Loading...

'Doğayı koruyamıyoruz'

Bursa 23 Haziran 2019 15:57
Videoyu Aç 'Doğayı koruyamıyoruz'
A
a

“İşçiler ne kadar sağlıklı beslenebiliyor?” Bağımsız Tekstil İşçileri Sendikası (BATİS) ve Bağımsız Metal İşçileri Sendikası’nın (BAMİS) Eğitim ve Örgütlenme Uzmanı Metin Burak, Türkiye’de işçilerin sağlıklı beslenmesi üzerine bir görüşme gerçekleştirdik.

Ülkemizde işçilerin yeterli beslenemedikleri durumlarda karşı karşıya kaldığı hastalıklarda sizce tedavi imkânı varmı?
Türkiye’de Meslek Hastalıkları Hastanesi olarak İstanbul ve Ankara dışında lokal bir tedavi merkezi yok. Mesela Bursa bu konuda zayıf. Bir hastane şart. Ama bizim siyasetçilerimiz yok ederek bir bina yapma gayretinde. . Burada şöyle bir durum var. Bir taraftan yaparak bir taraftan da yok edemezsiniz. Şöyle bir durum var: Doğayı yok ederek hastane kuruyorsunuz. Doğayı koruyarak hastalığı yok etme politikası izlemeniz lazım. Doğanın yok olduğu, hava kirliğinin olduğu bir yerde siz hastane açarak hastalıkların önüne geçemezsiniz. Siz insanları işsiz bırakıp, onları bunalıma soktuğunuz müddetçe onun tedavisini yapamaz, o insanı eski konumuna dönüştüremezsiniz ve hastane açarak da işsizliği önleyemezsiniz? Hastanede çalışacak işçi ile üretimde çalışacak işçi arasında çok büyük farklar vardır. Hastanenin olduğu yerde tarım yapsanız, hastanede çalışanlardan daha çok insana hizmet verirsiniz. Ayrıca o hastanenin yaydığı kimyasal atık ve kirliliği yıllarca temizleyemezsiniz.
En büyük sorun ülkemizin bu kadar sıkıntıya girdiği dönemde örneğin Bursaspor’un sahası gibi, inşaat alanları gibi yerlerle ekonominizi düzeltemezsiniz. Bunlar aynı zamanda birer giderdir. Fakat ekonomiyi düzeltmeye çalışan siyasal bir anlayış yok. Tam tersine rant peşinde koşan bir siyasal anlayış olunca ülkenin geleceği kimsenin umurunda olmuyor. Bizler üreten insanlarız. Yarın öbür gün sıkıştığımızda uçağımıza binip başka ülkeye kaçabilecek insanlar değiliz. Bu ülkenin asıl sahibi kaçamayacak olan emekçiler ve fakir fukaralardır. Bu ülkenin sahibi bizleriz.
Doktor, ilaç ve hastane konusunda başka ülkelere bağlı kaldığınız takdirde üretmediğiniz durumda neyle bunun tedavisini yapacaksınız? Örneğin ilaçları özelleştirdiğiniz zaman ihtiyaç arttıkça fiyatı da artıyor ve fakir fukaranın alamayacağı duruma geliyor.  Sadece sağlık alanında değil hizmet alanında karayolları, devlet su işleri, belediyelerin içerisindeki işletmeler gibi yerlerin özelleşmesine kesinlikle karşıyız.  Devletin özel sektörden katbekat fazla olması gerekir. Elbette dolmuşu devlet yapmayacak ama devletin toplu taşımayı yönetmesi gerekir. Devletin kontrolü elinde tutması lazım.
Çünkü üretmeden yaşamak bu ülkede olmaz. Bu coğrafyada üretmeden yaşanamaz. Arap ülkeleri gibi petrol veya başka kaynak çıkarabileceğimiz bir coğrafyada değiliz. Emek harcanacak olan bir coğrafyadayız. Tabi bunu yaparken doğayı korumanız gerekir.  Yeraltındaki madeni çıkarıp da oraları telef etme yerine onun üstünde tarım alanlarının kullanılması gerekir. Tarım diyince de sadece buğday, fasulye ile değil, bilimsel araştırmalar yapılarak tarım ve ziraat mühendisleri ile birlikte nerede ne yetişiyorsa ona göre bir üretim planlaması yapılması gerekir.  Türkiye tarımda olmazsa olmazların ülkesidir. Hele hele bugün Bursa gibi  bir yerde yapılması çok  uygun olur. Bursa 6 bin yıl önce kurulmuş, dünyada tüm bitkilerin bulunabileceği yapıya sahip bir yerdir. Yani Bursa tarımsal ve ağaçsal olarak tüm bitkilerin yetişebileceği bir coğrafyadır. Onun için böyle yerlere termik santraller, fabrikalar kurarak havayı kirletip sonrasında hastane kurmak çok doğru bir politika değildir.

