Padişah Emreder; ‘Tüm diyardaki 60 yaş üstündekiler toplanacak ve infaz edilecektir.’

Gençlerden sadece biri, babasını samanlıkların altına özel yaptırdıkları sığınağa saklar.

Diyardaki tüm 60 yaş üstündekiler toplatılır ve infaz edilir.

Padişah uyanıktır. Bakar ki hiç bir direniş olmamıştır, hatta babalarını kendi elleriyle teslim edenler bile olmuştur!..

Aradan bir süre geçtikten sonra, Padişah; ‘40 ile 60 yaş arasındakileri deniz kenarına toplayın’ der.

Toplarlar, Padişah; ‘Size üç gün süre. Üç gün sonra geleceğim bana kumdan tespih yapacaksınız eğer beceremezseniz hepinizin başı kesilecek’ der.

2 gün geçer, kumdan teşbih yapılır mı hiç, yapamazlar.

3. gününü akşamına doğru babasını sakladığını bile ölüm korkusundan unutan adam, koşar babasının yanına durumu anlatır…

Baba oğlunu dinler ve mevcut durumdan çıkış yolunu söyler…

Süre bitmiştir, deniz kenarına toplanırlar, ortada tespihten eser yoktur.

Cellatlar hazırdır, ahali korku içinde kimi eşinin, kimi babasının, kimi abisinin, kimi de en yakınının infaz kaygısı içindedir…

Padişah Alana infaz emri için gelir.
Verilen süre doldu görevi yerine getiremediniz’ der ve tam cellatlara ‘infaza başlayın’ diyecekken, babasını gizleyen adam, padişaha tüm ahalinin duyacağı ses tonuyla seslenir;
Padişahım biz bu görevi kolaylıkla yerine getirirdik, lakin bir sorun, niye getirmedik?’ der.
Padişah; olmayacak bir şeyin yanıtı da olamayacağını bildiği için, alaycı bir tavırla ‘Söyleyin bakalım neden yerine getiremediniz’ der.
Babasını gizleyen adam yanıt verir;

Hünkârım kumdan tespih taneleri yapmak zor değil. Lakin bunun İmamesi nasıl olacak? Padişahımız ya beğenmezse, diye çok düşündük… Siz bu konuda tüm diyarın en iyisisiniz. İmameyi siz varken bizim yapmamız ne haddimize… Siz İmameyi yapın biz de taşları etrafına hemen diziverelim’ der.

Padişah çok zor durumda kalmıştır.

İnfaz emrini veremez; ‘Tamam sizleri afettim’ demek zorunda kalır ve döner kurmaylarına; ‘Ulan şerefsizler hani hepsini öldürmüştünüz bunların? Saklanan deneyimli birini gözden kaçırmışsınız.’ der…

Kıssadan hisse:

Gözle bile görülemeyen bir virüs yaşamımızı ve dünyamızı alt üst ederken, diğer tarafta hedef aldığı kitle, yaşamımızın aslında en değerlileri olan, hafızamız olan, bir sözleri ile bizi yaşatacak ya da kırk yıl ileri götürecek olan büyüklerimizi hedef almakta.

Ve öyle bir psikolojik duruma geldik ki; neredeyse virüsün nedeni ilan edeceğiz onları…

İşte, bunu onlara yapmayalım, onları incitmeyelim…

Tıpkı Babasını gizleyen evlat gibi onlara çok değerli olduklarını, onlara çok gereksinimimiz olduğunu, onlarsız bu karanlık yoldan çıkamayacak olduğumuzu ve onları çok sevdiğimizi hissettirelim.

Ve şunu unutmayalım; onları feda edersek sıra bize gelecek…

Sıkı sıkı sarılalım onlara.

Korkmayalım, onlar bizim olsa olsa panzehrimiz olur.
Yeterki, biz onların virüsü olmayalım!..

Sağlıklı ve bereketli bir hafta dileği ile