Malum olduğu üzre Türk ve Alman İmparatorlukları, Kayser II. Wilhem’in 1888’de taç giymesinden sonra yakınlaşmaya başladılar. Gerek Türk ordusunun silahlandırılması konusunda olsun gerekse Bağdat Demiryolu Projesi gibi alanlarda olsun yakınlaşan ilişkiler Aralık 1913’te Liman von Sanders başlanlığındaki bir Askeri Misyon’un Osmanlı ordusunda  göreve başlamasına kadar devam etmiş ve bu iki büyük imparatorluk başlayan “Büyük Savaş”ta birbirlerini müttefik olarak bulmuşlardır.Dört buçuk yıl süren savaş süresince birçok Türk ve Alman subay, müttefikleri hakkında raporlar ve mektuplar kaleme almışlardır. Bu kitaplardan alıntılar ile bu ittifakın tarihine göz atalım.

Colmar Von der Goltz Paşa’nın Enver Paşa hakkındaki görüşleri.

“Enver, asla dar kafalı biri değildir. Sağıklı ve bozulmamış bir karar verme yeteneğine ve sağlam bir iradeye sahiptir. Ama tıpkı diğer genç devlet adamları Bonapart ve Friedrich misalinde olduğu gibi, onda da askeri tecrübenin, saf askeri basiretin ve kabiliyetin eksik olduğunu itiraf etmeliyim.”

Carl Mühlmann’ın Enver Paşa hakkındaki görüşleri.

"Bir şahıs bir durumda büyük devlet adamı ve komutan; bir başka durumda ise, maceracı ve şüpheli şahıs olarak açıklanamaz. Enverin trajik kaderi, Almanya’nın kuvvetini abartmasıydı. Bizler 1918 yılına kadar Almanya’nın zaferine koyu bir şekilde inanlar olarak, bundan dolayı onu kınamak hakkına sahip miyiz?"

 

Türk Denizcileri hakkında Alman istihbaratı  tarafından hazırlanan bir rapordan alıntı.

“Türkler en ufak bir şikayet durumunda hasta olduğunu iddia ederek istirahata ihtiyacı olduğunu iddia ediyor. Türk subaylarının gençliğinde aldığı eğitim Alman çocuklarının eğitimine göre bambaşka şeylere dayanır  Almanlarda çok katı bir doğruluk sevgisi varkenTürklerde ise yalancılık yaygın.”

 

Fransızların (La Croix’un) Türk-Alman yakınlaşmasına karşı duyduğu rahatsızlığa bir örnek.

 “Türkiye’de eskiden tramvay biletlerinde Türkçe ve Fransızca ibareler yer alırken artık Almanca kullanılmaktadır. Türkiye Almanlaşmaktadır. Alman okulları  vasıtasıyla da kültürlerini Türkiye’de yaymaya çalışmaktadırlar.“

 

Bir Fransız olan La Croix’a göre Almanya Osmanlı’ya şu  vaadlerde bulunmuştu.

“Rusların asırlardır devam eden saldırıları sona erecek, Mısır yeniden Sultanın toprağı haline gelecek, sömürge durumundaki Hindistan ve diğer Müslüman bölgeler Halifelik vasıtasıyla Osmanlı’ya bağlanacak. Hülasa Osmanlı Büyük Doğu Gücü, Almanya ise Büyük Batı Gücü olacak.”

 

Avusturya-Macaristan Genelkurmay Başkanı Franz Conrad’ın 1914’te yazmış olduğu bir mektuptan bir alıntı.

“Askeri olarak  Osmanlı  bir sıfırdır. Ordu öyle kötü bir durumdadır ki bu durum her türlü tanımın dışındadır. Eskiden Türkiye için hasta adam tanımı kullanılıyordu, oysa şimdi ölen bir adamdan söz edilmelidir.”

 

Osmanlı Genelkurmay Başkanı Fritz von Schellendorf’a göre Ermeni meselesi.

“Kürt göçebe ve hayvan sahibi iken Ermeni çiftçi, zanaatçı ve tüccardır. Kürt okul eğitimi almamıştır, paranın kullanımını tam olarak bilmemektedir. Ayrıca faizin haram olduğuna inanmaktadır. Ermeni, tüccar olarak Kürt’ün bu deneyimsizliğinden vicdansız bir şekilde yararlanıp ondan faydalanmaktadır. Kürt aldatıldığını anlayarak Ermeni’ye karşı güveni sarsılır. İşte size Ermenii trajedisi!’  Schellendof'un  bu yazdıklarına bakılırsa ortada bir Türk-Ermeni meselesinden ziyade, bir Kürt-Ermeni meselesi mevcuttu.”

 

Alıntılar  Kronik Kitap’ın bastığı Savaşanların Gözüyle Türk-Alman İttifakı (1914-1918) adlı eserdendir.