ABD ile İran arasında gerilim zaten had safhada idi. Barack Obama döneminde 5 +1 ülkeleri ile İran arasında sağlanan anlaşma Trump tarafından tek taraflı olarak bozulmuştu.

Peşi sıra ekonomik yaptırımlar başlatmıştı ABD ve yaptırımlara uymayan ülkeleri de tehdit etmiş hemen tüm dünya ülkeleri yaptırımlara bir şekilde uymak zorunda kalmıştı. Buna Türkiye’de dâhildir. Türkiye Petrol ve Doğalgaz alımını İran üzerinde sağlarken özellikle Petrol alımına yapılan kısıtlama yüzünden Türkiye’de İran’dan petrol alımını azaltmıştı. 


Tüm bu yaptırımlara karşılık İran ABD haricinde anlaşmaya katılan Avrupa ülkeleri ve Rusya’nın anlaşma şartlarını yerine getirmeleri halinde kendisinin de anlaşmaya bağlı kalacağını duyurmuştu. Bunun üçün bir süre de tanımıştı Avrupa ülkelerine ancak ABD’nin tehdidi yüzünden Avrupa ülkeleri de anlaşmaya uymamışlardı. Bunu üzerine İran anlaşmaya daha fazla uymayacağını söylemiş ve Uranyum zenginleştirme programına kaldığı yerden devam etmişti. 


İran’a uygulana ambargo ve ekonomik yaptırımlar İran’ın belini bükmüş, ayaklanmalar başlamıştı. Uzun süren ayaklanmalara ABD açıkça destek vermişti, ancak bir sonuç alınamadı. ABD ve Trump İran’ı bu şekilde masaya oturtmak ve yeni bir anlaşma yapmak istiyordu ancak İran buna yanaşmadı.  İran ile ilgili senaryolar da hiç azalmadı. Özellikle Suudi Arabistan ve BAE başta olmak üzere İsrail, ABD, Avrupa’nın bir çok devleti Yemen’de Irak’ta ve Suriye’de bir çok olaydan sürekli İran’ı sorumlu tutuyorlardı. Özellikle Haşdi Sabi denen Şii grubun İran tarafından desteklendiği ve bu gurubun da tüm bu ülkelerde etkin rol oynadığı ve terörist eylemler gerçekleştirdiğini öne sürüyorlardı. 


Haşdi Şabi’nin son olayı ise Irak’ın başkenti Bağdat’ta ABD elçiliği kuşatmak ve ateşe vermek oldu. Daha doğrusu bu olayları başlatanın Haşdi Şabi milisleri olduğu öne sürülmüştü. Bu olay daha sıcaklığını korurken Cuma günü sabah saatlerinde gelen haber bir savaşın ayak sesleri gibiydi. ABD, Trump’ın talimatı ile İran Devrim Muhafızlarına bağlı Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’yi Irak’ta bir hava saldırısı ile öldürmüştü. Süleymani ile beraber Haşdi Şabi başkan yardımcısı Ebu Mehdi El Mühendis ve birkaç kişi daha ölenler arasında olduğu belirlenmiş.  Görünen o ki ABD adeta İran’ı suş üstü yakalamış çünkü Haşdi Şabi, eğer denilenler doğru ise bir çeşit terör örgütü ise İran’ın bu örgütle görüştüğünün resmi kanıtı olmuştur bu olay. 


Tabi, İran bunu karşılıksız bırakmayacaktır, nitekim yapılan açıklamalar da o yöndedir. Yeri ve zamanı geldiğinde bunun intikamı en güzel şekilde alınacaktır diyor İran’ın tepe yetkilileri. Verecekleri tepki eğer sıcağı sıcağına olursa büyük bir savaşın çıkması olasılığı çok yüksek olacaktır ancak İran intikam alma işini zaman yayarsa savaş riski çok daha azalacaktır. 


ABD İran ile bir savaşa girer mi? Girer ancak uzaktan yani hava gücü ve füzeler ile bir saldırı yapar. Askeri ve karasal bir harekâta asla girmez. Çünkü Körfez savaşının etkilerini henüz unutmuş değiller. Hele hele Afganistan’da yaşadıkları sıkıntı tahminlerinin de ötesindedir. Bir ayda Afganistan’a demokrasi getireceklerini söylüyorlardı, Ülkeyi kısa sürede Taliban’dan temizleyeceklerdi. O bahsettikleri kısa süre yıllardır sonu gelmedi. Hatta temizlemek bir yana Taliban’la masaya oturup ülkeyi bölmeyi kabul ettiler. Taliban nerede ise Afganistan’ın yarısına hâkim duruma geldi. Bunun yansıra orada ölen ABD askerlerinin de sayısı belli değil. İşte tüm bunları bilen ve yaşayan ABD İran ile bir savaşa ya da göğüs göğüse bir çatışmaya asla girmeyecektir. Belki karasal birlik olarak BAE, Suudi Arabistan askerlerini ve Irak’lı YPG PKK kürtlerini sokacaktır. 


Şunu unutmamak gerekir, İran köklü bir devlettir, Irak gibi değildir. Ne topraklarından taviz verir ne de vatan savunmasından vazgeçer. Millet olarak ABD’ye topyekün savaş açacaklardır. İran’da ABD’ye kucak açacak kimse yoktur. Irak’lıların bir bölümü ABD askerlerini çiçeklerle karşılamış ve Saddam’ın devrilmesini kutlamıştı ancak sonradan yaşadıkları pişmanlığı dillere dökemiyorlardı. İran milleti onu yapmayacaktır. ABD’nin getireceği demokrasi yerine kendi ülkelerinin her türlü haline razı olurlar ancak özgürlüklerinden taviz vermezler.  


Evet, gelişmeler tehlikeli boyutlara ulaşmış durumdadır. Savaş tamtamlarını işitmeye başladık, yeni bir yıl için iyi bir başlangıç olmadı. Allah’tan duamız korktuğumuz şeyin yani bir savaşın başlamamasıdır.