Bursa’da Roma, Bizans ve Osmanlı’ya ev sahipliği yapan Gölyazı Köyü’nde 700 yıllık çınar ağacı 97 yıldır kanlı gözyaşı döküyor.

 Ağacın gövdesinden akan öz suyunun yaz mevsimi başlarken kırmızı renkte akması, 97 yıl önce mübadele sebebiyle acı bir şekilde sonlanan Mehmet ile Heleni’nin sevda hikayesine bağlanıyor. Bölge sakinleri bu sebeple koruma altındaki simge çınara Ağlayan Çınar ismi verildiğini ifade ediyor.


Bursa’ya 35 kilometre uzaklıkta bulunan Uluabat gölü kenarında surlara kurulu Gölyazı Mahallesinin girişinde bulunan tarihi çınar tam 700 yıldır ziyarete gelenleri karşılıyor. Üzerinden geçen yıllara inat ayakta kalmayı başaran Ağlayan Çınar’ın hikayesini öğrenenler dünyanın çeşitli bölgelerinden gelerek önünde fotoğraf çektiriyor.


Gövdesine dayalı duran birkaç basamaklı tahta merdivenden çıkıp yaşlı çınarın kovuğuna bakanlar sert gövdesi üzerinde aşağı doğru süzülen damlaların sebebini merak ediyor. Bu meraklı misafirler için ’Ağlayan Çınar’da saklı yürekleri burkan hazin sevda hikayesini mahalle halkı şu şekilde aktarıyor.


Efsaneye göre; Mübadele sırasında 1923 yılında Rumlarla Türklerin bir arada yaşadığı yıllarda, Gölyazı’da, Türk oğlu Mehmet ile Rum kızı Eleni birbirlerini sevmektedir. Kurtuluş Savaşı’nın ardından Yunanistan ve Türkiye arasında kabul edilen mübadele anlaşması sebebiyle Rum aileler hazırlıklarını yapar ve yavaş yavaş köyü terk etmeye başlar.


Rumların köyden gittiğini gören Mehmet, kalabalığın içinde sevgilisi Eleni’yi aramaya başlar. Bu sırada, Eleni’nin büyük ağabeyi Yorgi, Mehmet’in yolunu kesip artık düşman olduklarını ve sevdasından vazgeçmesi gerektiğini söyler. Aralarında çıkan tartışmada Yorgi hançerini çekerek Mehmet’e saplar. Aldığı yarayla acılar içerisinde kıvranan Mehmet, son bir gayretle Eleni’yle gizli gizli buluştuğu ulu çınarın oyuğuna kadar gelir. Konvoy ilerlerken olayı öğrenen Eleni, doğruca sevdiğine koşar.


Ancak, çınarın oyuğuna geldiğinde Mehmet’i kanlar içerisinde yatarken bulur. Daha sonra belinden çözdüğü kuşağının bir ucunu çınarın dalına diğer ucunu da boynuna geçirerek orada canına kıyar. Efsane odur ki; ulu çınar bu olayın ardından, kovuğunun içinde kanlı gözyaşları dökmeye başlar.


700 Yıllık simge anıta Ağlayan Çınar denilmesinin 2 ayrı sebebi olduğunu aktaran bölge sakinlerinden Ayhan Temir, 'Bahar sonu yaz mevsiminin başlamasıyla çınardan kırmızı öz suyu toprağa düşüyor. Ağlayan Çınar denilmesinin birincisi bilimsel doğal bir olay. Çınar ağacının kökleri göle kadar ulaşıyor. Her çınar ağacında olan bu öz su gölün su seviyesi yükselince buna bağlı olarak artıyor. Dalları yayvan ve yatar olduğu için belirli noktalardan yere kırmızımsı bir renkte damlatıyor. Gelelim ikinci sebebine; bu sebep Ağlayan Çınar denmesinin ana sebebidir ve bizim içinde önemli olan bu sebeptir. Türk genci ile Rum gencinin hazin hikayesidir. Enteresan bir durum vardır. Hiç bir çınar ağacının öz suyu bu renk akmaz. Kırmızı renk sadece Ağlayan Çınar’a mahsustur. Bahar aylarında ağlamaya başlar göldeki su seviyesi yükselince ağacın öz suyu da artar ve çeşitli yerlerinden kırmızı sular damlamaya başlar' diye konuştu.


Korona virüs tedbirlerinin ardından yeni normalleşmeyle birlikte Gölyazı köyüne akın edenler Ağlayan Çınar ile birlikte tarihi köyü gezerek unutulmaz anlar yaşıyorlar