Gazeteci ve yazardı. Son Romanı ‘Ulufer’i henüz okumadım. Biraz haksızlık ettim, şimdiye kadar çoktan almış olmalıydım.

Nedense çıktığı hafta kitapçılarda aramıştım, henüz gelmediğini söylemişlerdi, sonrasında da peşine pek düşmedim, bir gün alırım diyerek özel aramaktan vazgeçtim.  İyi bir roman olduğunu birçok yazar ve gazeteci söyledi yazdı. Ben de iyi bir roman olduğuna eminim.

Türkçe’ye olan hakimiyeti ve demek istediğini anlatma kabiliyeti çok iyi idi. Hiciv, ironi ve temiz Türkçe adeta ondan sorulurdu. Köşe yazarlığının nerede ise tamamı polemiklerden oluşuyordu. Hakkında yazı yazmadığı bir muhalif kalmamıştır herhalde. Polemiklerinde iş olsun torba dolsun değil, fikri takip yapıyordu adeta. Muhtemeldir ki sağlam bir arşive sahipti, başka türlü fikri takip kıvamında ki polemiklerde karşı tarafı geçmiş sözleri ile vurmayı çok iyi bilirdi.

Polemik hastalığı var gibiydi. Bazen okumak zorlaşırdı. Bazen detay verir ve okuyucuyu yorardı. Ancak herkes bilirdiki iftira atmazdı. Mutlaka dayanaklı ve delilli yazardı. Zihni açıktı, satır aralarını çok iyi görürdü. Donanımlı bir yazardı. Tarih bilgisi özellikle çok iyi idi. Uzun zamandır yazılarını takip ediyorum. Zaten yazılarını düzenli sayılabilecek derecede okuduğum üç beş yazardan biri idi.

Dürüsttü. Kendi deyimi ile hiçbir yere üye değildi. Yandaş dediklerinde gocunmazdı. Hatta onlar benim yandaşım demişti AK Parti için. Çünkü kendisi 40 yıldır savunduğu değerleri AK Parti 17 yıldır savunuyordu.

28 Şubat dönemi başta olmak üzere hemen her dönem mazlumların yanında yer alırdı. Kimseden korkmazdı, kimseye mihnet etmezdi. Doğru bildiğini yazmaktan asla çekinmezdi. Özellikle bazı elitleri öyle bir dille eleştirirdi ki, insan olmanın onurunun nasıl bir şey olduğunu özetlerdi adeta. Elit olmak insan olmanın üstünde değildir demek isterdi.

Kemal Kılıçdaroğlu, Ahmet Davutoğlu ve Abdullah Gül için çok fazla eleştiri yazısı yazdı. Kemal Kılıçdaroğlu ile hala devam eden mahkemelerinin olduğunu biliyorum. Diğerleri ile böyle bir şey oldu mu takip edemedim. Ama Kemal Bey cenazeye çelenk göndermiş ve taziye mesajı yayınlamıştı. Diğer ikisi böyle bir şey yapmadılar. Oysa Ahmet Kekeç onların geçmişte söyledikleri ile şu an yaptıkları arasındaki çelişkiyi yazmıştı ve onların geçmiş sözlerini yazılarında hatırlatmıştı. Kimseye hakaret etmemişti. Hakaret edenlere bile ayni ile mukabele etmemişti.

Hiçbir partiye, sendikaya, cemiyete sivil toplum kuruluşuna üyeliği yoktu. Devletinin yanında hiç ayrılmadı. Milletine güveniyordu, milleti aşağılamaya çalışanları eşekten düşmüşe çeviriyordu.

Miras olarak kitapları ve ilim erbabı bir erkek evlat bıraktı. İki kez kanseri yenmişti, ancak hastanede iken kendisine bulaşan covid onun yorgun bedenine herkesten daha fazla etki etmişti. Gücü koronayı yenmeye yetmedi. Bünyesi zayıf düşmüştü, mücadeleyi kaybetti. Rabbim taksiratını hayra tebdil eylesin. Kendisine Allah’tan rahmet diliyor, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.