Loading...

"Rekor oyla kazanmamı hazmedemediler"

Bursa 3 Ağustos 2019 10:40
Videoyu Aç "Rekor oyla kazanmamı hazmedemediler"
A
a

Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, Yeni Marmara Gazetesi’ne nezaket ziyaretinde bulundu. Gazetemiz yazarlarının ve çalışanlarının sorularını yanıtlayan Erdem, bir hatıra fotoğrafı çektirdi. Erdem Nilüfer’in yapısı ve sorunları, Bursa ve Bursaspor hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Mudanya Yolu bağlantısının Bursa adına çok önemli bir bağlantı olduğunu belirten Erdem, “Birdenbire Bursa’yı turizmle buluşturuyorsunuz. Bursa’ya dışarıdan gelenler deniz yoluyla geliyorlar. Oradan gelen insanları kent merkezine almanın en kolay yolu. Oradan niye tekerlekli araçlarla sağlıyoruz. Koy metroyu insanlar 5 dakikada kent merkezine ulaşsınlar.”

Kısa bir süre önce Afyon’da belediye başkanları toplantısı yaptıklarını aktaran Erdem, “Cumhuriyet Halk Partisi Belediye Başkanları olarak yaptığımız ilk toplantıydı. Orada çıkan sonuçlara göre kentlerdeki en önemli sorun ulaşımdır. Ulaşım artık Türkiye’nin genel bir sorunudur. Dolayısıyla belediye başkanlarının ilk vizyonu ulaşımla ilgili etkin çözümler üretebilmesi olması gerekiyor. Hangi belediye başkanı gelirse gelsin, bundan sonraki süreçte kentlerde ulaşımla ilgili sorunları çözerlerse o belediye başkanının heykelini dikerler. Nilüfer yeni yapılaşan bir bölge olması nedeniyle ulaşım konusunda biraz daha rahat. Otoparkları var. Bizimki gibi büyük kentlerde otopark da ciddi anlamda büyük bir sorun. Neyse ki Nilüfer bu konuda biraz daha rahat konumda bulunuyor. Bizim bölgemiz ekonomik anlamda insanların daha refah içinde olduğu bir alan. İkinci araçlara sahip olunan aile grupları yüksek oranda bulunuyor”
 
Erdem: “Nilüfer ilk başlarda emeklilerin kentiydi. Ama artık o aşamayı geçti ve konut konforunun daha yüksek olduğu bir kent haline dönüştü. Dolayısıyla bizde de otopark sorunu yaşanabiliyor. Bizde yeni yerleşim alanlarına ulaşımda sıkıntılar yaşanabilir. Kayapa, Hasanağa, Görükle gibi alanlardaki ulaşım sorununa da bir çözüm üretmek lazım. Bence artık raylı sistemden vazgeçip direkt metro sistemine geçerek bu işi yürütmek lazım. Raylı sistem de kent içerisinde başka bir sosyolojik etki oluşturuyor.  Kenti birdenbire kentin altı ve üstü olarak ikiye bölen bir yapı oluşturuyorsunuz. Bu durum bir kademe şehre de yansıyor. Ekonomik ve fiziksel yapılaşma içerisinde de yansımalar oluyor. Eskiden Ankara Yolu’nun altı ve üstü denirdi. Şimdi aynı durum raylı sistem için geçerlidir. Bu konuyla ilgili ciddi çözümler üretmek ve yatırımlar yapmak lazım”


 
“Büyükşehir ile iş birliği içerisindeyiz”

Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş ile diyalogunun nasıl olduğu sorulması üzerine Erdem, “Herhangi bir sorun yok. Daha önce belediye meclisindeyken de sayın başkan ile beraber çalışıyorduk. Geçen dönem bir yıl kadar da büyükşehir belediye başkanlığı yaptı. O süreçte de karşılıklı görüşmelerimiz oldu. Belediye başkanı olduktan sonra da biz kendilerini ziyarete gittik. Onlar da sağ olsunlar bize iade-i ziyarette bulundular. Karşılıklı diyaloglarla Büyükşehir ve Nilüfer arasındaki ilişkilerin nasıl sağlanabileceği, hangi yatırımların nasıl birlikte yapılabileceği konusunda bir iş birliğine vardık. İyi gidiyor bence bir sorun yok. Bizim zaten büyükşehir ile bir sorunumuz olamaz. Biz kendi işlerimizi yapıyoruz, Büyükşehir Belediyesi’nin yapması gereken yatırımlar için de onları teşvik ediyoruz. Her iki belediyenin yapması gereken hizmetler yasa ile birbirinden ayrılmış durumdadır. Ama bunun önceliklerini belirlemede, fikirlerde ve projelerde bir iş birliğine gitme konusunda prensip anlaşmasına vardık. Onlar da ‘Her türlü iyi işte sizinle beraber biz de varız’ diye taahhütte bulundular. İleri zamanlarda bunu daha rahat göreceğiz” yanıtını verdi.

Nilüfer zaten genel anlamda lider ve öncü olma özelliğini Türkiye’de ve dünyada sürdüren bir kent” diyen Erdem, “Bu işin en büyük sahiplerinden birisi de Sayın Mustafa Bozbey’dir. Ben de o ekibin içerisinde olmaktan gurur duyduğum bir çalışma içerisinde bu süreci bugüne kadar getirdik. Biz ilçeler bazında Türkiye’de ilk beşte yer alıyoruz. Dolayısıyla biz öncelikle bu tavrımızı korumak ve daha da yukarılara taşımak arzusundayız. Bugünlerde belediyelerin durumu çok kolay değil. Türkiye’deki ekonomik krizin bu kadar derinleştiği ve gelirlerin azaldığı bir ortamda yeni bir belediyeciliği sürdürebilmek biraz zor. Bunun için biraz çalışma akslarımızı değiştireceğiz. Bu dönem içerisinde yüksek yatırım gerektiren projelerden bir şekilde vazgeçeceğiz. En azından iki yıl ekonominin daha stabil hale gelme sürecini bu şekilde geçirmek istiyoruz. Ama önceliğimiz çocuklarımıza ve gençlerimize yönelik yapacağımız projeler. Çocuklarımız yeşil alanlarda daha rahat, güzel ve huzurlu ortamlarda yaşamak istiyor. Bizde yeşil alan portföyümüz oldukça geniş. Biz bunları daha da aktif hale getirecek çalışmalar yapıyoruz. Aynı zamanda gençler ve çocukların birlikte yaşamlarını sürdürebilecekleri, çalışmalarını ve etütlerini yapabilecekleri atölyeleri düşündüğümüz yapısal gruplar var. Onlara bu tür kodlama atölyeleri gibi hem teknolojiyi öğrenebilecekleri hem de çağın gerekliliklerine ayak uydurabilecekleri alanları yaratarak onları biraz daha hem sporla buluşturup hem de bu tür aktivitelerden yararlanmasını sağlayacağız. Bunlar küçük, sosyal ve ailelere dokunan projeler. Tabi ki ondan sonra her vatandaşımıza dokunmak için çabalarımız var. Emeklilerimize, yaşlılarımıza ve engellilere yönelik çalışmalarımızı oluşturduk. Bir kısmını da faaliyet aşamasına da getirdik. Daha çok sosyal belediyeciliği öne çıkartan bir yapı içerisinde bu dönemimizin bir kısmını tamamlayacağız.”

“ÖNCELİK ÇOCUKLARIMIZDA”

Erdem: Kültür sanat çalışmaları bizim için asfalt yapmak gibi oldu. Sosyal ve spor alanlarımız iyi durumda. Çok fazla yatırıma gerek olmadan onları biraz daha yenileyeceğiz. Bugüne kadar yaptıklarımız bu konuda yeterli. Yeni alanlardaki spor bölgelerini genişleteceğiz. Sanat ve çevre kültür ile ilgili merkezlerimiz şu anda Nilüfer’e tam olarak yetmese bile izleyici sayılarını arttıracak projelerimiz var. Onları da bu dönemde hayata geçirmeye çalışacağız. Böylece ihtiyaçlarımızı gidermeyi ve sorunlarımızı hep beraber çözmeyi hedefliyoruz. Ama öncelik çocuklarda, çünkü onlar bizim geleceğimiz. 5 yıl sonra o çocuklarımız yetişecek, okullarını bitirecek, gençlerimiz de oy verme çağına gelecek ve onlar da birer yetişkin olacak”
 
