2 ay sürecek olan 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe maratonu önceki gün Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın Bütçe Komisyonu’na sunumuyla başladı.

2021 yılı bütçesi, AK Parti hükümetlerinin 19’uncu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçiş sonrası ise hazırlanan 3’üncü bütçe oldu. 2021 yılında bütçe giderleri 1 trilyon 346,1 milyar lira, faiz hariç giderler 1 trilyon 166,6 milyar lira, bütçe gelirleri 1 trilyon 101,1 milyar lira, vergi gelirleri 922,7 milyar lira, bütçe açığıda 245 milyar lira olarak öngörüldü.

2021 yılında bütçeden en fazla pay eğitim hizmetlerine ve bu hizmetleri yürüten kuruluşlara ayrıldı.

AK Parti 2002 yılında iktidara geldiğinde Milli Eğitime ayrılan pay Savunma Bakanlığı’na ayrılan paydan azdı.

İlk kez 2005 yılı bütçesinde Milli eğitime ayrılan pay Savunmaya ayrılan payın üzerine çıkartılmıştı.

Buna karşın savunmada da şimdilerde açık olarak görüldüğü üzere eskiye oranla Yerli ve Milli Savunma Sanayiye yönelik önemle gelişmeler yaşanabildi.

* * *

Evet, 18 yıl öncesine göre Türkiye’de payı Milli Eğitimin altına çekilen Savunma Bakanlığı bütçesi ile Savunma sanayiinde önemli işler yapılmakta.

Çevremiz bir sorunlar yumağı…

Türkiye hak ve çıkarları için, daha adil bir dünya düzeni için bütün üzerine düşeni yapmaya çalışmakta.

Savunma sanayiinde yerlilik oranı yüzde 20’lerden yüzde 80’lere çıkartıldı.

Hem de Milli Eğitim’den daha az bir bütçe ile.

Hiç kuşkusuz Milli Eğitim sisteminde de sorunlar tam olarak çözülebilmiş değil.

Unutmamak gerekiyor ki Türkiye her yıl 1 milyon çocuğa eğitim olanakları sunmak zorunda.

Yani nüfus artışı eskiye oranla azalsa da sürmekte…

Buna karşın derslik sayısında önemli artışlar sağlandı.

Öğrencilerin kitapları ücretsiz olarak verilmekte uzun süredir…

Salgın döneminde eğitimin nasıl ve ne zaman nerede sürdürüleceği kararı henüz tam verilemese de öte yandan uzaktan eğitim de sürmekte.

* * *

AK Parti iktidarının ilk döneminde, 2005 yılı bütçesinde önemli bir kayıt vardı.

Tasarı uyarınca kamu kurum ve kuruluşları 2005 yılında taşıt alımı yapamayacaktı.

Salt kamu kurum ve kuruluşları binek yahut station-wagon cinsi taşıt gereksinimlerini yabancı menşeli taşıt kullanılmamak koşuluyla hizmet alımı suretiyle karşılayabilecekti.

Vakıf, dernek, sandık, banka, birlik, firma, şahıs ve benzeri kuruluş yahut kişilere ait olup da kamu kurumlarınca kullanılan taşıtların giderleri için kurum bütçelerinden ödeme yapılamayacaktı.

* * *

AK Parti’nin ilk iktidar yıllarında kamuya ait araç alımı ve yeni lojman, sosyal tesis yapımında frene basılmıştı yani.

Öncelikle Milletvekili lojmanları boşaltıldı ve satıldı.

Bursa’da dâhil pek çok yerde kimi lojman ve sosyal tesis de elden çıkarıldı.

Ama sonraki yıllarda bu uygulama durdu ne yazık ki ve hem kamu resmi binek aracı sayısı arttı hem de lojman sayısı.

Salgının da tetiklemesiyle küresel krizin bütün ülkeler gibi etkilediği Türkiye’de hiçbir Avrupa ülkesinde görülmeyen resmi binek ve makam aracı saltanatına, sosyal tesis ve lojman hovardalığına güvenlik ve sağlık hariç olmak üzere son verilmesi kaçınılmaz bir gerçeklik olarak duruyor.