Loading...

“Bursalılık bilincini ortaya çıkaracağız”

Bursa 21 Eylül 2019 10:00
Videoyu Aç “Bursalılık bilincini ortaya çıkaracağız”
A
a

On TV’e özel açıklamalar yapan Bursa Kent Konseyi Başkanı Şevket Orhan, Kent Konseyi çalışmaları hakkında bilgi verdi.

 
Hanife ÖRSOĞLU/ÖZEL HABER
 



Bursa Kent Konseyi Başkanı Şevket Orhan, On TV’de Can Ertan’ın konuğu oldu. Program kapsamında Kent Konseyi’nin çalışmaları ve eski Bursa gündeme geldi. Milletvekilliği döneminde 1 Mart tezkeresine karşı olanlardan biri olduğunu belirten Orhan, “Şimdi de olsa aynı şeyi tekrar yaparım. O günün şartlarında doğru olmadığını söyleyenler oldu. Biz doğru olduğunu söyledik. Buna benzer olaylar yaşadıktan sonra açıkçası milletvekilliği yapmayı istemedim ve ondan sonra da devam etmedim. İlla milletvekili olarak siyaset yapılacak diye bir kural yok. Hizmet etmenin tek yolu da milletvekili olmak değil” dedi. Orhan; “Uzun zamandır açıktayım. Zaman zaman partinin bayramlaşmalarına gidiyorum. En son bayramlaşmadan sonra Alinur Başkanımız görüşmek istedi. Bir yerde buluştuk ve Kent Konseyi Başkanlığı’nı yapmamı istediğini söyledi. Ben de 12 – 13 yıldır bu işlerden uzak olduğumu söyledim ve ‘Bu yaştan sonra ne emir ne de para alırım’ dedim. Şu anda maaş almıyorum. Belki yaptığımız masraflarla ilgili ileride bir şeyler sunabilirler ama masraf da yapmıyoruz. Benim kendi emekli maaşım var. Zaten bu millete bir diyet borcumuz var. Çok paraya ihtiyacım da lüks bir yaşantım da yok” açıklamasını yaptı.

Can Ertan’ın “Kent Konseyi’nde nasıl bir yöneticilik anlayışıyla başladınız” sorusuna Orhan, “Öncelikle personelimi bir tanımak istedim. Arkadaşlarımızın iyi niyetli ve dolu kişiler olduğunu gördüm. Kadroyu bozmadım. Bu arkadaşlarımızın arşiv bilgileri de var. Geçmişte neler yapıldı, ne yapılmadı, ne konuda başarılı olundu yani geçmişi biliyorlar. Yapamadıkları işler hakkında bana açık konuşmalarını istedim ki biz de bir takım riskler almayalım ve yanlışları yapmayalım. Yapabileceğimiz şeylerle uğraşalım, güzel şeyler yapalım. Burası madem ki gönüllülük esasına dayanan bir yer, emeklerimiz boşa gitmesin. Dolayısıyla insanlara ekonomik olarak da sıkıntı vermeyelim zamanlarını da çalmayalım. Bir şeyler yaptığımızda topluma faydalı olalım ve gelecek için güzel şeyler yapalım. Biz de iyi bir başlangıç yaptık. Bana, Kent Konseyi’nin çalışmaları ile ilgili bilgi notu çıkarmalarını söyledim. Ben o çalışmalara baktığımda yapmamızın zorunlu olduğu ilk işi ortaya çıkardık. Hemşerilik ve Bursalılık bilincini öne çıkarmak gerekiyor. 3-4 kuşaktır Bursa’dayız, ailem 1850 yıllarında Bursa’ya gelmişler” şeklinde yanıt verdi.

“Eski Bursa çok daha güzeldi”

Eski Bursa anılarını aktaran Orhan, “Heykel önceden Arnavut kaldırımıydı. Heykel turu attığınızda herkesi görürdünüz. Kuru fasulyeci Adem Abi’den yemek yemeden olmazdı. Orasının önünde kuyruk olurdu. Mesela Pınarbaşı’nda da tükürük köfteci Salih Amca vardı. Onun köftesini yemeyen de yoktu. Ama Pınarbaşı’nın şimdiki halini beğenmiyorum. Ortaya konulan o bina Pınarbaşı’nın havasını bozdu. O alan çok daha büyük olarak kullanılıyordu. Gençler orada top oynuyordu. Motorcu Şaban Abi’den veya İsmail Abi’den motor kiralanırdı. Bisiklete binebilmek için akşamları beklerdik. Bunlar çok güzel günlerdi. Belki fakirlik vardı ama çok büyük bir yardımlaşma vardı. Herkes birbirini tanır ve birbirine yardım ederdi. Orada sokakta birine bir şey olsa herkes yardımına koşardı. Ben karnım acıktığında herhangi bir evin kapısını çalıp “Şuna bir ekmek sürüp verir misin?” diyebiliyordum.