Can Ertan’ın “Nilüfer’in önemli sorunlarından biri de yüksek gerilim hatları ve oralardan yayılan radyasyondur. Bu konuda girişiminiz olacak mı?” sorusuna Erdem, “Daha önce bu konuyla ilgili bir çalışma yaptık ve hala da devam ediyoruz. Bu konuyla ilgili Sakarya Üniversitesi’nden hocalarımızla beraber sürekli bu ölçümleri sürdürmeye devam ediyoruz. Bunu imar planlarımızda da yansıtmaya çalışıyoruz. Her ne kadar imar planları bu çalışmalardan önce yapılmış olsa da. Hatların yer altından geçmesi hükümetin genel politikaları içerisinde yer alması gereken ama maliyeti yüksek olan bir çalışmadır. Bazıları var binaların hatta okulların üzerinden geçiyor. Dolayısıyla elektromanyetik dalganın vermiş olduğu radyasyon bütün yetişkinleri de olduğu gibi özellikle çocuklarımızı etkiliyor. Bunlara karşı ölçümlerimizi yapıp yayınlıyoruz. Bir taraftan da imar planlarını düzeltmek için çaba sarf ediyoruz. Orada uygulaması yapılmayan konut alanları varsa başka alanlarla takas ederek o alanları boşa çıkarmaya çalışıyoruz. Gerçekten kolay bir iş değil. Orada bir park yapıyorsak bile tellerin geçtiği yerin alt kısmını sadece ağaçlandırılacak bir alan yapıp çok hızlı geçsin diyoruz. Oyun alanlarını onlardan uzak kurmaya çalışıyoruz” şeklinde cevap verdi.



Bursa’daki hava kirliliğine de değinen Erdem, “Kent içerisindeki ölçümlerle bizim bölgemizdeki ölçümlerin arasında farklar var. Biz de ölçümlerimizi değişik noktalardan yapıyoruz. Birkaç bölgemize ölçüm cihazlarını kurduk ve sürekli olarak buralardan bu verileri alıyoruz. Kış aylarında bu veriler artıyor. Biz doğalgazı çok iyi kullanan bir ilçeyiz, yüzde 90’ın üzerinde doğalgaz kullanım oranımız var. Ama kömür gibi diğer yakıtları kullanan konutlar da yok değil. Bir de sanayinin bize çok yoğun bir etkisi oluyor. Biz yeşiliyle doğasıyla tanınan bir ilçeyiz ama bizde yedi tane organize sanayi bölgesi var. Aslında biz bir sanayi kentiyiz. Bursa’nın sanayi ilçesi Nilüfer’dir. Öteki tarafta DOSAB ve İnegöl’de bir sanayi bölgesi var. Bunların dışında Bursa’da sanayinin yoğun olduğu bir ilçe yok. Ama bizde yedi tane var. TEKNOSAB ve deniz sanayi de eklenince bu yoğunluk daha da artacak. Bizim hava kirliliği konusunda almış olduğumuz verilere İsviçre standartlarından baktığımızda biraz yükseğinde olsa da yakın değerlere sahibiz. O anlamda Nilüfer’de çok sorun yok. Bizde o sis ortamı yaşanmıyor” şeklinde konuştu.

