Hasan Sabbah’ın şimdiki İran coğrafyasında bulunan Alamut Kalesi’nde kurduğu “fedai örgütü” aslında bir ölüm makinası değil, toplumda korku ve panik yaratmaya dönük bir terör organıydı.

Selçuklu’nun kudretli veziri Nizam-ül Mülk’e bile suikast düzenleyip öldürecek kadar köklenmiş bir teşkilat başkalarına neler yapmazdı ki?

Terör sadece bir ülkede yaşayan vatandaşları panik ve kaygıya sürüklemekle kalmaz, aynı zamanda devlete olan güveni yok eder ve bunun sonunda kitleler halinde iç savaşların yaratacağı toplu katliamlardır.

Bundan en çok korkan devletlerin başında aslındaAmerika Birleşik Devletleri gelir.

Sokaklarında milyonlarca evsizin yaşadığı, halkının çok büyük bir kısmı sadece bir benzin pompasından aracına yakıt koymayı becerebilecek kadar eğitimsiz ve beceriksiz, her an toplu katliam yapmaya hazır psikopatların kol gezdiği bu ülkenin sakinleri, koşullar oluştuğu vakit patlamaya hazır birer saatli bombasıdır.

Amerikan ordusunun şu günlerde sadece Los Angeles kentinin bulunduğu bölgeye 300 tank birden göndermesi ve bunları kavşaklara yerleştirmesi bilmem bir şey ifade ediyor mu sizler için?!.

Bu koronavirüs olayı bittiğinde dünya ve dünyalılar için hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Sadece artık eskimiş yeni kıtada değil, Avrupa dahil dünyanın dört bir yanında birden bekleyin bu tür halk hareketlerini.

İşin bir de diğer yanı var:

Hatırlayın 11 Eylül, İkiz Kuleler saldırısını ve çıkan yangınlardan ötürü kendisini yüzlerce metre yüksekten boşluğa bırakan o zavallı insanları?

Dehşet, dehşet, dehşet!..

Ortadoğu’ya çökmeye hazırlanan “İsrail akıllı” Amerikan derin devletini kim engelleyebilirdi ki bundan sonra artık?

Nasılsa “terörü yok etmek için gidiyordu” Sam Amca Ortadoğu’ya!

Panik içindeki halk da çoktan razıydı buna.

Ve ardından milyonlarca ölüm, kan ve gözyaşı…

Böylesine yaygın ve dünya ölçeğindeki bir salgını durdurabilmek için gerekli “maymuncuğun” mutlaka birilerinin elinde olduğuna inanıyorum ben!

 

De…

Acaba bu işin akıbeti ne olacak?

Trump dahil, dünyada iktidarlar ya da yöneticiler mi değişecek?

Birileri, feryat eden toplulukların sözde çağrıları üzerine yeni maden ya da enerji alanlarına mı çökecek?

 

Aç kalan Çinliler, Nostradamus’un kehanetindeki gibi, çekirge sürüleri misali dünyayı mı işgal edecek?

Yoksa beraberinde çok büyük bir yok oluşu getirecek olan yeni bir dünya savaşı mı istiyor vahşi kapitalizm?

Gezen tavuklar koronadan ötürü artık evlerinde oturup folluklarına mı bırakacaklar yumurtaları?!.

 

Bu durumda horozların akıbeti nice olacak?

Uzaylılar gelip, 3 bin 600 yıllık yeni bir ayar mı verecekler insanoğluna?

Sarımsak 100 liraya dayanmışken, soğan ve patates yine pik mi yapacak?

Bizim yan komşu 80’lik Feramuz mahallede akşama kadar fink atmayı hala sürdürecek mi?

En düşük emekli maaşı bin 500 lira olup, yüzde elli zam yapıldığına göre, en düşük emekli ikramiyesi de bin 500 lira mı olacak?

“Evde Kal” kampanyası sonucu “evde kalıp” koca bulamayan  40’lık şen kızlar için belediyeler toplu nikah kampanyaları mı düzenleyecekler?

 

Suudi Arabistan Kralı Suud ebu bilmem kim, ülkesinde koronadan ölenler için “Allah’ın takdiri” yorumunda bulunup, “Gömün a. koyem” mi diyecek yine?

Mudanya Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz söz verdiği halde yıllardır bir türlü yapamadığı “seyir terasına” bakarken denize mi düşecek?

Kayhan Caddesi üzerinde eskiden bir “kel berber” vardı.

Dükkanının camekanına Picasso tarzında üzerinde oturup bir saat düşünsen bile asla anlayamayacağın türden yazılar yazıp yapıştırır; en sonuna da şunu eklerdi:

“Bugün akıl beyin vaziyetleri karışık!..”

Hakikaten daha şimdiden herkesin kimyası geçmişte Alaattin Çakıcı’yla görüşen Korkmaz Yiğit misali bozuldu gitti!

Hasılı, bu günlerde akıl beyin vaziyetleri karışık!