ÖNCELİK TARIMIN OLMALI

Sizce neden tarıma öncelik verilmiyor?
Tarım için öncelikle tohum gerekir. Tohumu bile yok eden, yasaklayan başka yere, İsrail gibi bir ülkeye tohum almaya muhtaç kılan bir siyasal veya kapitalist sistem düzen anlayışında kalkıp da burada tarım politikası yürüttüklerini sanmıyorum. Çünkü tarımı da ithal ederlerse ithalatla uğraşan yandaşların para kazanması dururken tarıma geçer mi bu ülke? Ancak bu ülkenin yoksul halkı isterse bu tarım yapılabilir. ‘’Biz ithal ürün yemek istemiyoruz.’’ dediği zaman doğal olarak kendi tohumuyla kendi ürettiğini kolaylıkla üretebilir. Burada termik santral olacağına arpa, buğday, fasulye, domates ve ürün veren ağaçlar olsa bu hava böyle mi olur? Hava çok daha temiz olur. Temiz havada yaşayan insanlar da hasta olmazlar. O zaman o beton yığınını kurmaya gerek var mı? Günümüzde akademik alanda okuyan arkadaşlarımız hazır hizmet sektöründe çalışmak istiyor. Benim önerim hizmet sektörüne değil de üretim sektörüne gitmeleri yönünde. Çünkü yaşam orada zaten. Bu  coğrafya tümüyle tarım coğrafyası. Tarımın da getirdiği şeyler var. Örneğin hayvancılık yemek, giymek için bir getiri sağlar. Bunları tarımsal alanlarınızın düzgün olmasıyla sağlayabilirsiniz. Siz pamuk üreteceksiniz ki pamuktan iplik, iplikten kumaş yapacaksınız sonrasında örtü veya elbise olarak kullanacaksınız. Yemek için badem, armut, elma ağaçları dikeceksiniz. Veya tarlada üretim yapacaksınız. Fakat en önce bilimsel araştırmalarınızı yaparak bunlara karar vereceksiniz. Yani olmayacak yere yanlış tohum ekerseniz üretim yapamaz zarar edersiniz.
Ormanlarımız olmazsa olmaz. Çünkü ormanlar da size pek çok şey kazandırır. Beton yerine evlerinizi ağaca dönüştürebilirsiniz. Bunlar dayanıklı ve sağlıklı şeyler. Aynı zamanda demiri de sağlam ve az kullanacaksınız. Yerin altındaki madeni yeteri kadar çıkaracaksınız. Burada israfı kaldırıyorsunuz. Hem dine göre hem de bilime göre israftan kurtuluyorsunuz. Bilime göre baktığımızda yeraltı kaynakları bitiyor. İsraftan kaçındığımızda hem bilimin hem de dinin istediğini yerine getirmiş olacağız.
Bu atmosferde hava kirliliğinde üretim yapabilmek için ürünleri birkaç kez ilaçlıyorlar. Bu ilaçlar da insanların sağlığını bozuyor. Bu durumda da vücut zayıf kalıyor ve gürültü, stres, kimyasallara karşı koyamıyor ve meslek hastalıkları ortaya çıkıyor. Sonrasında da bu hastalıkları tedavi etmek için hastane kurmaya kalkılıyor. Bunlar yeterli değil. Onun için ithalatla geçici çözümler üreterek ülkeyi soyup soğana çevirenler yüzünden kapitalist düzen işliyor. Fakirden alıp zengine dağıtıyor. Biz işçi sınıfını öğretmen, doktor ve tüm bilim insanlarıyla bir arada olarak algılıyoruz. Yani yoksul, işçi kesiminin iktidarını, daha demokratik, laik, özgürlükçü bir devlet anlayışının olmasını istiyoruz. Biz sendika olarak fakir fukaranın eşit bir şekilde yaşamasının yanındayız.
 
Kaynak : Bilgi Kaplan
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat