On TV ekranlarında yayınlanan ve Gazeteci/Yazar Mehmet Çetinkaya’nın sunduğu Türkiye Gündemi programına Gelecek Partisi Bursa İl Başkanı Alpaslan Yıldız konuk oldu. Programda Gelecek Partisi hakkında konuşulurken Alpaslan Yıldız gazetemize özel açıklamalarda bulundu.

Fatma DİLLİOĞLU/ÖZEL HABER

Alpaslan Yıldız Gelecek Partisi hakkında ‘’Bütün kurulan partilerin hedefi iktidar olmaktır. Bugün iktidar olan parti de 2001 yılında kurulduğunda yeni bir partiydi ama milletimizin teveccühü ile iktidara geldi. Elbette Türkiye’ye önemli hizmetlerde bulundular. Biz doğruya doğru yanlışa yanlış diyen bir objektif anlayışla siyaset yapmak durumundayız. Son 4-5 yıllık süreçte maalesef o çizgiden kopmalar başladı. Başta nepotizm olmak üzere, liyakat, ehliyet problemleri ortaya çıkmaya başladı, teşkilatlarda sıkıntılar oluşmaya başladı. Dolayısıyla o yapı yara almaya başladı. Yapılan doğru işler, güzel işler oldu ama son dönemde maalesef artık tekrar durumlar başladı. Böyle olunca da zaten ihtiyaç doğduğu için de yeni bir siyasi parti kuruldu. Yani Gelecek Partisi’nin aslında kuruluş süreci de bununla endekslidir. Sayın Genel Başkanımız Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu bildiğiniz gibi Türkiye’nin çok yakından tanıdığı değerli bir şahsiyettir. İktidar partisinde de uzun dönem önemli görev ve sorumluluklar aldı. Kendisi seçilmiş son Başbakandır. O dönem girdiği seçimde de %49,6 gibi çok yüksek bir oy oranına partiyi getirmişti, başarılı bir süreçti fakat sonra özellikle Genel Başkanımızın ilkeleri doğrultusunda hayata geçirmek istediği birkaç kımızı çizgi vardı. Mesela şeffaflık yasası, siyasi etik yasası, seçim sistemi, siyasi partiler yasası ve bugün tartışma konusu haline gelen başkanlık sistemi yerine güçlendirilmiş parlamenter sistemin savunucularındandı. Dolayısıyla bu görüş ayrılığı parti içerisinde birtakım kırılmalara neden oldu. Bunun mücadelesini verdi ve bir süre sonra da parti içinde adeta sivil bir parti darbesiyle bu sürece etki edildi ve sayın Cumhurbaşkanının da talebi doğrultusunda nazik bir şekilde partiden ayrıldı. 2016 yılından 2019 yılına kadar üç yıllık süre içerisinde bir muhalefet yapma gibi bir durumu olmadı. Gayet nazik bir üslupla sadece gördüğü hataları, ekonomide gördüğü yanlışlıkları, dış politikada gördüğü yanlışlıkları sayın genel başkana ve sayın Cumhurbaşkanına raporlayarak iletti. Fakat o süreçle ilgili o çalışmaların hiçbiri dikkate alınmadı. Önemli tespitleri yapmasına rağmen ve bu çalışmaları samimiyetle yapmış olmasına rağmen dikkate alınmadı. Dolayısıyla sayın Genel Başkan da çok hassas, ülkesini seven, gerçekten milletimize hizmet etmek arzusunda olan kıymetli bir insan. Dolayısıyla ben bu vebal altında kalmak istemiyorum o yüzden bu uyarılarımızı bir manifestoyla kamuoyumuza paylaştık. 12-13 maddelik bir manifestodur, orada  bu yapmış olduğu tespitlerin maddeler halinde dökümü var. Hakaret yok, herhangi bir itham yok. Bunun üzerine tepki alarak bu sefer de daha başka bir işlem yapıldı. Kesin ihraç istemiyle disipline sevk edildi. Sayın Genel Başkanımız o tarihte şunu ifade etmişti: ben bu partiye bu kadar hizmet ettim, Genel Başkanlık ve Başbakanlık yaptığım bir partinin durum tespiti yaptık diye partiden ihraç edilmemiz bu sıfatı taşıyan biri için kabul edilebilir bir şey