Türkiye’de Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemine geçildikten sonra bile Millet İttifakının İYİ Parti ayağının lideri Meral Akşener, ‘Ben Başbakan olacağım’ diye tutturuyordu.

Oysa Başbakanlık kaldırılmıştı…

Ardından Akşener 2018 yılındaki seçimlerde Cumhurbaşkanı adayı oldu…

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ise bu günlerde partisinden ayrı olarak Memleket Hareketi başlatan Muharrem İnce’ydi.

Ana Muhalefet Partisi lideri Kılıçdaroğlu için ise Parti genel Başkanlığı yetiyordu anlaşılan.

Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi’nin uygulamaları 2 yılı geride bıraktı.

Şimdi de anlaşılıyor ki, Kılıçdaroğlu’nda da ‘Başbakanlık hayali’ varmış!..

Yaşamının üçte birini, son dönemleri yüksek bürokrat olmak üzere devlet Memurluğu, kalan üçte birini de 7 dönemdir Milletvekili olarak sürdüren ‘Allah’ın en şanslı kullarından’ CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ahir ömründe bir de ‘Başbakan’ olmak istemesi anlayışla karşılanabilir!..

Ama anlaşılamayan Türkiye’de ‘Başbakanlık Sistemi’ halk iradesiyle sona erdiğinden bunun nasıl olacağı!..

* * *

Bunun nasıl olabileceği konusu kafaları uzun süredir yorarken, bir köşe yazarı bunun nasıl olabileceği üzerine bir formülden söz etti geçenlerde.

Yazar, Kılıçdaroğlu'nun neden cumhurbaşkanı adayı olmadığına yönelik soruları kendisine değil de CHP'li başka bir yetkiliye sormuş.

Aldığı yanıta göre, meğer muhalefet seçimleri kazanır da parlamenter sisteme geçilir sekoalisyon hükümeti kurulacağını söylemiş.

Yine bu yoruma göre Cumhurbaşkanlığı seçimindeki çatı aday Meral Akşener ya da Ali Babacan olacakmış…

Eeee, peki sonra?

Efendim, Cumhurbaşkanlığı sistemini reddeden bir insan, bu sisteme göre Cumhurbaşkanı olmak ister miymiş?..

Kılıçdaroğlu son iki Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olmamıştı.

Büyük olasılıkla da bir sonraki Cumhurbaşkanlığı seçiminde de durum değişmeyecekmiş yazarın CHP’li kaynaktan aldığı bilgilere göre.

Aday olmayacak çünkü CHP Genel Başkanlığından da olmak var bu durumda.

Seçilemeyeceğini bildiği için aday olamıyor yani…

* * *

Anlaşılıyor ki, Millet İttifakı'nın yakın gelecekteki stratejisine göre,

Muhalefet seçimleri kazanır ve Anayasa'yı değiştirecek güce sahip olursa, Cumhurbaşkanı kim olursa olsun, ilk yapacakları iş, Anayasa'yı değiştirmek olacak.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçildiğinde de parlamentodaki çoğunluk sayesinde, bir çeşit koalisyon hükümeti kurulacakmış bu stratejiye göre!..

Türkiye Akdeniz, Ege ve Karadeniz’de deniz sınırlarıyla ilgili büyük bir kararlılıkla mücadele veriyor dünya devlerine karşı.

Karadeniz’de bulunan doğalgazın çok fazlasının yine Karadeniz ve Akdeniz’de bulunabileceği öngörülüyor.

Ve zaten estirilen fırtına da bunun göstergesi değil mi?

Öte yandan salgın sürecinin ekonomiyi getirdiği durum ortada…

Bir yığın reformlar gecikti…

Bu süreçte daha pratik ve hızlı bir biçimde bunlara Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi ile el atılıp toplumun refahının arttırılması beklentisi toplumda varken, Kılıçdaroğlu’na ‘Başbakanlık’ yollarını açacak Parlamenter Sistemi geri dönüşü sağlayacak maceraya bu seçmen izin verir mi?

Bu stratejinin salt Erdoğan’ı indirmeye yönelik olduğunu, sonrasının ise ‘Tufan olsun’ demek olduğundan farksız olduğunu bu Millet anlamaz mı sanılıyor?

Öte yandan yürütmenin bütün etkilerinin partili Cumhurbaşkanında olduğu bir sistem ile aynı yetkilerle donatılmış partili Başbakanlık arasında ne fark olduğu sorusu da kabak sırıtmıyor mu?