Koronavirüs salgının da en çok ölümlere sahne olan, üstelik bunların çoğunluğunu siyahilerin oluşturduğu ABD hakkında sorsanız insanlara, ‘En demokratik ülke neresi’ diye, sanırım çoğunluk ‘Amerika’ diyecektir.

Çünkü ABD insanların kafasında hayaller ülkesi, özgürlüklerin ve insan haklarının en geniş olduğu, demokrasinin beşiği müreffeh bir ülke olarak yer etmiştir yahut etmişti 5-10 gün öncesine kadar.

Gerçi polis şiddeti ve Irak gibi ülkelere ‘demokrasi getireceğiz’ diye milyonlarca insanın ölümüne yol açtığı bilinmekteyken!

ABD’nin emperyalist hiyerarşinin en tepesindeki egemen güç olduğu bilinmektedir.

Dünya ekonomisinin %40’ından fazlasını kontrol etmektedir.

Her ne kadar kendini dünyanın jandarması olarak görse ve devasa bir askeri güç olsa da, gözle bile görülmeyen küçücük bir virüse karşı çaresizliği yaşadığı ortada.

Peki, böyle bir ülkeye atfedilen bu ‘demokratik ülke’ yakıştırması nedir, nedendir?

* * *

22 Ocak 2020’de yayınlanan Seçim Süreci ve Çoğulculuk, Hükümetin İşleyişi, Siyasal Katılım, Siyasi Kültür ve Sivil Özgürlük gibi alanlar temel alınarak yapılan bir araştırma sonucuna göre; ABD dünyada demokratik ülkeler sıralamasında 21. sıradaymış!

Demokrasi puanlarına göre en yüksek puanı alan Norveç’i sırasıyla İzlanda, İsveç, Yeni Zelanda, Finlandiya, İrlanda, Danimarka, Kanada, Avustralya ve İsviçre takip ediyor.

Türkiye ise Gambiya, Pakistan ve Nijerya’dan sonra ancak 97. sırada kendine yer bulabiliyor.

Böyle bir sonuç doğuran böyle bir araştırmaya ne kadar güven duymak gerekir?

Batı Avrupa ülkeleri arasından değerlendirilen Türkiye, rapora göre bölgedeki tek melez rejim yani ‘kusurlu bir demokrasi!’

2019 Demokrasi Endeksi Puan Dağılımı incelendiğinde de, Türkiye’nin seçim sürecinin demokrasinin gereklerini tam olarak karşılayamadığını, çoğulculuk noktasında eksiği bulunduğunu, en düşük puanın ise sivil özgürlükler alanında alındığı görülüyor.

ABD’de ülkenin her alanında nasıl bir polis şiddeti uygulandığı dünyanın gözü önündeyken böyle bir rapor nasıl açıklanabiliyor?

İnsan hakları, sivil özgürlükler ve siyasi kültür gibi başlıklar ölçüt alındığına göre ABD’de siyahîler insan salmıyor mu? Diye düşünmek gerekmez mi?

* * *

Evet, Amerika'nın birçok yerinde trafik kurallarına herkesin harfiyen uyduğu, bu yüzden yollarda büyük bir ahenk olduğu, sollayan, makas atanı görme şansınızın çok az olduğu söylenir.

Tamam, bunlar güzel şeylerdir…

Ama polis şiddetinin her gün can aldığı, ırkçılığın ayyuka çıktığı böyle bir ülkede bunların fazla bir anlamı var mıdır?

Bu, büyük bir ironi değil midir?

Toplum önünde siyahîlere adeta 'doğaları gereği' suçu tercih ediyorlarmış gibi bir görüntü verilmiyor mu?

Virüsün öldüremediklerini siyahları da Polis öldürüyor sanki!

Sosyoekonomik hareketlilik içinde siyahîlerin yaşadıkları zorluklar, eğitim yaşamında karşılaştıkları açık ve örtük eşitsizlikler, yükselen eğitim ortalamalarına karşılık meslek edinmedeki sıkıntıları, kendilerine yaşam kuracakları mahalleleri seçerken önlerine çıkan engeller, suç ve şiddete iten nedenler sorgulanmaz, görmezden gelinirken, dünyanın en demokratik ülke sıralamasında Amerika’yı 21. sıraya koymak gülünç değil mi?