Yazılı basında ve sosyal medyada yer alan iddialara Erdem,”Bizde bankamatik memuru yok ama belediyede çalışan akrabalarımız var. Başkanlığınızın olduğu zaman mı aldınız derseniz, hayır almadık. Mesela kardeşim 12 senedir çalışıyor. Onlar da zamanında spor kulübünden gelen elemanları belediye bünyesine aldığımız zaman çalışmaya başladılar. Liyakatlı ve yeteneklidir. Hangi belediyede yok ki? Belediye başkanı seçildikten sonra ilk gelen yakınlarınızdan biri oluyor ve ‘Benim kızımı işe alır mısınız?’ diyorlar. Bizim insan kaynaklarımız var. Kim olursa olsun bakıyoruz. Onlarla ilgili gerçekten yeterli mi diye diğer adaylarla olan farkı belirlemeye çalışıyoruz. Alımları bu şekilde bakarak ve araştırarak yapıyoruz. Ben belediye başkanı olalı 4 ay oluyor. İki ya da üç kişiyi işe aldım ve kimseyi almayacağım diyorum. Çünkü kadromuz ciddi anlamda yoğun. Öncelikle bu elemanların ücretlerini ödemek için çaba sarf ediyorum. Kimse bir gün bile geç maaş alarak evine gitmesin hedefini koyduk. Bu konuda çalışıyoruz. Bana gelen on kişiden dokuzu iş için geliyor. Belediyede 2550 kişi çalışıyor. Bunların içerisinde iki üç kişi ile akrabalık ilişkilerim var. Bu orana bakıldığı zaman makul gibi geliyor. Ama yönetici kadrosunda akrabalık ilişkim olan kimse yok. Medyadaki saldırılara gelince bazı basın kurumlarında bu tür haberler çıktı. Seçim döneminde de çok yayınlandı. Bana göre yapılan bir algıydı. Bunları çok fazla değerlendirmeye almıyoruz. Çünkü yayıncılığın bir ilkesi olmalı. Sizler gibi hiçbir kuruma bağlı olmayan bir yayın akışı içerisinde, gerekiyorsa eleştiren, gerekiyorsa yapılan iyi şeyleri olumlu bir şekilde değerlendiren yayın kuruluşlarının olması gerekiyor. Bir tarafı destekleyen ya da bir tarafa karşı hareket eden yayın kuruluşlarının çok muteber edilecek bir tavrı yok. Türkiye’de bu yaygın olarak var. Şu anda medyanın durumunu hepiniz biliyorsunuz. Büyük ihtimalle bu konuda sizler de mutlu değilsiniz, biz de mutlu değiliz. Belki bundan sonraki süreçte bize yapılacak saldırılar daha da artacaktır. Önemli olan doğru haberciliktir. Biz hata yaptıysak, bir suçumuz varsa o suç üzerinde gereken her şey yapılsın. Bir suç işlediysek de bundan dolayı istifa etme erdemini gösteririz. Ben bu kuruluşlara yanıt vermek de istemiyorum. Sadece kamuoyuna kısa bir açıklama yaptım. Keşke onu da yapmasaydım ama bu sefer de başka şekilde algılıyorlar. ‘Suçlu onun için cevap vermiyor’ diyorlar. Bir suç varsa gereken ne ise yapılsın. Benim müdahil olmadığım, belediye olarak izin vermediğimiz konu üzerinde bizi yargılamak son derece yanlış. Bunun belirli kurulları var. O kurullara gidip sorarsınız onlar da size cevabını verirler. Onlar da soruşturmayı gerçekleştirirler, biz de gereğini yaparız” dedi.

Bursaspor’un durumuna da değinen Erdem, “Bursaspor tesislerinde sayın valimizin de katılımıyla gerçekleşen bir toplantıda dile getirdim. Orada milletvekilleri, büyükşehir belediye başkanı ve diğer ilçe belediye başkanları da vardı. Şu anda Bursaspor’da bir sıkıntı var. Üstelik Bursa, Türkiye’nin en önemli kentlerinden birisidir. Futbol camiasında da Bursaspor beşinci büyük olarak ifade ediliyor. Dolayısıyla madem ki bu kulübün marka değeri var. O zaman buraya bir kereye mahsus olmak üzere bir şeyler yapmak lazım. Bununla ilgili değişik zamanlarda kampanyalar yapıldı. Televizyonlar vasıtasıyla bağış kampanyaları düzenlendi. Bu yeterli oldu ya da olmadı ama o dönemlerde iyiydi. Ancak baktığınız zaman Bursaspor’un 500 milyona yakın borcu var. Bu borcu kim ve ne zaman yapmış kısmını düşünmenin anlamı yok. Geriye dönük olarak düşündüğümüz zaman birçok şeyi tartışırız. Önemli olan bu borcu nasıl silebiliriz ya da ödeyebiliriz. Bizim asıl amacımızın bu olması lazım. Bunun için de önerilerimizi söyledik. Bursaspor tesislerinin olduğu 80 dönümlük arazi planlama yapılmadan Ertuğrul Mahallesi’nin merası olarak görünüyor. Aslında kamunun, köylünün ve Bursalı’nın alanı. İmar planı yapılınca yasa gereği maliye hazinesine geçiyor. Bursa demek Bursaspor demek. Oranın asıl sahibi Bursa ve Bursasporlu. Dolayısıyla o alanın bu çerçeve içerisinde yeniden değerlendirilmesi lazım. Bunun için yasanın öngördüğü bazı şeyler var. Bir bedel takdiri yapılır. Atıyorum rayiç değeri metrekare  başına 4 bin ise 50 lira dersin. Bunu çarparsınız Bursaspor bir miktar para öder. Bu alan kentin merkezinde bulunuyor. Burada yapılacak olan yatırım Bursaspor’un geneli içinde kullanılacağı bir şey olur. Kentin ortasında bir spor tesisinin de çok anlamlı olmadığını düşünüyorum. Bu alan değerlendirilerek bir kaynak yaratılır. Bu Bursaspor’a 300 – 400 milyon civarında bir gelir getirir. Satar ya da başka amaçlarla kullanılır. Zaten sadece bu borcun büyük bir kısmını bitirdi sayılır. Bir de BTSO’ya kayıtlı 41 bin üye var. Bunların bir kısmı belki bu yıl içerisinde kapanmıştır azalmıştır. Bu üyeler üzerinden BTSO bir kampanya yapabilir. ‘Gelin arkadaşlar Buraspor’a gelir kampanyası yapıyoruz’ diyebilir. Her üye 5 - 10 bin lira Bursaspor’a para versin. Bunu da aylara bölelim. Kişi başına aylık ufak bir tutar düşer. Bunlarla Bursaspor’un genel borcunu düşürebiliriz. Bursaspor’un yeniden yol alabileceği ve Süper Lig’e çıkabileceği bir çalışmayı yürütmek lazım. Geçmişe odaklanmanın bir anlamı yok. Forma satarak da Bursaspor’un borcunu bitiremeyiz. Tabi ki formamızı alalım ama bütün Bursa forma alsa yine o bizim borcumuzu silmez” açıklamasını yaptı.



Cevat Türe’nin “Yardım kampanyasına siz de destek verecek misiniz?” sorusuna Erdem, “Kampanya olduğu zaman tabi ki destek veririz. Bireysel olarak destek verir ayrıca ekibimizi de bu işin içine dahil ederiz. Belediye olarak da bizim locamız var. Locanın süresi dolmuştu. Daha önceki yönetimle bu konuyla ilgili görüşmeleri yaptık. Yeni yönetim de bizden bu konuyla ilgili bir talep istiyor. Biz o locayı tekrar alacağız. Belediye’nin elinden çıkabilecek kaynak sadece böyledir. Resmi olarak ‘Al sana bu kadar para verdim’ deme şansına sahip değilsiniz. Sonra zimmet olarak sana geri döner. Dolayısıyla bizim böyle bir kampanya içerisinde bireysel olarak yerimiz olur”

Nilüfer’de Bursaspor’un altyapısını oluşturacak bir takım oluşturmak ve bu kente kazandırmak için girişimde bulunduklarını aktaran Erdem, “Daha önce Yeşil Bursa takımı üçüncü ligde iken Nilüfer Belediyesi olarak bu takıma sahip çıkmak istediğimizi söyledik. Bizzat ben iş adamları ile bir organizasyon yaptım. Bir noktada belli bir ücret karşılığında da anlaştık. Ama daha sonra baktığımızda çok yüksek bir borç ile karşılaştık. Bizim o ücreti karşılama durumumuz yoktu. Bursaspor’a katkı sağlayacak takımı Nilüfer’de yaratmak istedik. Biliyorsunuz İbrahim Yazıcı Stadımız var, küçük butik bir stadyum. İlçe belediyeleri için çok aktif kullanılması gereken bir yer. Burada Bursaspor’a altyapı olacak bir yapı kurmayı hedefledik. Bunun için taşın altına elimizi koyduk. Belediyeler için bir futbol takımını içinde barındırmak ve finanse etmek çok zor bir şeydir. Biliyorsunuz biz zamanında Nilüfer Belediyesi olarak üçüncü lige çıktık. Baktık ki çok yüksek maliyetleri var. Onu daha sonra başka bir iş adamına sattık. Bu konuda devreden çıkmıştık ama şu anda bu konunun ihtiyacını görüyoruz. Bununla ilgili teklifler hala geliyor. Bazı iş adamlarının bir takımla ilgili çalışmaları yürüttüğünü duyuyoruz. Biz de seve seve bu organizasyon içinde yer alırız. Yeniden Bursa’yı bir üçüncü lig takımının Nilüfer’de temsil etmesini isteriz. Ama bu işi sadece kurumsal olarak yapmamız zor. Bizim kaynak aktarma konusunda ciddi sıkıntılarımız var. Bir organizasyon içerisinde oraya gelir getirecek bir yapı kurmak ondan sonra da başarıya odaklanmak gerekiyor. Biz de kurum olarak yapabileceğimiz her konuda destek oluruz. Ama tümünü finanse etmek gibi bir şansımız yok. Olsaydı zaten bugüne kadar bunu yapardık. Mesela BTSO küçük bir sticker yapacak ya da bir tabela koyacak. Üzerinde ‘Bu işletme Bursaspor’un zor gününden kurtulması için bağış yapmıştır’ yazacak. Bu Bursasporluları teşvik eder. Bu işletmelerin kazançları da artacak. Bu tür teşvikleri buna göre değerlendirmek lazım”
 
Çalı Köy Filmleri Festivali’ne ilginin yoğun olmasına şaşırmadığını söyleyen Erdem, “Biz bu festivalleri yıllardır yapıyoruz. Bize bağlanmış olan bu bölgelerin hepsinde bu tür etkinliklerimiz var. Bu ilgi çok hoşumuza gitti. Bir dahaki seneye bu etkiyle beraber aktiviteyi daha da arttıracak çözümler de üreteceğiz. İnsanların oraya katılması ve izlemesi yerel halkla birlikte bizi çok mutlu ediyor. Bu iletişimle biz daha çağdaş bir kent olma özelliğine sahip olabiliriz. Oradaki insanların kendi konutlarına çekilmiş olmasından değil dışarıdan gelecek olan vatandaşlarla gelirlerini arttıracak çözümlerle etkileşimi sağlamak gerekiyor. Bizim amacımız da bu. Bu dönemde yapacağımız en önemli projelerden bir tanesi kırsal alanla ilgili tarım politikamız var. Tarım politikamız içerisinde Konaklı Bölgesi’nde bize ait 107 dönümlük bir alan var. O alanda biz bir şeyler üreteceğiz. Bizim kent bostanlarımız vardı. Orada daha çok miras tohumlardan ürettiğimiz bir tarım alanı oluşturuyoruz. Bunların bütün köylere yaygınlaştırılarak onun bütün köylere pazarlanması ve bizim alanlarımızda bunların satışını öngörüyoruz. Organiğe yakın tarzda bir ürün geliştirmeye çalışacağız. Çünkü artık tarımdan uzaklaştık. İnsanlar tarım alanlarını kiralamaya çalışıyorlar. Çünkü köylü para kazanamıyor. Ama biz onları para kazanacak bir hale getirip bu çalışmaları teşvik etmek istiyoruz. Bu projenin ilk ayaklarına başladık önümüzdeki yıl faaliyete geçireceğiz” açıklamasını yaptı.
 
 
 
 
 

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat