Haydar Baş hocaefendi, kendilerine biçilen ömrünün hitamında Dünyamız’dan ayrıldı gitti.

Haydar Baş hocaefendi, kendilerine biçilen ömrünün hitamında Dünyamız’dan ayrıldı gitti.Taksiratı af ola, geridebıraktığı aileefradına da sabır ve selametler. Bizlerden bukadar..
                 Biz kendilerini Müslüman olarak biliriz. Türk idi. Türk denildiğinde de akla hemen Müslüman gelir. Atatürk’ü de pek severdi..
Ne var ki adamcağız, kimseye meramını anlatamadı. Kimileri, Atatürk’ü sevme suçundan dindenaforoza kalkarken, bazıları daHaydar beyin Atatürkçülüğünü yalandan sayardı.Alevilik yükleyenlerinde sayısı belli değil…
 Aleviliği din dışı İslam dışı sayıyorsan,be adam, AKP’ye niye oy veriyorsun? Ermeni mebusu bile var. Cehalet işte. Sanki imanın bir rüknü imişçesine,şu partili olursan imanlısın, bu partiye oy veriyorsan, kafirin tekisin..
Halbuki günümüzde adı geçen ne kadar büyük mutasavvuf,büyük evliya varsa, çoğunlukla İslamiyeti yaya yaya Orta Asya’dan gelmişler. Ahaşuracıkta Baba Sultan, mesela..
                                                                                                         xxxxx
Cumhuriyet devrimi Fransız devrimi gibi tabandan patlamadı. Tepeden indirilerek geldi.Hristiyani milada benzetircesine bizlerin de bir Kemalizm miladımız oldu. Tanzimattan beri sürdürülen Batılılaşma özlemiyle tu kaka edilen muhafazakarlık“deydiydi- deymediydi” ölçüsüyle hırpalanınca,müslüman halk, esnaf olarak kundura tamirciliğinden ötelere uzanamadı. Son yıllarda o da, sadece protestanları arasından epeyi milyarder ima edildi…
                      Hindistan Müslümanlarının Kurtuluş Savaşına gönderdikleri yardım, miladın sıfır noktasındayken iktisadi kalkınma için İzmir İktisat kongresinde hazır bekliyordu, paylaşıldı. Eski ayakkabı tamirciliğinden helal para kazanan muhafazakar fakirler,paylaşmanın lehdarı devlet zenginleri karşısında kıpırdayamaz halegeldiler.Bunların çocukları da devletin eğitim hizmetlerinden yeterince faydalanamayınca, cehaletin gayya kuyusunun içerisine düşüverdiler..
                    İkinci Cihan Harbinin fırsatçı zenginleri devletin dizginlerini kendilerinin ele alması için çok partili düzen istediler. Öyle de oldu. Bunlarınarasında akla mantığa sığmaz yarış başlayınca, Kayseri’ye limanvaadinde bulunanlarınyanında kuyudan adam çıkartmaya kadar vaadler birbirlerini kovaladı.. Bu çirkin yarış en sonunda partileri eniğinden enciğine birbirlerine hakarete, iftiralara ve küfürleşmelere kadar şeytanlıkta uzmanlaştırdı..
                     Bu hastalık, kronik hal almış ve günümüzde de şeytanı bile utandıracak dozda hala sürüp gidiyor..     
                                                                                                   Xxxx
                     Haydar Baş hocaefendiyi biz Müslüman biliriz ve öyle olduğuna da inanırız. Amma o bir siyasi parti lideridir. Kampanya dönemlerinde seçimlere katılmıştır. İnönü’lü ve Bayar-Menderes’li seçimlerde liderlerin Konya’lıya yelken yarışları Kayseri’ye liman vaadlerinden, beşmilyonlara varan asgari ücret vaadleriyle, bunlardan geri kalmıyordu. Politika bu, pis bir hastalıktır. Kimini haramından güldürür, kimini de helalinde ağlatır..
                                                                                                                                Xxxx
Genç bir kalem, İstanbul’da yazıyor, benim de arkadaşım. Haydar hocayı sitayişkar bir üslupla meth-ü sena,tanıtırken, bir yanıyla iftiraya giden bir hikayesini de anlatıyor. Zavallı, onu da içirip sarhoş etmişler ellalem.Güya, Haydar hoca kendi ağzıyla anlatmış.
2019 Senesinde, Trabzon İcmal Gençlik DerneğindeDeniz Gezmiş’lerin, ABD’in 6. Filosunu protesto hareketinde sağ görüşlülerino günkü tutumlarını şöyle resmetmiş : 
                       “Sarayburnu’na gittiler, döndüler Amerikan gemilerine ‘Allahüekber’ deyip namaz kıldılar. Kıbleyi oraya çevirdiler. Şimdi soruyorum karar verin; o solcular dinsiz de, bu sağcılar mı Müslüman mı?”
Böyle birmasalı Haydar Baş’ın gözündeki yerini kaybetmemek isteyen kalemşörlerinden de okuduğumu sanıyorum…
 Yeni Marmara’da da yılların gazete yazıcısı tecrübeli bir kardeşimiz de,takdir ve beğenilerinisıraladıktansonrakendisine zerk edilen ayni zehirin etkisiyle bakınız nasıl tanıtıyor, hocaefendiyi..
                     6. Filo'ya selam çakan, tekbir getirip namaz kılan sağcılar Müslüman; 6. Filo'ya karşı çıkan ABD'yi tel'in eden Deniz Gezmiş'ler kafir. Ben bunu reddediyorum”
                                                                                                  xxxxxxx
                       Şimdi gelelim Vehbinin kerrakesine ..   
Yazı hayatım 60’lı yılların ortalarından başlar. Arkadaşlarım hep sağın solun sivri taraflardandır. 6. Filoyu lanetlemeye katılanlarla yan yana olabilecek gibi azaralıklı olarak biz de gidiyorduk. Fındıklı’daki Molla Çelebi Camiine geldiğimizde, arkadaşlarımla birlikte abdestimizi alıp bahçesinde kıbleye yöneldik.
                      Tophane’den Dolmabahçe’ye kadar kıble,caddenin deniz tarafına düşer. Namazı kıldık, Taksim’e çıktık. Orada gürültü patırdı başlamış ve bitmiş, geriye döndük..   
          Namaz kılan kişi kıbleye yönelir. Seccadesinin hemen önüne kıble tarafındaki Kabe-i Muazzama arasında kalan dünya alemle irtibatını keser. 
                    Seccadesininönüne sütre olarak koyduğu ayakkabılarıyla, Kabe-i Muazzamaarasındaki dünya alem irtibatını kesen birinin önüne, karşısına ve yanına karılarla kızlar cascavalaksoyunsalardahi, kime ne gam ?..
                   Ne var ki, Amerikan donanmasını koymuşlar, Fatih Sultan Mehmet Han’a duya geldikleri kin ve kıskançlıktan..
                   İstanbul Boğazı uluslararası bir su yoludur. HaydarBaş Efendiye yüklenen bu çirkin kahpe masalı da, özellikle partiler arasındaki yarış parkurunda hala sürdürüle gelen bir politika orospuluğu..
                   Muhtemelen hocaefendinin tabanında yer alan birkaç cahil cühelanın işyapayım derken altına kaçırdığı bir işgüzarlık kepazeliği..
                 Korkarım hocaefendi bu ahlaksızlığı açıklamadan yalanolduğunu bildirmeden gittiler…