İkinci el araç fiyatlarında yaşanan yükselişle ilgili tartışmalar sürüyor.

Özellikle yılbaşından bu yana ikinci el araç satışları arttı.

Bunda dövizdeki artışın etkisi olsa da başkaca da nedenler bulunmakta.

Bunlardan önemli bir unsur, normalleşme sürecine destek amacıyla bankaların başlattığı otomotiv destek kredisi uygulaması gösterilebilir.

Ama asıl ve daha önemli neden, piyasada sıfır km araç sunumu azlığı.

Buna ek olarak da yeni araç fiyatlarının vatandaşın alım gücünü aşması.

Salgın nedeniyle insanların uçak, toplu ulaşım aracı kullanmak yerine özel araç kullanma tercihlerini de eklemek gerekir.

Yapılan bir araştırma vatandaş çoğunluğunun daha çok ikinci el araçları alabilme potansiyeli taşıdığı ve silindir hacmi daha küçük araçlara yönelme tercihi yönünde.

Araç almayı düşünenler söz gelimi yeni araç için 180-220 bin lira ödemek yerine 50-100 bin lira ödeyerek araç sahibi olmak istiyor.

Yani ikinci el fiyatına eni araç satın alabilmek olası değil.                               

* * *

ÖTV’de yeni yapılan düzenlemenin de etkileri olacak hiç kuşkusuz.

Düzenleme, daha çok yerli üretim, düşük fiyatlı araçlarda düşük ÖTV uygulamasının kapsamını genişletirken, özellikle ithal edilen lüks ve yüksek silindir hacmine sahip araçlarda ÖTV oranını artırmakta.

Yani tüketici tercihlerinin yerli üretim araçlara yönlendirilmesi, ithal araç talebinin kısılması amaçlanmakta…

Peki, bu yeni düzenleme ikinci el araçları nasıl etkiler?

ÖTV artışları ikinci el araçların değerini daha da arttıracağı açık.

Çünkü birinci el aracın fiyatını artıran her unsur, ikinci el fiyatını da paralel şekilde yukarı taşır.

Ayrıca ÖTV artışları, yüksek silindir hacimli, lüks araçlarda ÖTV ve ÖTV artışından kaynaklı KDV etkisi nedeniyle yüksek fiyat artışı anlamına gelecektir.

Bu ise bu kategorideki ikinci el otomobilde fiyat artışı anlamına gelir.

* * *

Peki, hükümet ÖTV artışına neden gereksinim duydu?

Özel tüketim vergisi bilinmeli ki, verimli ve idaresi kolay bir vergidir.  Az sayıda mükelleften tek aşamalı olarak alınır.

Mükellef grupları büyük ve kurumsal nitelikli olduğu için tahsilatı yüksek, kayıp ve kaçağı azdır.

Bu nedenle özel tüketim vergileri öteden beri vergi idarelerinin gözdesi bir vergi olmuştur.

Bunun dünyada da örneklerinin uygulandığı pek çok ülke vardır.

Ancak Türkiye’de ise ÖTV’nin çok daha ayrı bir yeri vardır ve zaten yüksektir.

2020 yılında ise motorlu taşıtlar üzerinden tahsil edilen ÖTV tutarları ikinci el satışlarının artması ile adeta şahlandı.

Ocak-Temmuz 2020 vergi gerçekleşmelerine göre ilk yedi ayda16 milyar TL motorlu taşıt ÖTV’si tahsil edildi.

2020 yılı bütçe hedefi olan 18,9 milyar TL’lik tutarın %85’i ilk yedi ayda aşılmış durumda.

* * *

Türkiye’de ÖTV’nin zaten yüksek olduğunu ve bunun cari açığın kapatılmasında önemli bir rol oynadığı açık.

Bu yönü ile düzenlemede cari açık kaygılarının önemli bir rol oynadığını söylemek olası.

Ancak cari açık konusunda bu kadar duyarlı olan üst düzey devlet yöneticilerinin yüz binlerce dolar yahut avro karşılığı alınan makam araçları konusunda da duyarlı olmaları gerekmez mi?

Türkiye,resmi binek aracı, lojmanve sosyal tesis saltanatı konusuna ciddi olarak eğilmek durumundadır