Loading...

 “Mezunların iş bulma imkanı yok”

Bursa 29 Ekim 2019 09:47
Videoyu Aç  “Mezunların iş bulma imkanı yok”
A
a

ON TV’de Can Ertan ile Türkiye Gündemi programının bu haftaki konuğu Sosyal Politikalar Uzmanı Prof. Dr. Tahir Baştaymaz oldu. Siyaset bilimine dair bilgiler veren Baştaymaz Can Ertan’ın sorularını da yanıtladı.

Özel Haber- Nagehan Çalışkan 

İyi bir topluma nasıl ulaşırız?

-Ben bir akademisyenim toplum bilinciyim,  toplumla uğraşan biriyim ve esas alanım da sosyal politika. Yani iyi bir topluma ulaşmak için neler yapılması gerekir? Ben bu branştayım bu nedenle pek çok faaliyette benim için bir laboratuar araştırması şeklinde.

 Aydın’ın tam olarak anlamı nedir?

-“Aydın” kendini aydınlatmış, okumuş adam değil, çevresini aydınlatan bir kişi. Yani Aydın’ın bir sorumluluğu var; dünyayı takip etmek, kendini geliştirmek elde ettiğini de toplumla paylaşmak. Elde ettiğini toplumla paylaşmayan bir kişinin ben Aydın olduğunu düşünmüyorum yada söyleyemiyorum. Mutlaka milletten yana toplumdan yana devletten yana cumhuriyetten yana Atatürk’ten yana olmak zorundasınız. Yani Türk aydını, Türk aydınlanmasını bilen , Türk aydınlanmasıyla bu süreçleri takip eden ve o aydınlanmayı geleceğe taşıyan kişidir benim düşünceme göre.
Can Ertan’ın Üniversite ne demek? Türkiye deki üniversiteler bu üniversite kavramına uyuyorlar mı?” sorusuna Baştaymaz şunları söyledi: ”Şöyle başlayayım; Ben üniversiteye ilk adımımı 1974’te attım. Adım attığım zaman üniversite tam bir felaketti, öğrenci olayları vs. Ben İstanbul Üniversitesi Devlet Mimarlık Mühendisliği Akademisi Yıldız’la başladım, ilk alanım Makine Mühendisliği ve öyle bir patırtı gürültü içine düştüm ki benim sınıfımdan 25 kişi hayatını kaybetti. Biz mühendisliğe 260-265 kişi alındık, işte inşaat, makine yada diğer mühendislikler ayrılırdı ve bu 260 kişi birinci sınıf olarak başladık. Bizim o dönemde 25 kişi hayatını kaybetti. Ben eninde sonunda bu şiddet olaylarından nefret ettiğim için üniversiteden ayrılmak zorunda kaldım eve döndüğümde babam dedi: Ya nedir oğlum bu? Diye. O güne kadar bana inanmıyorlardı ama bir gün bizim yıldızın önündeki otobüs durakları tarandı suçsuz insanlar, 6 kişi zannediyorsam ölmüştü bizim bölümdendi ve hiçbir neden yokken daha sonra olaylar şiddetlenince baktı  ki bu iş yürümeyecek, ben aslında iddialı bir öğrenciydim yani liseden itibaren benim iddialarım vardı baktım ki bu iş olmayacak işin içinden de çıkamıyorum, bi ara İngiltere’ye gittim oradaki akrabalarımla dövizsiz öğrenci şeyleriyle bir miktarda orada okudum makine mühendisliğine devam ettim daha doğrusu şöyle oldu: Gittik 1 sene burada okuduğumuz için bir avantajımız vardı dediler ki şu dersleri tamamla seni birinci sınıfa alalım Türkiye’den getirdiğin dersleri de sayalım ama oradaki şanssızlık bir başkaydı. İlk sene 265 pound tu okulun harçlığı ödenecek miktarı inanılmaz bir yükselişti o zaman İngiltere ekonomisi çok batık durumdaydı ve 3 bin 500 pound dediler ve oradakiler dediler bu burada durmayacak çünkü o zaman ekonomi berbat çünkü dünyaya üniversite pazarlayarak bir anlamda büyük bir gelir sağlıyor bu anlamda bize şans olmayacağını anladım ve oradan döndüm ve döndüğüm gün dedim yapacak bir şey yok. Döndüğüm günü ertesi sınava girdim. Şöyle bir durum İngiltere’de lise eğitimleri çok düşük.  Biz burada integral problem çözerdik, zorlu şeyler. Ben orada hiç zorlanmadım. Çünkü oranın sistemi ile bizim sistemimiz farklı. Bizim sistemimiz çok iyi, lise sistemimiz o zaman çok iyiydi. Ben Türkiye’ de okuduğumda lise son sınıftaki bütün arkadaşlarım hepsi üniversiteyi kazandı.”

“Öğrencilerin eğitim kalitelerinde düşüş görüyoruz”

Öğrenciler geliyor liseden size, baktığınızda lisedeki kaliteyi fark ediyorsunuz azaldı mı arttı mı nasıl bir donanımla mı geliyor öğrenciler üniversiteye? Sorusunu Baştaymaz şöyle açıkladı: “Biz aslında şunu görüyoruz gelen öğrenciler her sene eğitimle kalitelerinde düşüşü görüyoruz zaten acı olan durum da bu. Ben üniversite deki asistanlık girişimimde bu 38 sene. 38 senenin 30’u ders vererek geçti ve her sen gelen öğrenciler giderek kaliteden düşüyor. Kalitenin düşmesi öğrencinin avariliğinden değil öğrencinin öğrendiği metot dan kaynaklı. Analitik öğretmiyoruz hiçbir şeyi sadece ezberlemeyi öğretiyoruz. Bazı şeyleri hafıza da tutuyorlar ve hafıza da kalıncaya kadar ezberliyorlar ama bir süre sonra bunu unutuyorlar ve böylece neden-sonuç ilişkisini görmeden, düşünmeden hayata bakıyorlar.  Mesela öğrencilere soruyorum şu konuları anlatıyorum ve onlara o derslerle ilgili sorular sorduğumda cevap alamıyorum sonra diyorum neden acaba araştırıyorum anlatılmış değil gayet iyi anlatılmış ama onalar bunu anlayarak içselleştirmemişler sadece ezberlemişler sınavlara kadar akıllarında tutmuşlar sınavların bitimiyle beraber kafalarında bütün bilgiler uçmuş.

 “Mezunların iş bulma imkanı yok”

Konunun gençlere geldiği zaman işsizliğin çok ama çok arttığını söyleyen Baytaymaz, “Aslında şu var gün geçtikçe yaşam şartları zorlaşınca ailelerin onlar için yaptığı fedakarlık yükseliyor.Tabi onlarda fedakarlık yapıyor ama ortaya çıkan şey şu güvensizlik, mezun olduğunda o diplomayı kullanıp kullanamayacaklarını bilmiyorlar. Bugün bir başka şey daha var  Üniversite çağında, Üniversiteyi bitirmiş öğrencilerin yüzde 27’si işsiz. Yani o şu demek 4 mezundan biri işsiz. Bu korkunç bir rakam ve kötü bir sonuç. İşsizlik oranları diğer alanlarda böyle değil. Yüzde 14-15 arasında ki işsizlikten bahsediyoruz ama gençliğe geldiği zaman mezunlara geldiği zaman işsizlik oranı çok yüksek . Bu tabi iki şeyi gösteriyor; Bir tanesi emek piyasası işle eğitim uyuşmadığı yada eğitim emek piyasasına uygun vasıfların olmadığını gösteriyor ve bu nedenle de iş bulma imkanı yok. Hayatın baharında olan bir gencin hayatının geri kalanıyla ilgili büyük kaygıları taşıması ve onunla yaşaması çok zor. Çünkü iyi bir iş, iyi bir eğitim, iyi bir aş, iyi bir eş hepsi birlikte olacak daha hayatın başında iyi bir iş bulamayacağını düşünen, İşsizliğin çok yüksek olduğu bir ekonomi de yaşayan bir gencin kendisinin geleceği hakkında iyi şeyler düşünmesi mümkün değil.” İfadelerini kullandı.
Akademik personelin aldığı gelirlerin çok yüksek olduğunu söyleyen Sosyal Politikalar Uzmanı Prof. Dr. Tahir Baştaymaz, “ Hiçbir zaman akademisyenler gelir elde etmediler ve para için yapılacak bir iş değildi. Sen bir gelir adaleti karşısında karşılaştırma yaptığında devletin sana biçtiği rol ve diğer gelirlerin aldığı pay insanın canını acıtıyor bazen. Bundan bir 15-20 sene evvel bir araştırma yapmıştım demiştim ki; “Bir profesörün geliri sanayide hangi vasıflara ve kimlere ödeniyor diye karşılaştırma yaptım sonucu depo şefi çıktı. Bir profesör bir depo şefi kadar para alıyor. Gelirler kıyaslaması yaptım. Bir profesör ile bir depo şefinin aldığı maaş eşit. Sanayide ortalama olarak. Tabi bu araştırmayı yaptığımda hakikaten kötü sonuçlar aldım kendimi çok sarsılmış hissettim. Şimdi ise bu durum farklı değil gerçeği memurlar için de, akademik personelin aldığı gelirler çok yüksek. Bir göreceli olarak insanları sakinleştiriyor. Ama bakarsanız akademik meslek öldü. Şunu söyleyebilirim işin ambalaj kısmı gençleri daha çok çekiyor. İşin bu kısmı değil işi cazip kılan sen onlara bu saygıyı uyandırabilmek için çok okuman çok çalışman yüksek kademelerdekileri takip etmek. Yani baya bir çaba harcamak okumak gerekiyor. Bunun için başka bir şey daha gerekli yabancı dil. Yabancı dil olmayınca, Türkiye’ de kendi çabalarıyla, kendi o yazılanları takip etmeleriyle  onların gelişmelerine fırsat vermiyor. Mutlaka yurt dışındaki benzer kurumları benzer çalışanları takip etmek zorundasın bunun için de yabancı dil gerekiyor.

Ertan’ın” Üniversite ne demek” sorusunu Baştaymaz şu şekilde cevapladı:

“Ben üniversiteye 1981 de asistan olarak girdim ve asistan girdiğimde daha henüz YÖK yoktu. Biz eski kanuna göre asistan olarak alındık ve imzalandı asistan olduk. Fakat bir gece bir kanun çıktı Yüksek Öğrenim Kanunu o zamanlar Bursa’ da bir uluslararası çalışma yapıyorduk yırt dışındaki çalışanlarla birlikte Bursa’da toplantı yapıyorduk. Toplantıya katılan biri; Bu YÖK kanunu sizi yömyök edecek dedi. Bunu düşündüm ve ne dediğini bu zaman anladım; YÖK kanunu bir koordinasyon oluşturdu ama bu koordinasyon kurulu üniversiteler üzerinde büyük bir hakimiyet sağladı tam bir vesayet gösterdi.. Şimdi baktığımızda ben üniversitelerin doğuşunu yükselişini ölümünü gördüm ben öyle diyorum kendi kendime.”

“Üniversiteler bütün dünyada toplumun önünde”

Üniversitelerde her türlü fikrin olması gerektiğini söyleyen Baştaymaz, “3-4 seneye kadar üniversiteler kendi yönetimlerini belirleyebiliyorlardı seçim yapılıyordu ve yönetimler kendilerini seçen kitleye karşı da son derece demokratik davranıyorlardı ve saygı gösteriyorlardı. Tabi bu dönemler kapandı şimdi artık böyle bir seçim yok ne anabilim dalında ne bölümde ne fakültede ne de üniversite de seçim yok seçim olmayınca da atamayla yapılmaya başlandı çok doğal olarak da atanan kişi de kendisin oraya atayan güce saygı gösteriyor onun isteklerini yerine getiriyor bu da çok doğal tabi böyle olunca üniversite artık bir düşüncenin yer aldığı özgür çalışmanın yer aldı bir yer değil. Bu iş üzerinde hakimiyet sağlayanların bir anlamda oluşturduğu yapı oluşturduğu iklim içinde çalışmaya zorlanan yerler Üniversiteler bütün dünyada toplumun önündedir ve önünde gider bu nedenle de üniversiteler bir anlamda, bir açıdan bakarsanız huzursuzluk kaynağıdır bir şeyi beğenmez ve muhalefet eder üniversitelerin özelliği budur üniversite gençliği de budur. Üniversite de yeni fikirler ortaya atılır o yeni fikirler bir anlamda topluma yayılır toplum da o yeni fikirlerin tutulması için mücadeleler başlar yani dünyanın her tarafında üniversiteler mevcut duruma karşı tepki göstermiş planlardır. Bu üniversitenin özerkliğinden kaynaklanır, önderliğinden kaynaklanır bu kötü bir şey değildir ama mesela bu 1970’li-80’li yıllara kadar toplumsal siyasal şiddet olaylarının kaynağını üniversitelerde gördük öyle kabul ettik 1980 darbesini yapan askeri cunda bunların üniversitelerin müsebini olarak üniversiteyi gördü ve üniversiteleri zaturalp altına aldı. Üniversitelerde her türlü fikir vardır olmalıdır ve kendini ifade etmelidir üniversite özerkliğinin bir gereğidir ve üniversitedeki fikirler, fikir yarışması içerisindedir yani serbest bir ortamda serbest bir rekabet yarışında fikirler ortaya atılır ve birileri bunun mücadelesini yapar budur yani. “ diyerek konuşmasını sonlandırdı.

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU

 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat