ülkemizdeki 11. Sanayi Kalkınma Planları’nda değinen Yıldırım, “Sadece masif üretim değil, artık yenilikçi katma değerli ürünlerin piyasaya sunabilmeyi ve ihracat edebilmeyi konuşuyoruz. Biz bu kapsamda teknoloji transfer ofisimizi 2017 yılının sonunda bir birim olarak kurduk. TÜBİTAK'tan 1 milyon 100 bin liralık kurulum amaçlı kapasite arttırım desteği aldık. Bu desteği alan en genç üniversite olduk. Bunun gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz. O zamandan beri birim olarak sanayimize, üniversite hocalarımıza ve öğrencilerimize hizmet vermekteyiz. Lakin bu süreç içinde şunu gördük. Bursa sanayisi çok kuvvetli, çok hızlı ve hiç durdurağı yok. Süper üretim ve süper kapasiteye sahip. Biz de bu sisteme ayak uydurmak amacıyla 2018 yılının sonunda şirketleşme kararı aldık. Bursa Teknoloji Transfer Ofisi'mizi %100 üniversitenin sahip olduğu bir anonim şirkete çevirerek sanayi ile aynı dili konuşmaya, aynı manevra ve hareketleri yapabilme kapasitesine sahip olmaya biraz daha yaklaştık. Bursa'da ARGE merkezlerinin kurulumuna ve sürdürülebilir yönetimine aktif olarak destek veriyoruz. Ülkemizde hâlihazırda 1200 civarında ar-ge merkezi bulunuyor. Tabii ki katma değerli ürünler yenilikçi ürünler denilince ar-ge merkezi ilk akla gelen yerler” diye konuştu.

Firmalardan taleplerin çok yoğun olduğunu fakat bu yoğun ilginin çok iyi yönetilmesi gerektiğini dile getiren Yıldırım, “Bir firmanın Üniversite’ye gelişi ve yaklaşımı çok farklı. Onlarla aynı dili konuşabiliyor olmamız gerekiyor. Buradaki yetilerimizi doğru yönetmeye çalışıyoruz. Bursa'ya 2017 yılında taşındım. Önceden 6 sene Milli Eğitim Bakanlığı'nın sunmuş olduğu burs sayesinde doktora eğitimi ve araştırmalarımı Amerika'da sürdürdüm. Yurtdışında iken inovasyon mühendisliği eğitimi alıp bu bölümden mezun olma şansını yakaladım. Bu bana farklı kapılar açtı. Burada yapmak istediğim şeyleri aslında yurtdışında da yaparak buraya geldim. Arge merkezlerimiz ile ortak çalışıyoruz. Bursa Türkiye’de lider iller arasında. Şu an 128 ar-ge merkezi ile Türkiye ikinciliği Bursa'nın elinde” dedi.

Ticaret ve Sanayi Odalarının Ar-ge merkezi sıralamasında Bursa'nın Türkiye ikincisi olmasında büyük katkılarının olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Ticaret ve Sanayi Odaları'nın AR-GE merkezlerinin ilk duyulmaya başladığında, kültürün oturmaya başladığında ileri yönde hareketler yaparak doğru adımlar atarak şirketleri çok iyi motive etmeyi başarmış. Türkiye'deki en son yayınlanan patent sıralamalarına baktığınız zaman Bursa’yı ilk üçte bulacaksınız. Bu durum Bursa adına çok sevindirici haber. Bize bunlar yetmiyor. Biz daha iyisini yapmaya çalışıyoruz. Bu yüzden AR-GE merkezlerinin nasıl katma değerli ürünler çıkartabilir, nasıl ticari ürüne dönüşebilen ürünler çıkabilir, nasıl ortak projeler yapabilir diyerek birlikte başarmaya çalışıyoruz. Biz şunu değiştirdik. İki türlü yaklaşım var. Birincisi, Teknoloji Push dediğimiz teknolojiye bağlı yapılan buluşlar.Eski tip anlayıştabu yaklaşım çok aktiftir. Üniversitede bir akademisyen bir buluş yapıyorduama bakıyordu ki bunun pazarda hiçbir değeri yok. Raflarda kalıyordu, tez olarak, araştırma kitabı olarak kalıyordu. İkinci olarak pazar odaklı (market driven), müşteriye odaklı bakış açısı var. Biz bu düşünceyi benimsedik. Müşterinin ne istediğini, pazarda ne istendiğine dair mantıkla yaklaştık. Biz firmalara bu mantıkla yaklaşıp onlara nasıl destekverebiliriz, nerede iyiler, nerede eksikler, birbirimizin eksiklerini nasıl kapatabiliriz düşünceleri ile yaklaştık. bu bağlamda üniversite hocalarımız mümkün olduğunca tezlerini sanayideki gerçek bir problemin üzerine yazmaları için motive ediyoruz. Bu konuda eşleştirme dediğimiz toplantılar yapıyoruz. Mesela siz AR-GE yöneticisi veya bir firma olarak diyorsunuz ki 'şöyle bir problemimiz var, şunları aşamıyoruz, bu konular hakkında ne yapabiliriz' diye başvurduğunuzda sizler için gerekli ekibi kurup bir toplantı yapıyoruz. Teknoloji Transfer Ofisi’nin en büyük faydası bundan sonraki adımlarda ortaya çıkıyor. Görüşmeleri sürdürebilir kılan tarafız. Eskiden bu tek taraflı bağlantı oluyordu. Bir öğretim elemanı ve firma temsilcisi ile aralarında bir anlaşmazlık olduğu zaman üniversite işbirliği hemen kapanıyordu. Sonra diyorlardı ki üniversite sanayi işbirliği yapamıyoruz. Şimdiki işbirlikçiler devletin sağladığı katkı ile profesyonelleşiyor. Sürdürülebilir olmasını sağlıyor” dedi.

