Geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden İYİ Parti Osmangazi ve Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Sedat Hiçdurmaz için dün Bursa’ya taziye ziyaretine gelen İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener basın toplantısı düzenledi.

Elif Kuş BEŞİK/ÖZEL HABER

Toplantıya İl Başkanı Dr. Yahya Bahadır, GİK Üyesi Hasan Toktaş, MDK Üyesi Ayşegül Özyiğit Gül, İlçe Başkanları ve Belediye Meclis üyeleri katıldı.
2019 Yerel seçimleri hakkında konuşan Akşener ‘’İttifak değil işbirliği diyebiliriz. Büyükşehirlerle ilgili seçmenin umudunu tahkim edecek ve böyle sonuçlanacağına inanan siyasi parti İYİ Parti idi. CHP’ye biz teklif götürmüştük. Defalarca toplanarak bu konuyu tartıştık. Uzun toplantılar sonucu partimizden İşbirliği yapma kararı çıktı. Bu teklifin sonucu olarak CHP ile bir görüşme süreci başlamıştı. O süreçte arkadaşlarımızla 'Partimiz mi, biz mi?’ sorusuna hepimiz ‘Türkiye’ cevabını verdik. Bu nedenle bazen dişimizi sıktık, bazen gözümüzü kapattık. İstanbul, Ankara ve Bursa  başta olmak üzere Erdoğan’ın şehirlere nasıl baktığını iyi biliyorum. Ben Bursa’da 9 ilçeye gittim. Kişisel olarak çok çalıştım. Sonuç olarak çok az bir farkla Mustafa Bozbey kaybetti. Ben bu konuda bir yorum yapamam. Kılıçdaroğlu bir açıklama zaten yapmıştı. 23 Haziran seçimlerinden en büyük dersi çıkaran benim. 24 Haziran seçim sonuçları üzerinde en iyi çalışan da İYİ Parti’dir.  Nefes alamayan, eleştirilerini fısıldayarak yapan, ayrımcılıktan bıkmış, esnaf olarak geçinmekte zorlanan ve sayın Erdoğan’ın da kulağını çekmeye hazır ancak sonuçta umudu heyecanı ortada kalmış bir seçmen kitlesi var. Bunun içerisinde AKP’li seçmenler de var. Bu insanların ‘Demokraside biz söz sahibi olabiliriz’ kanaatini hüküm cümlesine çevirmemiz gerekiyor. Bu projenin sahibi İYİ Parti’dir. ‘’ dedi 


31 Mart seçimleriyle ilgili Ekrem İmamoğlu’na oy veren 298 bin CHP’li seçmen sandığa gitmemiş. 300 binin üzerinde AKP’ye oy veren seçmen sandığa gitmemiş. 13 bin 500 oy farkıyla sayın İmamoğlu kazandı. Bu seçimde bir katakullinin yaşanmamasının sebebi ise hem CHP’nin hem de İYİ Parti’li arkadaşlarımızın oyların tamamı sayılana kadar sandıkların başından ayrılmamasıdır. Sandık korununca hile ortadan kalktı. Hilenin ortadan kalkmasından sonra iktidar aleni  bir şey yaptı. Milli iradeyi gasp etti. 6 Mayıs’ta İmamoğlu’nun mazbatasını iptal etti. 23 Haziran’daki seçimdeki 805 bin civarındaki fark bütün siyasi görüşlerden bağımsız olarak bütün İstanbullulara aittir. Türkiye’deki bütün seçmenler, esnaf, memur, emekli kısacası herkes sabırlı. Ancak insanlarımızın sabretmediği tek şey verdikleri oyun gasp edilmesidir. Ben 23 Haziran seçimlerinin sonuçlarına en fazla sayın Erdoğan çalışsın isterdim. Bu mesajı almasını isterdim. Ama AKP yöneticilerinin, kendi seçmenlerinin bu tavrına yönelik hiç çalışmadığı, seçmenin gözünün içine bakılmadığı bir süreç yaşıyoruz. APK iktidara (3Y) yolsuzluk, yasaklar ve yoksullukla mücadele için iktidara gelmişti. Fakat bunların hepsini yaptılar. Şu anda 3Y’nin sahibi Erdoğan ve arkadaşlarıdır. Bu düzen milli irade ve demokrasi ile, verdiği oyu 6 Mayıs’ta iptal edilen seçmenimiz tarafından değişecektir. Ben sayın Erdoğan’ın 23 Haziran bozgunundan ders almasını isterdim. Ancak bu arkadaşların gözünde seçmenin önemi sıfır. Ben de bu milleti tanıyorsam şamarın en ağırını bu sandığın başında getireceklerdir. 
Türkiye’de ilk defa bir genel başkan ilçe ilçe gezecek. Ekim başına kadar Türkiye’nin en az dörtte üçünü ilçe ilçe gezeceğim. Esnaflar zor durumda. Yüksek miktarlarda elektrik faturaları geliyor. İnsanlar geçinmekte zorlanıyor. Biz iktidar olacağız ve bütün bunları düzelteceğiz. Antalya’da bana ‘‘Sesimiz ol’’, İzmir’de ‘’Kurtar bizi’’ demişlerdi. 


