Zamanımızda akıllarını kullanan devletler, icraatları ile diğerlerini istedikleri gibi idare ediyor ve kullanıyorlar… Önce yutulabilir lokmalar haline getiriyor, bulundukları coğrafya da sorunlu bölgeler ihdas ediyor ve sonra da yutabilmek için pusu da bekliyorlar. Şöyle bir İslam coğrafyasına bakacak olursak, kuzey Afrika ülkelerinin tamamı kendi içlerinde ve Orta Afrika ile olan topraklarında sorun yaşıyor, Arabistan yarımadası bir sürü küçük küçük kabile devletçiklerine bölünmüş, elde  avuç da devlet olma vasfında olan Irak bölünmüş ve Suriye ise parçalanmış vaziyettedir. Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine göz atarsak, İslam ülkeleri ile Türkiye arasında etkileşimleri önlemek için SSCB’nin dağılmasından sonra Türkiye ile Orta Asya’daki Türk Cumhuriyetler arasına tampon bölgeler konulmuştur. Bunun en güzel örneğini Azerbaycan haritasına ve komşularına baktığımız da açıkça görürüz. Türkiye ile Orta Asya arasında karadan tek irtibat sağlayabilecek ülke Azerbaycan’dır. Bu irtibatı koparmak için SSCB 1992 de dağıldıktan sonra, haritada Azerbaycan’la Türkiye arasına Gürcistan ve Ermenistan  denilen devletçikler sıkıştırmıştır. Gündemdeki Azerbaycan haritasına bakarsak, güneyi tamamen İran, Kuzeyi Rusya, doğusu Hazar denizi, batısında ise Kuzey-Güney istikametinde Gürcistan ve Ermenistan monte edilerek Karadeniz ve bizimle irtibatı koparılmış vaziyette… Türkiye sınırında ise yine Azerbaycan’a bağlı ve bizim Doğu Beyazıt ilçesine 8-9 km hududu bulunan Nahcivan Özerk bölgesinin de garantörü Türkiye dir. Yarın Nahcivan’a atılan bir Füze Türkiye’yi etkiler maazallah savaş nedeni de olabilir. Bu itibarla dünya haritasını dizayn eden güçlerin, Türk ve İslam aleminin başını belaya sokabilecek her türlü hile ve desiseleri hazırladıkları açıkça görülmekte…

Bize düşen ise Türk ve İslam alemi üzerinde oyun kuranların, kurguladıkları senaryoyu iyi okumak ve tuzağa düşmemek için gerekli tedbirleri almak olmalıdır. Bizim kalkınmamızı istemeyen güçlerin, sanki çok önemli ve üstün akıl eseri olarak lanse ettiğimiz bu oyunları, biz deyimlerimiz de kültürümüz de çok gördük… halk arasında cambaza bak, cambaza” oyunun yeni bir versiyonu. Eskiden fuarlarda açık havaya kurulan sirkler de cambaz, hünerini sergilemek için iki direk arasında kurulan ip üzerinde denge hareketlerini serdederken, o kalabalıktan faydalanmak isteyen birileri “cambaza bak cambaza” diye bağırarak,  halkın dikkatini ipteki cambaza yöneltir, insanların bu gafletinden istifade ederek el çabukluğu ile yankesicilik suretiyle ceplerdekileri boşaltırdı. Aklın başına geldiğinde ise iş işten geçmiştir. Bu aldatma ve kandırma işi, yaşı ilerlemiş her erkeğin başına gelmiştir. Modern sünnetçilerin ve doktorların olmadığı devirde, sünnet edilecek çocuk,  önce yeni elbiseler giydirilir, kuşatılır, daha sonra kesim işine gelince, en yakın ve kuvvetli amcalar veya dayılar sünnet çocuğunu ayaklarından ve belinden sıkıca kavrayarak hareket edemez hale getirir. Bu arada sünnetçi teşkilatını kurar tam kesileceği sırada, çocuğun ağzına bir rahat lokumu tıkılır, çocuk onun tadıyla uğraşırken sünnetçi de bu arada kesim işlemini gerçekleştirirdi. Dünya insanlarını idare edenler de, şimdiler de aynı taktiği uyguluyorlar. Halkın zararına ve duymasını istemedikleri kararları uygulamak isteyen, iktidarı elinde bulunduranlar, insanların dikkatlerini sanal gündemlerle başka mecralara yönlendirip, ioyalarlarken onlar kötü emellerine gerçekleştirdiler. Bizim siyasi hayatımız da milletvekilleri maaşlarına yapılan kıyaklar, yandaşlara verilen milyonlarca dolarlık ihaleler, halkın duymasını istemedikleri bir sürü kararlar parlamentodan, hep üzerinde konuşulmadan gece yarısı oturumların da geçmedi mi?

İşte ülkemiz üzerindeki son beş altı yılda meydana getirilen olaylara, ibret nazarı ile bakarsak, acaba bütün bu hadiseler, Suriye sınırımız da, Allah muhafaza yeni bir PKK devletinin kurulmasını perdelemek için mi kurgulanıyor? Bizi idare edenlerin böyle bir gaflette düşmemesini ve yine kandırılmalarını istemiyoruz. Belki bizdeki liderler bugüne kadar, kandırıla kandırıla, başka ülkeleri kandırmayı öğrendiklerini umut ediyoruz… eğer bizi kandırmayı öğrendilerse vay halimize.