Malum salgın hastalık nedeniyle halk sağlığını koruma çalışmaları kapsamında tekrar gündeme gelen infaz düzenlemesi, suç işlediği için cezaevinde olan insanların ve ailelerinin “af” adı altında özgürlük beklentisine dönüştürüldü ve bu şekilde lanse edildi.

Af değil, bu bir infaz düzenlemesi!..

Türkiye'de meselelerin özünden ziyade bazı kelimeler üzerinden kodlama yapılarak mesele anlatılıyor, eleştiriler yapılıyor. Türkiye’de bir kodlama hadisesi mevcut, akademisyenlerden tutun, sanatçılara hatta siyasilere... Ha, sosyal medya trollerini de unutuyordum az daha… İnfaz konuşuyorsunuz, infaz için af deniliyor. Af değil, bu bir infaz düzenlemesi. Af dediğiniz zaman suçu ve cezayı ortadan kaldırıyorsunuz. Af, bazen suç ve cezayı birlikte bazen de cezayı ortadan kaldırmaktır. Oysa ki infaz ile söz konusu güvenlik tedbirlerinin nasıl yerine getirileceği düzenlenmektedir. En yalın hali ile infaz düzenlemesinde suç yerinde, kanun yerinde, hüküm yerinde kalmakta ama elbette bazı istisnalar ile cezanın çekilme oranına bir farklılık getirilmektedir. İkisi arasında çok büyük bir fark mevcut.

Bu haliyle, söz konusu iki kavramı tek bir kavram altında değerlendirmek akıl mantık dahilinde söz konusu olabilir mi hiç... Kavramlar yerli yerinde kullanıldığı takdirde daha iyi bir yarın için elbette eleştiriler yapılmalıdır.

Gelgelelim, söz konusu düzenleme ile hükümlüyü topluma yeniden kazandırmak ya da ıslah etmek için bir kısım iyileştirmeler yapılması hedeflenmiştir. Ancak bu yapılmak istenilirken yeterince hassas davranıldı mı, elbette ilerleyen günlerde sonuçlarını birlikte göreceğiz, mesela Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ya da uyuşturucu madde imal ve ticareti suçlarının kapsam dahilinde olabileceği tartışılmıştı. Bu konu, hukuk adına tam bir faciaydı. Neyse ki cinsel istismar, terör ve uyuşturucu suçları, cinayet ve kadına şiddet suçları kapsam dışı bırakıldı. Bu yönüyle yerinde bir karar olduğu kanaatindeyim. Ancak tam anlamıyla çelişkiler ve boşluklar henüz giderilmiş değildir.

İnfaz Yasası değişikliğinin kapalı kapılar ardında şekillenmesi sebebiyle, hedeflenen sonucun aksine yalnızca  cezaevlerindeki yapısal sorunlar (cezaevlerindeki doluluk oranları) ve dönemsel sorunların (korona virüs salgını) giderilmeye çalışıldığı izlenimi oluşmuştur. Bu izlenimlerin ve eksikliklerin önlenebilmesi adına, söz konusu düzenleme hayata geçirilirken insan hakları örgütlerinin ve barolarında görüşlerinin alınmasının ne denli mühim olduğu izahtan varestedir. Aksi halde hedeflenen amaca ulaşmanın zor olduğunu buradan ifade etmek istiyorum.

Sonuç olarak, her ne kadar tam anlamıyla içimize sinmese de "Af Yasası" adı altında tartışılan İnfaz Yasası hükümlerinin kanunlaşmış halinde, toplumu en çok rahatsız eden suçlar kapsam dışı bırakılarak yalnızca denetimli serbestlik ile koşullu salıvermeye ilişkin sürelerde değişiklik yapılmış olup, af kapsamına dair herhangi bir hüküm mevcut değildir.