Akşener,konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştirdi. ‘’İstanbulluların yüzde sekseni, Türkiye genelinin yüzde yetmiş üçü de Kanal İstanbul projesini istemiyor. Geçmişteki Erdoğan bu sonuçları dikkate alırdı. Seçmenle, milletle inatlaşmazdı. Bugüne kadar Türkiye’de değerlerimiz üzerinden kutuplaştırma yapıldı. Önce 28 Şubat sürecinde başlayan başörtü meselesi, toplumun bütün kesimlerinin birbirinin karşısına dizildiği 18 yıl yaşadık. Sayın Erdoğan iktidar olduktan sonra ilk konuşmasında ‘Ben doktorlara iğne yaptırmıyorum, hemşirelere yaptırıyorum’ olmuştu. ‘’Doktor, efendi olmaktan çıkacak, milletimiz efendi olacak’’ demişti. Doktorlar ne zaman efendi olmuş? Günümüzde sağlık çalışanlarının tümü öldürülüyor, dayak yiyor, sakat bırakılıyor ve her türlü şiddete maruz kalıyor. Erdoğan’ın ikinci sözü de şu olmuştu: ‘’Üniversitelerin kadrolarını Maliye Bakanlığı verir, rektörlerle hiçbir alakası yoktur.’’ Yani öğrenci sayısından üniversite hocası sayısına kadar hepsini Maliye Bakanlığı belirliyor. Maliye Bakanlığı siyasal iktidarın bakanıdır. Sonraki sözü şu oldu: ‘’Biz çok istiyoruz ama velilerimiz şu rektörleri sarssın’’ İkinci şey ise Akademinin içinin boşaltıldığı ve üniversitenin yönetici ile velinin karşı karşıya geldiği bir sistem. Bunlarca binlerce örneği sizin için ortaya koyabilirim. 


Günümüzde Ak Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı aynı şahıs. İzmir’de gezerken bir kadının oğlunun Ak Parti Genel Başkanı’nın yaptığı uygulamaları eleştirmesinin ardından cumhurbaşkanına hakaretten dolayı iki yıl hapis cezası aldığını öğrendim. Ak Parti Genel Başkanı 31 Mart seçimlerine giderken bana parmağını salladı ve beni hapse attıracağını söyledi. Ben de ‘’Hadi bakalım’’ şeklinde yanıt vermiştim. Sonuç itibariyle Ak Parti Genel Başkanı istediği her şeyi söylüyor, fakat siz onu cumhurbaşkanı olduğu için mahkemeye veremiyorsunuz. Bugün gelinen nokta şu: ‘’AKP Genel Başkanı Erdoğan’ı eleştirmek 2 yıl hapis cezası ve erteleme yok. Fakat Atatürk’e sövmek serbest. Bir de bunun üstüne sarayda ağırlanırsınız. Bu düzen değişecek! Türkiye bugün itibari ile 73 yıl öncesinden daha geride. Biz asgari müştereklerimizi çoğaltmak zorundayız. Benzerliklerimizi artırmalı, ayrışma noktalarından değil, birleşme noktalarından yürümek zorundayız. Şu anda Türkiye’de bunun üzerinden çok pis bir dil kullanılıyor, biz buna karşı çıkıyoruz. ‘’ ifadelerini kullandı.