Bursa Teknik Üniversitesi olarak Marmara'nın 2. orman fakültesi kurmayı başardıklarını söyleyen Yıldırım, “Orman Fakültesi kurulduğu günden beri hizmet vermekte. Şuan 12 Orman Fakültesi içinde en yüksek puanla öğrenci alan, öğrenci kontenjanları dolduramama gibi sorunu olmayan en üst seviyedekiöğrencileri çeken bir fakülte oldu. Bu bağlamda İnegöl’e iç içe çalışıyoruz. İnegöl'den talepler geliyor. Ağaç, mobilya, palet sektöründe çalıştığımız AR-GE merkezlerimiz var. Üretim yapan firmalar var. Fikir alışverişi yaptığımız organizasyonlar var. Raporlar hazırlayarak birlikte çalışıyoruz.  Keşke her şehir İnegöl olsa” ifadelerini kullandı. Bursa'yı bilen, burada çalışmış hocalarla birlikte çalışmak onlar için büyük bir artı olduğunu dile getirdi. Orta seviyeden ileri seviye teknoloji ürünlerin yapmayı hedeflediklerini söyleyen Doç. Dr. Yıldırım, “Markayı yatamıyoruz demeyelim. Aslında çok markamız var. İş anlayışı ‘şirketten şirkete anlayışı’ içinde çalışıyoruz. Tekstili bir firma için yapıyoruz o firmada onu markalaştırıyor. Böyle olunca benim markam olsun markalaşayım derdi geri planda kalıyor. Enerji üreten perdeler, telefonları şarj eden kıyafetler, kendini temizleyen kumaşlar üretmek gibi planlarımız var. Türkiye'yi bu ürünleri yapabilecek kapasiteye sahip. İhraç etmeye başladık. Bu ihracatı sürdürülebilir kılmaya çalışıyoruz. Dünya pazarında olmaya çalışıyoruz.” diye konuştu.

Teknik Üniversitesi’nin kuruluşuna değinen Yıldırım, “üniversite söylediğim gibi 2010 yılında kuruldu. 6 fakültemiz eğitim vermekte. Toplamda 20’ nin üzerinde bölümümüz mevcut. Teknik üniversite olduğumuz için temel mühendislik branşlarımızın hepsi var. Robotik ve otomasyon odaklı kurulmuş bir üniversite. Halihazırda 6 bine yakın üniversite öğrencimiz bulunmakta. Bu öğrencilerin yüzde 20'si lisansüstü öğrenciler. Yani yüksek lisans ve doktora yapıyorlar. Bu bizim için çok önemli bir parametre. Üniversite olarak buna çok dikkat ediyoruz. Biz Teknik Üniversite olduğumuz zamandan beri kendimizi diğer Teknik Üniversiteler ile karşılaştırıyoruz. Masif eğitim yapan üniversiteler değil ama MIT'de lisans ve lisansüstü eğitimi yapan öğrencilere baktığınızda  1-3, 1-2 oranında. Sınıfta bir giriyorsunuz 3 öğrenci var. 2 tanesi yüksek lisans öğrencisi. Bunların hepsi aynı ortamda eğitim görebiliyor. bu durum öğrenim ve niteliği hızlı bir şekilde arttırıyor. Biz de bu bağlamda kaliteli öğrenciler yetiştirmeye çalışıyoruz. Sanayiye ve  sanayinin talebine yönelik öğrenciler yetiştiriyoruz” açıklamalarını yaptı.
 
 
 
1000
icon
Kadir Yılmaz 11 Kasım 2019 18:37

Nadir Hocanın proğramını izledim ve çok beğendim.Çalışkan ve ön görülü bir kişi.Kendisine başarılar diliyorum.Bilime ve üretime katkısı olması dileğimizdir.

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU

 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat