Çanakkale'nin Gelibolu ilçesine bağlı Yalova köyünde çıkan orman yangını her yıl özellikle yaz aylarında yaşadığımız önemli sorunlardan biri.

Orman yangınları bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’nin de ciğerini yakan ve ekonomik olarak büyük zarara uğratan bir felaket.

Ayrıca çevreye de verdiği zararları önemsemek gerekiyor…

Son 10 yılda çıkan orman yangınlarında 66 bin hektarlık alanın küle döndüğü; söndürme ve yeniden ormanlaştırma maliyetinin de yaklaşık 1,7 milyar lirayı bulduğu belirtilmekte.

Türkiye, yangınları önleme ve ateşin kül ettiği alanların yeniden yeşile bürünmesi için hiçbir özveriden kaçınmıyor kuşkusuz.

Tarım ve Orman Bakanlığı, orman yangınları ile etkin mücadele yürütüyor.

Son 10 yılda 66 bin 648 hektarlık orman alanda 23 bin 877 orman yangını çıktı.

Aynı dönemde 300 hektardan daha büyük alanda etkili olan 29 büyük orman yangınında 20 bin 998 hektar orman zarar gördü.

Bu yılın başından ağustos ayına kadar bin 297 orman yangını çıktı, bu yangınlarda ise 2 bin 608 hektar alan zarar gördü.

Yetişmiş ağaçların yanması hiç kuşku yok ki ekonomik olarak büyük bir kayıp ama bunun bir de çevreye açtığı, çevre dengesine verdiği zarar var.

 

* * *

Son olarak Çanakkale'nin Gelibolu ilçesindeki ormanlık alanda çıkan yangının nedeninin henüz belirlenemediği belirtiliyor.

Nedeni hiç kuşku yok ki yüzde 99. 9 oranında insan unsuru

Kendi kendine çıkma olasılığı sıfıra yakın olsa da yine de küçük bir pay bırakılabilir.

Ama asıl önemli olanı yanan alanların çamlık alanlar olduğu gerçeği.

Çam, çabuk alev alan, kozalakları ile yangını kısa sürede çevreye yayan bir ağaç türü.

Çam, eğer yangınlardan korunarak 50-70 yıl yaşayabilir ve gelişebilirse salt kereste olarak kullanılabilen, kuşların bile dallarına konamadığı bir ağaç türü.

Yaz-kış yeşil görüntüsü kuşku yok ki bir tercih nedeni olabilir.

Son yıllarda artan orman yangınları ağaçlara, bitki örtüsüne ve ormanda yaşayan birçok canlıya ciddi zararlar vermektedir.

Büyük orman yangınlarıyla ilgili yapılan birçok araştırma, iklim değişikliğinin ve artan sıcaklıkların etkisine dikkat çekerek yangın ve iklim arasındaki ilişkiyi ele alıyor olsa da burada ateşe daha dayanıklı türlerin çoğaltılması önem kazanıyor.

Ülkemizde özelde-kamuda birçok kurum ağaçlandırma yaparken çoğunlukla çam fidanı dikimi yapmakta.

Bunun neden tercih edildiğini bilemiyorum ama bunun Türkiye’nin çoklu iklim koşullarında, çoklu tür ağaçlara uygunluğu gerçeği ile örtüşmediği açık.

Ağaçlandırma yaparken, cevizin, dutun, meşenin, kayının, zeytinin yaşayabileceği alanlara illaki çam dikmenin mantığını gerçekten anlamakta zorlanıyorum!

 

* * *

Çanakkale'den başlayıp Hatay'a kadar devam eden Ege ve Akdeniz kıyılarındaki ormanlık alanlarında doğal yayılışın çam olduğu biliniyor.

Ve bu bölgelerin bizim tüm ormanlarımızın yüzde 65'ini oluşturduğu gerçeği de…

Hal böyle iken yeni ağaçlandırma yapılacak alanların çam dışında, ekonomik getirisi de daha iyi olan ve ateşe daha dayanıklı türlerden seçilmesi neden göz ardı edilir anlayamıyorum.

Anlayan varsa gelsin beri!..

TEMA’nın meşe için ısrarını biliyoruz, buna kayıtsız kalışını da!..