değildir. Orada yine naif davrandı ve süreç devam ederken istifasını sundu. Sayın Genel Başkanımızın o tarihte duruşu neyse şu anda da duruşu aynıdır. Ülke meseleleri ve milletimizi ilgilendiren konularda haklı savunmasını ve siyasi tepkisini ortaya koymuştur. Süreç ilerlerken de Gelecek Partisi’nin kuruluşuna karar verildi ve Türkiye’nin farklı bölgelerinden 152 çok değerli kurucumuz bir araya gelerek sayın Genel Başkanımızın başkanlığında partinin tüzüğünü hazırladılar ve partimiz 12 Aralık’ta resmi olarak kurulmuş oldu. Şu an 72 ilde il teşkilatı kurulmuş durumda, 430 ilçede ilçe teşkilatı kurulmuş durumda, 44 ilde de il kongresi yapıldı. Gelecek Partisi Türkiye’de 1 Mayıs 2021’den sonra muhtemel herhangi bir tarihte yapılacak bir seçimde seçime katılma hakkını kazanmış bir partidir. Bursa’nın 17 ilçesi var. Biz öncelikle en büyük ilçelerimizden başlayarak Osmangazi, Yıldırım, Nilüfer, Mudanya, Gemlik, İznik ve İnegöl ilçelerimizde teşkilatlarımızı kurduk. Kongresini yapan illerden birisi de Bursa’dır. Geçmişimle ilgili bir kaygı taşımıyorum. Yani büyük bir gururla yaptım görevimi fakat siyaset uzun soluklu bir süreç. Ak Parti’nin kuruluş çizgisi farklıydı. Uzun yıllar gerçekten önemli hizmetler yapıldı. Türkiye’nin birçok konusuna çözüm getirildi fakat kurumsallaşma sağlanamadığı için partide bir süre sonra aksaklıklar çıkmaya başladı. Mesela teşkilatlarda kırılmalar başladı. Aidiyet duygusu kaybolmaya başladı. Liyakat, ehliyet göz ardı edilmeye başlandı. Halkımızın tepki verdiği birçok konuya kulak tıkandı, bir süre bu bizi de rahatsız etmeye başladı. Bunun mücadelesini vermeye çalıştık ama iktidar partilerinde bir ilçe başkanının ya da il başkanının yapabilecekleri çok sınırlıdır. Sayın Genel Başkanımız en büyük mücadeleyi vermiştir. Dolayısıyla bir noktadan sonra siz bir karar almak durumunda kalıyorsunuz. Burada siyaset yapma imkanınız kalmayınca kendinize başka bir yol açıyorsunuz. Dolayısıyla hal böyle gelişti ve Gelecek Partisi böyle doğdu. Gelecek Partisi iktidar alternatifi bir siyasi partidir. Bunu biz milletimizin teveccühleriyle inşallah başaracağız. Bursa büyük bir şehir, Türkiye’nin en büyük dördüncü kenti. Kentleşme noktasında çok göç alan bir kentimizdir. Bursa’nın şu anda 3 milyon 100 bini aşkın bir nüfusu, 2 milyonu aşkın da bir seçmeni var. Bursa’nın 17 ilçesi var. 17 ilçemizin önemli bir kısmında teşkilatlandık. Pandemi süreci girdiği için planladığımız birçok etkinliği daha dar ve kısıtlı yapma imkanımız oldu ama buna rağmen çarşı ve pazardayız, esnaflarımızın yanındayız. Özellikle de bu ekonomik sıkıntıların çok yüksek seyrettiği bu süreçte özellikle esnaflarımızın yanında yer almaya çalışıyoruz. Biz esnaf dostuyuz, parti olarak esnafımızın yanındayız. Onun dışında sivil toplum kuruluşlarını ziyaret ediyoruz. Bursa’nın gündemini ilgilendiren 16 konu belirledik. Yeni yılda başta trafik ve ulaşım olmak üzere, çevre, kentsel dönüşüm gibi çok önemli konular ve kentimizin çözüm bekleyen konularını biz gündeme taşıyacağız, kamuoyu ile paylaşacağız. Sadece tespit ve paylaşım yapmayacağız. Aynı zamanda çözüm önerilerimizle birlikte bunu kamuoyu ile paylaşacağız. Çözüm önerilerimizi paylaşacağız. Komisyonlar oluşturuyoruz. Komisyonlarımızda teknik bir kadro var. Bursalılara çözüm getirme noktasında Gelecek Partisi olarak çalışacağız. Gelecek Partisi olarak biz şu an uygulanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olarak adlandırılan sistemin Türkiye’ye önemli zaman kaybettirdiğini düşünüyoruz: Sebebi şu: Kuvvetler ayrılığı prensibi bu sistemde maalesef devre dışı. Yasamayı meclis yapar, TBMM milletvekilleri bu sistem içerisinde pasifize edilmiş durumda. Çünkü TBMM’de grubu bulunan siyasi partinin genel başkanı aynı zamanda sayın cumhurbaşkanı. Dolayısıyla sayın cumhurbaşkanı yürütmenin başında aynı zamanda da yasamanın da başında. Dolayısıyla ittifak partileriyle birlikte yasama ittifak partileriyle birlikte yasama kontrol altında. Yürütmenin de başında sayın cumhurbaşkanı, yani anayasanın verdiği yetkiyi kullanıyor. Onu eleştirmiyoruz, anayasadan aldığı güçle yapıyor. Sistemin getirdiği bir sonuç. Yargıya dönersek yasama, yürütme ve yargı kuvvetler ayrılığı ilkesi, yargı önemli bir sac ayağıdır ve çok önemlidir. Burada da anayasa mahkemesi, Yargıtay, sayıştay, danıştay, hakimler savcılar yüksek kurulu gibi önemli atamaların büyük bir kısmı sayın Cumhurbaşkanımız tarafından yapılmaktadır. Atamaların bir kısmı da TBMM marifetiyle yapılmakta, burada da siyasi partilerin meclis aritmetiği söz konusu. Burada da iktidarı elinde bulunduran siyasi partinin söz hakkı oluyor. Dolayısıyla bu üç kuvvetler ayrılığı erki de aslında bir kişinin elinde. Dolayısıyla bu sistem tam demokrasinin oturması ve çoksesliliğin hayata geçirilmesi açısından ve muhalefetin de maalesef söz sahibi olamaması anlamına geliyor. Bunun da sıkıntılarını zaman zaman yaşıyoruz. Dolayısıyla biz bu sistemin Türkiye için uygun olmadığını, Türkiye’ye önemli kayıplar verdiğini görüyoruz. Sayın Genel Başkanımızın ve partimizin önemli kurmaylarının yapmış olduğu bir çalışma var: tam demokratik güçlendirilmiş parlamenter sistem ve bunu geçtiğimiz günlerde sayın Genel Başkanımızla birlikte siyasi partilerden de randevu talep edilerek bu konu kamuoyu ile paylaşıldı. Bizim savunduğumuz güçlendirilmiş parlamenter sistem eski parlamenter sistem değil. Bu sistem kuvvetler ayrılığı ilkesini garanti altına alan ve Türkiye’nin önünü açacak istikrarlı bir yönetim modelini hazırlayacak bir sistem. Demirtaş’la ilgili karar sonuçta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bir kararıdır. Ben kararın tüm detayını okumadım ama kamuoyunda tartışıldığı kadarıyla, sonuçta bir kişinin suçlu olduğunu ya da olmadığını mahkemeler verir. Eğer bir kişi suçlu ise cezasını çekecek. Sayın Genel Başkanımızın da her zaman demokrasiden yana, temsilden yana vurguları vardır. AİHM’nin verdiği kara Türkiye’yi bağlayan bir karar baktığımız zaman. Biz bu karara uyar, uymayız şeklinde iktidar partisinin ve iktidar ortağının tepkileri var. Bunun bir siyasi tepki olduğunu düşünüyorum. Belki bunu ileride uygulamak zorunda kalacaklar, bu süreç içerisinde göreceğiz fakat mesele bu isim özelinden gitmekten ziyade asıl sorun tutuksuz yargılamanın esas olması lazım. Bir kişi mahkeme karar verinceye kadar eşit olması lazım. Suçluysa da cezasını çeksin. Burada sorun hükümetin de sorunu sistemin de sorunu. Yani 4-5 yıl, hala bir konuda karar verilememişse ve yargılama hala devam ediyorsa somut deliller ortaya konulmadıysa bu da ayrı bir konu. O zaman iktidarın bir an önce bu sorunu çözmesi lazım.’’ dedi.