Eski komşuluk çok daha farklıydı. Küçükken komşularımızın elinde poşet gördüğümüz zaman koşar yardım ederdik. Onlar da eve gidince poşetlerin içinden bize meyve verirdi. Çok sevinirdik o günler çok farklıydı. Simitçisinden tutun bozacısına kadar sokak satıcıları vardı. O günleri bizim çocuklarımız yaşamadı. Şimdi sanal alemden arkadaşlık yapıyorlar. Hiç de hoş değil. Çocuklar ayaklarını o toprağa değdirerek elektriğini atmalı. Ama bugün yetişen çocuklar için hiç böyle bir şey düşünemiyorum. Bugün o Pınarbaşı bile beton yığını haline geldi. Hisar da öyle, çok yapılaşma oldu. Eskiden evlerde komşu kapılar vardı. Bahçeden bahçeye geçilirdi. Pınarbaşı suyu, Hisar’da evlerinde içinden geçerdi. O zaman buzdolabı da yok. İnsanlar o geçen suların içine peynir, domates koyardı. Çok farklı bir ortamdı. Kimse o suyu kirletmezdi” ifadelerini kullandı.

“GEÇMİŞ GELENEKLERİMİZ KAYBOLDU”

Geçmişteki geleneklerin artık kalmadığını vurgulayarak konuşan Orhan, “Sünnetler bile değişti. Eskiden sünnet çocuğunu kirveler tutardı. Şimdi hastanede sünnet oluyorlar. Şapka kapma adetimiz vardı. Emirsultan’a gidilir konvoy yapılırdı. Mahallenin çocukları konvoya katılırdı. Bayramlarda kapı kapı dolaşır el öperdik. Pınarbaşı, Bursa’nın bayram yeriydi. Şimdi o niteliği de gitti. Orada çadırlar kurulurdu, tiyatrolar gelirdi, motorlar dönerdi, ata binilirdi, kasnak atardık. O günleri bizim neslimiz gördü. Bizden sonrakiler maalesef göremedi. Onlar adına üzülüyorum. Çünkü bunlar çok güzel hatıralar ve bizi birbirimize bağlayan güzelliklerdi. Bayram gelsin diye canla beklerdik. Hemen güzel elbiselerimizi giymek isterdik. El öperdik, çorap ya da mendil verirlerdi. Ziyarete gitmemek ayıptı. Falan kişiye gitmemişsiniz diye eleştirilirdi. Pınarbaşı’nın yan tarafında yazlık sinema vardı. Çocuktuk paramız da yoktu. Yan taraftaki bahçeden sinemayı izlemeye çalışırdık. Ekranın anca yarısını görebiliyorduk” dedi.

“BURSA’DA SEVGİ HAKİM OLSUN İSTİYORUM”

Bursalılık kavramının bir üst kimlik olmasının gerektiğine dikkat çeken Orhan, “Bursalı hemşeriler üst kimlikte toplanacaklar. Ben herhangi bir bayramın son gününde büyük bir alanda bütün hemşeri derneklerini bir araya almak istiyorum. Herkes kendi bölgesinin ikram edilecek şeylerini ya da neyi varsa onu getirir. Herkes kendi standında gelen misafirlere ikram edecek. Birbirleriyle tanışacaklar. ‘İnsan tanımadığının düşmanıdır’ derler. Orada birbirlerini tanısınlar ve ne kadar ortak yönleri olduğunu görsünler. Birbirleriyle kaynaşsınlar hatta gerekirse ticaret yapsınlar. Sevginin ve saygının hakim olduğu bir ortamı oluşturmak istiyoruz. Orada konuşma ve bayram tebriği yapsınlar. Yapmak istediğim şey şu; Bursa’da sevgi, saygı ve Bursalılık hakim olsun.

Ben Bursa’nın sahibi değilim. Burada ekmek yiyoruz, yaşıyoruz, belki burada defnedileceğiz. Dolayısıyla Bursa’ya sahip çıkma mecburiyetimiz var. Bursalılık anlayışından kastım bu. Bursa’da bundan önceki insanlar da vardı. Ben en büyük mahalle Pınarbaşı Mahallesi yani bizim mahalle derdim. Çünkü mezarlık orada. Binlerce insan orada yatıyor. Bursa’nın tarihi orada. Hepsinin ruhları şad olsun. Eğer biz bu birliği, beraberliği, güzelliği, saygıyı Bursa’da yaşayan kardeşlerimiz arasında tesis edebilirsek gelecek nesle güzel bir şey bırakırız. Orada ortak kararlar alırız. En önemlisi Bursa’yı kirletmeyelim ve Bursa’ya sahip çıkalım, herkes birbirini sevsin saysın ki gelecek nesle güzellikler bırakalım. Anlayışımız bu olmalı” açıklamasını yaptı.

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU

 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat